İçeriğe geç

Sebe’ Suresi 51. Ayet

سورة سبإ، الآية ٥١

34:51 22. cüz 44. hizb Mushaf’ta 434. sayfa Mekki sure

34:51 ayetinin metni

وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذْ فَزِعُوا۟ فَلَا فَوْتَ وَأُخِذُوا۟ مِن مَّكَانٍ قَرِيبٍ ۝٥١

Okunuşu

walaw tarā idh faziʿū falā fawta wa-ukhidhū min makānin qarībin

Meal

(Rasûlüm!) Korkuya düştükleri zaman, onları bir görsen! Artık kurtuluş yoktur, yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Sebe’ Suresi’nin 51. ayeti (34:51) Mekki bir surededir; 22. cüzde, Mushaf’ın 434. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Sebe’ Suresi 51. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

51. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Ey Resul! O yalanlayanlar, kıyamet günü azabı bizzat gördüklerinde bundan kaçacakları ve sığınacakları bir sığınak yoktur. Onlar, ilk andan ve işin başından itibaren yakın bir yerden yakalanıvermişlerdir. Eğer sen bu durumu görseydin şaşılacak bir şey görmüş olurdun.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

51. Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: Ey Peygamber ve daha sonra senin görevini ifa etmekle yükümlü olanlar! “Dehşete kapıldıklarında onları” azabı, peygamberlerin kendilerine haber verdiği ve yalan kabul ettikleri şeyleri görecekleri vakit şu yalanlayıcıların hallerini “bir görsen!” Çok dehşetli ve korkunç bir manzara ile, görülmesine tahammül edilemeyecek son derece zorlu bir hal ile karşılaşırdın! Bu, onlar için azabın kaçınılmaz olacağı vakittir. “Artık” onlar için “kaçıp kurtulma imkanı” kaçıp sığınacakları bir yer “yoktur ve yakın bir yerden yakalanmışlardır.” Bu yakalanacakları yer, azap yerinden uzak olmayacaktır. Aksine onlar yakalanacak ve arkasından hemen ateşe atılacaklardır.

Sebe’ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

34:49 ile 35:3 arasındaki ayetlerle ilgilidir (Mushafın 434. sayfası).

  • Kıyamet günü kâfirlerin müşahede edeceği korku, çok büyük bir manzaradır.
  • İmanın fayda vereceği yer dünyadır. Çünkü dünya amel etme diyarıdır.
  • Meleklerin yaratılmasındaki büyüklük, onları yaratan Allah Teâlâ'nın azametine delalet etmektedir.

51. ayetin diğer mealleri

Onların dehşetli bir korkuya tutuldukları anı bir görsen! Geçip gitmek yok... Yakın bir yerden yakalanmışlardır.

(Rasûlüm!) Telaşa düştükleri zaman, bir görsen! Artık kurtuluş yoktur, yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Onları telaşa düştükleri zaman görsen: Artık kaçamak yoktur. Yakın yerden yakalanmışlardır.

51. ayet kelime kelime

  1. وَلَوْ walaw şayet
  2. تَرَىٰٓ tarā bir görsen
  3. إِذْ idh zaman
  4. فَزِعُوا۟ faziʿū telaşa düştükleri
  5. فَلَا falā hiçbiri kurtulamaz
  6. فَوْتَ fawta
  7. وَأُخِذُوا۟ wa-ukhidhū ve yakalanmışlardır
  8. مِن min yerden
  9. مَّكَانٍ makānin
  10. قَرِيبٍ qarībin yakın

51. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Secde 32:12

    وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا۟ رُءُوسِهِمْ عِندَ رَبِّهِمْ رَبَّنَآ أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَٱرْجِعْنَا نَعْمَلْ صَٰلِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ

    Günahkârları Rablerinin huzurunda başlarını eğip: “Rabbimiz gördük, işittik. Artık bizi geri döndür. Salih amel işleyelim. Gerçekten biz inandık” diyecekleri vakit bir görsen.

  • Kehf 18:22

    سَيَقُولُونَ ثَلَٰثَةٌ رَّابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ وَيَقُولُونَ خَمْسَةٌ سَادِسُهُمْ كَلْبُهُمْ رَجْمًۢا بِٱلْغَيْبِ وَيَقُولُونَ سَبْعَةٌ وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ قُل رَّبِّىٓ أَعْلَمُ بِعِدَّتِهِم مَّا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا قَلِيلٌ فَلَا تُمَارِ فِيهِمْ إِلَّا مِرَآءً ظَٰهِرًا وَلَا تَسْتَفْتِ فِيهِم مِّنْهُمْ أَحَدًا

    "Onlar üç kişidir; dördüncüleri de köpekleridir" diyecekler. Yine: "Beş kişidir; altıncıları köpekleridir" diyecekler. (Bunlar) gayb hakkında taş atmaktır. "Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir. De ki: Onların sayısını en iyi Rabbim bilir. Onları çok az kimseden başkası bilmez. O halde, onlar hakkında açık olarak ortaya konandan başka bir şeyi tartışma. Onlar hakkında (Ehl-i Kitap'tan hiçbir) kimseye bir şey sorma!

  • Câsiye 45:32

    وَإِذَا قِيلَ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَٱلسَّاعَةُ لَا رَيْبَ فِيهَا قُلْتُم مَّا نَدْرِى مَا ٱلسَّاعَةُ إِن نَّظُنُّ إِلَّا ظَنًّا وَمَا نَحْنُ بِمُسْتَيْقِنِينَ

    "Allah’ın verdiği söz haktır ve kıyametin kopacağında şüphe yoktur." denildiği zaman: "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnız onun hakkında (gerçekten olacağını) sadece zannediyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi değiliz" derdiniz.

  • Mü’min 40:84–85

    فَلَمَّا رَأَوْا۟ بَأْسَنَا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَحْدَهُۥ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِهِۦ مُشْرِكِينَ …

    Onlar bizim azabımızı gördüklerinde: "Yalnız Allah'a iman ettik ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik" dediler. …

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ