Allah’ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. Onlar da: "Hak olanı buyurdu." derler. O; yüksektir/yücedir, büyüktür.
Sebe’ Suresi’nin 23. ayeti (34:23) Mekki bir surededir; 22. cüzde, Mushaf’ın 431. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Sebe’ Suresi 23. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
23. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Allah -Subhanehu ve Teâlâ- katında kendisinin izin verdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermez ve Allah, ancak kendisinden razı olduğu kimseye şefaat etmesi için izin verir. Semaların üstünde konuştuğu zaman, meleklerin kanatlarını vurarak O'nun sözüne boyun eğip itaat etmeleri Yüce Allah'ın yüceliklerindendir. Ta ki korku, onların (meleklerin) kalplerinden giderilir ve melekler; Cebrail -aleyhisselam-'a: "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. Cebrail -aleyhisselam-: "Hak olanı buyurdu." der. Allah; zatı ve galip gelmesi ile yüce ve yüksek olandır, her şeyden büyüktür.
22. Yani ey peygamber! Hiçbir fayda ve zararı olmayan yaratılmışları Allah’a ortak koşan müşriklere, bu uydurma ortaklarının acizliklerini tartışılmaz olarak kabul edecekleri bir şekilde ve onlara ibadetin batıl olduğunu açıklayıcı olarak “de ki: Allah’ın dışında (ilah olduğunu) iddia ettiklerinize (istediğiniz kadar) yalvarın.” Allah’ın ortakları olduğunu iddia ettiklerinize dua edin, eğer sizin bu duanızın bir faydası olacaksa! Zira onlarda acizliğin bütün sebepleri mevcuttur ve yapılan duaya karşılık vermeyecekleri de bütün yönleri ile açıkça ortadadır. Onların asgari düzeyde bir şeye güç … Devamını oku
İnat ve büyüklenmenin arkasına sığınmaması için davet edilen kimseye iltifatta bulunulmalıdır.
Hidayet sahibi kimse hidayet ile yükselip yücelir iken dalalet sahibi kimse ise sapıklık ile alçalarak hakir olur.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak, tüm insan ve cinlere gönderildiği beyan edilmiştir.
23. ayetin diğer mealleri
Katında izin verdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Sonunda yüreklerindeki korku giderilince: Rabbiniz ne dedi? Derler. Onlar da: Hakk olanı (buyurdu) derler. Üstün ve en büyük O’dur.
Allah’ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefâati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da: Hak olanı buyurdu, derler. O, yücedir, büyüktür.
Allah'ın huzurunda şefaat da fayda vermez. Ancak izin verdiği kimseninki müstesna. Nihayet kalblerinden dehşet giderildiği zaman "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. (Şefaat sahipleri de): "Hakkı söyledi" derler. O, her şeyden yüksek ve büyüktür.
23. ayet kelime kelime
وَلَاwalāve
تَنفَعُtanfaʿufayda vermez
ٱلشَّفَٰعَةُl-shafāʿatuşefa'ati
عِندَهُۥٓʿindahuO'nun huzurunda
إِلَّاillābaşkasının
لِمَنْlimankimselerden
أَذِنَadhinaizin verdiği
لَهُۥlahuO'nun
حَتَّىٰٓḥattānihayet
إِذَاidhāne zaman ki
فُزِّعَfuzziʿakorku giderildi
عَنʿanonların yüreklerinden
قُلُوبِهِمْqulūbihim
قَالُوا۟qālūderler ki
مَاذَاmādhāne?
قَالَqālabuyurdu
رَبُّكُمْrabbukumRabbiniz
قَالُوا۟qālūderler
ٱلْحَقَّl-ḥaqahakkı
وَهُوَwahuwave O
ٱلْعَلِىُّl-ʿaliyuyücedir
ٱلْكَبِيرُl-kabīrubüyüktür
Bu ayetin geçtiği hadisler
Bu ayet 2 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.
Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. Güneş'i ve Ay'ı emri altına almıştır. Her biri belirli bir süreye kadar akıp giderler. İşte sizin Rabbiniz Allah’tır. Mülk O’nundur. O’ndan başka dua ettikleriniz, bir çekirdeğin zarına bile sahip değillerdir.
Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir hak ilâh olmayandır; Hayy'dır (diridir); Kayyûm'dur. (kendi zâtiyle kâimdir.) O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan, O'nun yanında kim şefaat edebilir? Onların önünde ve arkasında olan her şeyi bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun Kürsü'sü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.