İçeriğe geç

Kehf Suresi 49. Ayet

سورة الكهف، الآية ٤٩

18:49 15. cüz 30. hizb Mushaf’ta 299. sayfa Mekki sure

18:49 ayetinin metni

وَوُضِعَ ٱلْكِتَٰبُ فَتَرَى ٱلْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَٰوَيْلَتَنَا مَالِ هَٰذَا ٱلْكِتَٰبِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّآ أَحْصَىٰهَا وَوَجَدُوا۟ مَا عَمِلُوا۟ حَاضِرًا وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ أَحَدًا ۝٤٩

Okunuşu

wawuḍiʿa l-kitābu fatarā l-muj'rimīna mush'fiqīna mimmā fīhi wayaqūlūna yāwaylatanā māli hādhā l-kitābi lā yughādiru ṣaghīratan walā kabīratan illā aḥṣāhā wawajadū mā ʿamilū ḥāḍiran walā yaẓlimu rabbuka aḥadan

Meal

Kitap ortaya konur. Günahkârları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki; küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Kehf Suresi’nin 49. ayeti (18:49) Mekki bir surededir; 15. cüzde, Mushaf’ın 299. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Kehf Suresi 49. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

49. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Amel defteri ortaya konulduğunda kimisi onu sağında kimisi de solundan alır. -Ey İnsan!- Kâfirlerin, bunun içerisinde yazılı olandan korktuklarını görürsün. Çünkü önceden yapmış oldukları küfür ve isyanlarını bilmektedirler. Onlar şöyle derler: "Vay halimize ve başımıza gelen musibete! Ne oluyor bu kitaba? Yapmış olduğumuz amellerimizden küçük büyük hiçbir şey bırakmayarak hepsini sayıp dökmüş!" Onlar dünya hayatında yapmış oldukları tüm günahları sabit ve yazılı olarak bulurlar. -Ey Resul!- Rabbin hiçbir kimseye zulmetmez. Hiçbir kimseyi günahsız cezalandırmaz. Kendisine itaat etmiş kimsenin yapmış olduğu itaatin ecrinden hiçbir şey eksiltmez.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

49. İşte o vakit iyi meleklerin yazmış olduğu amel defterleri huzura getirilecek, dehşetten kalpler yerlerinden fırlayacak, bunlardan dolayı sıkıntılar büyüyecek, öyle ki sapasağlam ve sarsılmaz kayalar bile bu sıkıntılar karşısında eriyecek hale gelir. Günahkârlar da bundan alabildiğine korkacaklar. Amellerinin satır satır yazıldığını, söz ve fiillerinin tek tek tespit edilmiş olduğunu görecekleri vakit de: “Vay halimize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” diyecekler. Yani küçük olsun, büyük olsun bütün günahlarımız burada yazılıdır. Hepsi … Devamını oku

Kehf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Kehf suresinin 46-53. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 299. sayfası).

  • Kulun üzerine düşen kalıcı salih amelleri çokça yapmasıdır. O da ahiret için yapılan söz ve fiillerden oluşan salih amellerdir.
  • Kulun üzerine düşen kıyamet gününün şiddetli korkularını hatırlaması ve bu günün şiddetli korkularından kurtulmak için Allah'ın rızasına ve cennetinde bulunan nimetlere kavuşana kadar amel etmesi gerekir.
  • Allah Teâlâ meleklere selam ve saygı secdesi yapmalarını emrederek babamız Âdem -aleyhiesselâm-'ı ve beşerin bütün cinsini yüceltip ikramda bulunmuştur.
  • Ayetlerde şeytanın düşman edinilmesine teşvik vardır.

49. ayetin diğer mealleri

Kitap ortaya konulduğunda suçluların onda yazılı olandan korktuklarını görürsün. Eyvah bize, bu kitap büyük küçük bırakmamış, hepsini saymış. Yaptıklarını hazır bulurlar, Rabbin hiç kimseye zulmetmez.

Kitap ortaya konmuştur: Suçluların, onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. «Vay halimize! derler, bu nasıl kitapmış! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın (yaptıklarımızın) hepsini sayıp dökmüş!» böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.

O gün herkesin amel defteri ortaya konulmuştur. Ey Muhammed! Günahkârların, amel defterlerinden korkarak: "Eyvah bize! Bu nasıl deftermiş ki, büyük küçük hiçbir şey bırakmadan hepsini saymış dökmüş" dediklerini görürsün. Onlar, bütün yaptıklarını hazır bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.

49. ayet kelime kelime

  1. وَوُضِعَ wawuḍiʿa (ortaya) konulmuştur و ض ع
  2. ٱلْكِتَٰبُ l-kitābu Kitap ك ت ب
  3. فَتَرَى fatarā ve görürsün ر أ ي
  4. ٱلْمُجْرِمِينَ l-muj'rimīna suçluların ج ر م
  5. مُشْفِقِينَ mush'fiqīna korkarak ش ف ق
  6. مِمَّا mimmā onun içindekilerden
  7. فِيهِ fīhi
  8. وَيَقُولُونَ wayaqūlūna ve dediklerini ق و ل
  9. يَٰوَيْلَتَنَا yāwaylatanā ey vah bize
  10. مَالِ māli ne oluyor
  11. هَٰذَا hādhā bu
  12. ٱلْكِتَٰبِ l-kitābi Kitaba ك ت ب
  13. لَا lā (hiçbir şey)
  14. يُغَادِرُ yughādiru bırakmıyor غ د ر
  15. صَغِيرَةً ṣaghīratan (ne) küçük ص غ ر
  16. وَلَا walā ne de
  17. كَبِيرَةً kabīratan büyük ك ب ر
  18. إِلَّآ illā her (yaptığımız) şeyi sayıp döküyor
  19. أَحْصَىٰهَا aḥṣāhā ح ص ي
  20. وَوَجَدُوا۟ wawajadū ve bulmuşlardır و ج د
  21. مَا mā şeyleri
  22. عَمِلُوا۟ ʿamilū yaptıkları ع م ل
  23. حَاضِرًا ḥāḍiran hazır ح ض ر
  24. وَلَا walā ve
  25. يَظْلِمُ yaẓlimu zulmetmez ظ ل م
  26. رَبُّكَ rabbuka Rabbin ر ب ب
  27. أَحَدًا aḥadan kimseye أ ح د

49. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Enbiyâ 21:47

    وَنَضَعُ ٱلْمَوَٰزِينَ ٱلْقِسْطَ لِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَإِن كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا وَكَفَىٰ بِنَا حَٰسِبِينَ

    Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

  • Âl-i İmrân 3:30

    يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُّحْضَرًا وَمَا عَمِلَتْ مِن سُوٓءٍ تَوَدُّ لَوْ أَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُۥٓ أَمَدًۢا بَعِيدًا وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ

    Herkes, yaptığı bütün iyilikleri de kötülükleri de karşısında bulacağı o gün isteyecek ki, kötülükleri ile kendi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, asıl sizi kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Allah kullarına karşı da çok merhametlidir.

  • Kıyâmet 75:13

    يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ

    O günde insana önden yolladığı şeyler ile geride bıraktığı şeyler haber verilir.

  • Târık 86:9

    يَوْمَ تُبْلَى ٱلسَّرَآئِرُ

    Sırların açığa çıktığı gün.

  • Nisâ 4:40

    إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ وَإِن تَكُ حَسَنَةً يُضَٰعِفْهَا وَيُؤْتِ مِن لَّدُنْهُ أَجْرًا عَظِيمًا

    Şüphesiz Allah, zerre miktarı kadar bile haksızlık yapmaz. Bir iyilik olursa onu kat kat artırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir.

  • En’âm 6:38

    وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا طَٰٓئِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّآ أُمَمٌ أَمْثَالُكُم مَّا فَرَّطْنَا فِى ٱلْكِتَٰبِ مِن شَىْءٍ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ

    Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan bütün kuşlar, ancak sizin gibi birer ümmettirler. Biz o Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) hiçbir şeyi eksik bırakmadık; sonra (bütün bunlar) Rablerinin huzuruna getirileceklerdir.

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ