53:4 ayetinin metni
إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌ يُوحَىٰ ٤
Okunuşu
in huwa illā waḥyun yūḥā
Meal
(Size okuduğu) Kur'an, ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.
سورة النجم، الآية ٤
إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌ يُوحَىٰ ٤
in huwa illā waḥyun yūḥā
(Size okuduğu) Kur'an, ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.
Necm Suresi’nin 4. ayeti (53:4) Mekki bir surededir; 27. cüzde, Mushaf’ın 526. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Bu Kur'an, Yüce Allah'ın Cebrail -aleyhisselam- aracılığı ile ona vahyettiği vahiyden başka bir şey değildir.
3. “O, kendi hevâsından konuşmaz.” Onun söyledikleri, nefsinin arzusundan kaynaklanıyor değildir. 4. “O, bildirilen bir vahiyden başkası değildir.” Yani o, gerek kendisi hakkında, gerek başkası hakkında olsun kendisine vahyedilen hidâyet ve takvâdan başkasına tâbi olmamaktadır. Bu buyruk, sünnetin de Allah tarafından Rasûlü’ne bildirilen bir vahiy olduğunu göstermektedir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Allah sana Kitabı ve hikmeti indirmiştir.” (en-Nisâ, 4/113) Yine bu buyruk, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Yüce Allah ve O’nun şeriati hakkında verdiği haberlerde masum olduğuna da delildir. Çünkü onun söylediği sözler, hevâsından değildir; ona bildirilen bir vahiydir.
Necm suresinin 1-26. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 526. sayfası).
O ancak kendisine vahyedilen bir vahiydir.
O, kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.
O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir.
وعن عائشة رضي الله عنها: قالت قلت للنبي صلى الله عليه وسلم حسبك من صفية كذا وكذا. قال بعض الرواة: تعني قصيرة، فقال: "لقد قلت كلمة لو مُزجت بماء البحر لمزجته!" قالت: وحكيت له إنسانًا فقال: “ما أحب أني…
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den duyduğum, ezberlemek istediğim her şeyi yazıyordum. Kureyş bana yazmamı yasakladı ve şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den her duyduğun şeyi yazıyorsun musun?! Halbuki o da bir beşerdir, sakin ve öfkeli anında konuşur. Ben de yazmayı…
اكْتُبْ فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا يَخْرُجُ مِنْهُ إِلاَّ حَقٌّ "
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ هَدَى ٱللَّهُ فَبِهُدَىٰهُمُ ٱقْتَدِهْ قُل لَّآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْعَٰلَمِينَ
İşte bunlar Allah’ın hidâyet ettiği kimselerdir. O halde sen de onların hidâyetlerine uy. De ki: “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu (Kur'an) âlemlere bir öğütten başka bir şey değildir.”
أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا۟ مَا بِصَاحِبِهِم مِّن جِنَّةٍ إِنْ هُوَ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ
Onlar düşünmediler mi ki arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten bir eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.
وَمَا تَسْـَٔلُهُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ
Hâlbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür.
إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌۢ بِهِۦ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا۟ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينٍ
O ancak, cinlenmiş (kendisine delilik isabet eden) bir adam, öyleyse bir müddet onu (bırakıp) bekleyin.
إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا وَمَا نَحْنُ لَهُۥ بِمُؤْمِنِينَ
Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona iman etmiyoruz.
قُلْ إِنَّمَآ أَعِظُكُم بِوَٰحِدَةٍ أَن تَقُومُوا۟ لِلَّهِ مَثْنَىٰ وَفُرَٰدَىٰ ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا۟ مَا بِصَاحِبِكُم مِّن جِنَّةٍ إِنْ هُوَ إِلَّا نَذِيرٌ لَّكُم بَيْنَ يَدَىْ عَذَابٍ شَدِيدٍ
De ki: “Ben size ancak bir öğüt veriyorum: Yalnızca Allah için ikişer ikişer, birer birer kalkınız. Sonra bu arkadaşınızda bir delilik olmadığını düşününüz. O ancak şiddetli bir azabın öncesinde sizi uyaran bir peygamberdir”