İçeriğe geç

Nisâ Suresi 40. Ayet

سورة النساء، الآية ٤٠

4:40 5. cüz 9. hizb Mushaf’ta 85. sayfa Medeni sure

4:40 ayetinin metni

إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ وَإِن تَكُ حَسَنَةً يُضَٰعِفْهَا وَيُؤْتِ مِن لَّدُنْهُ أَجْرًا عَظِيمًا ۝٤٠

Okunuşu

inna l-laha lā yaẓlimu mith'qāla dharratin wa-in taku ḥasanatan yuḍāʿif'hā wayu'ti min ladun'hu ajran ʿaẓīman

Meal

Şüphesiz Allah, zerre miktarı kadar bile haksızlık yapmaz. Bir iyilik olursa onu kat kat artırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Nisâ Suresi’nin 40. ayeti (4:40) Medeni bir surededir; 5. cüzde, Mushaf’ın 85. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Nisâ Suresi 40. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

40. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Şüphesiz Allah Teâlâ adildir, kullarına hiç zulmetmez. Kulunun yapmış olduğu iyiliklerden karınca yavrusu miktarı kadar dahi eksiltmez. Yapmış olduğu kötülüklere de hiçbir şey eklemez. Zerre miktarınca bir iyilik dahi olsa lütfuyla sevabını katlar, kat kat artırarak çok büyük sevap verir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

40. Yüce Allah kemal derecesinde adalete ve lütfa sahip olduğunu, bunların zıddı olan her türlü zulümden de -az olsun çok olsun- münezzeh olduğunu bildirerek: “Allah şüphesiz zerre ağırlığı kadar dahi zulmetmez.” buyurmaktadır. Yani bu kadarcık bir şeyi kullarının hasenatından eksiltmeyeceği gibi onların kötülüklerine de bu kadarcık bir şey ilave etmez. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Kim zerre ağırlığınca bir hayır yaparsa onu görecektir, kim de zerre ağırlığınca bir kötülük yaparsa onu görecektir.” (ez-Zilzal, 99/7-8) “Bir iyilik olursa da onu” on misline kadar … Devamını oku

Nisâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Nisâ suresinin 38-44. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 85. sayfası).

  • Kullarına az da olsa asla zulmetmemesi Allah Teâlâ'nın adaletinin kemalinden ve rahmetinin tam olmasındandır. Yaptıkları iyilikleri kat kat arttırarak onlara ihsanda bulunur.
  • Kıyamet gününün dehşetinin korkunçluğundan ve kâfirleri bekleyen azabın büyüklüğünden dolayı kâfirler toprak olmayı temenni edeceklerdir.
  • Cünüplük, namaz kılmaya ve camide kalmaya engeldir. Beklemeden mescidin içinden geçilmesinde ise bir sakınca yoktur.
  • Suyun bulunmadığı veya kullanma imkânının olmadığı durumlarda Allah, teyemmüm yapmaya izin vererek, kullarına kolaylık sağlamıştır.

40. ayetin diğer mealleri

Allah, zerre kadar haksızlık yapmaz/zulüm etmez. Bir iyilik olursa onu kat kat artırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir.

  Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez. (Kulun yaptığı iş, eğer bir kötülük ise onun cezasını adaletle verir.) İyilik olursa onu katlar (kat kat arttırır), kendinden de büyük mükâfat verir.

Şüphesiz ki Allah, hiç kimseye zerre kadar zulüm etmez. Eğer yapılan iyilik zerre kadar da olsa, onun sevabını kat kat artırır. Ve kendi katından büyük bir mükafat verir.

40. ayet kelime kelime

  1. إِنَّ inna şüphesiz
  2. ٱللَّهَ l-laha Allah
  3. لَا lā haksızlık etmez
  4. يَظْلِمُ yaẓlimu
  5. مِثْقَالَ mith'qāla kadar
  6. ذَرَّةٍ dharratin zerre
  7. وَإِن wa-in eğer
  8. تَكُ taku olsa
  9. حَسَنَةً ḥasanatan (zerre miktarı) bir iyilik
  10. يُضَٰعِفْهَا yuḍāʿif'hā onu kat kat yapar
  11. وَيُؤْتِ wayu'ti ve verir
  12. مِن min kendi katından
  13. لَّدُنْهُ ladun'hu
  14. أَجْرًا ajran bir mükafat
  15. عَظِيمًا ʿaẓīman büyük

Bu ayetin geçtiği hadisler

Sahih Kudsî hadis Sahîh-i Buhârî 7439

Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'ın rivayet ettiği kıyamet gününde yaşanacak bazı olaylar, müminlerin rablerini görmeleri, sırat köprüsü, kalbinde zerre kadar iman olan kimsenin ateşten çıkarılması ve şefaat ile ilgili hadis.

Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Biz, Yâ Rasûlallah, kıyamet gününde bizler Rabbimizi görecek miyiz? diye sorduk. Rasûlullah: «Sizler gökyüzünde bulut olmadığı zaman Güneş'i ve Ay'ı görmek için birbirinizle itişip kakışır mıydınız?» buyurdu. Biz: "Hayır öyle yapmayız." dedik…

هَلْ تُضَارُونَ فِي رُؤْيَةِ الشَّمْسِ وَالْقَمَرِ إِذَا كَانَتْ صَحْوًا ‏"‏‏.‏ قُلْنَا لاَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّكُمْ لاَ تُضَارُونَ فِي رُؤْيَةِ رَبِّكُمْ يَوْمَئِذٍ، إِلاَّ كَمَا تُضَارُونَ فِي رُؤْيَتِهِمَا ـ ثُمَّ…

Râvi: Ebû Saîd el-Hudrî + 2 başka rivayet Şerhli

Diğer hadisler (5)

40. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Lokmân 31:16

    يَٰبُنَىَّ إِنَّهَآ إِن تَكُ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ فَتَكُن فِى صَخْرَةٍ أَوْ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَوْ فِى ٱلْأَرْضِ يَأْتِ بِهَا ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ

    (Lokman, öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş, bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Şüphesiz Allah Latîf'tir/en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.”

  • En’âm 6:160

    مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ عَشْرُ أَمْثَالِهَا وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَىٰٓ إِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    Kim bir iyilikle gelirse, ona on katı (mükâfat) verilecektir. Kim de bir kötülükle gelirse, yalnızca onun karşılığı ile cezalandırılacaktır ve onlara zulmedilmez.

  • Zümer 39:69

    وَأَشْرَقَتِ ٱلْأَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ ٱلْكِتَٰبُ وَجِا۟ىٓءَ بِٱلنَّبِيِّـۧنَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَقُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    Yeryüzü, Rabbinin nuruyla aydınlanır. Kitap (amel defterleri) ortaya konur. Peygamberler ve şahitler getirilir ve zulme uğratılmaksızın aralarında adaletle hüküm verilir.

  • Nahl 16:89

    وَيَوْمَ نَبْعَثُ فِى كُلِّ أُمَّةٍ شَهِيدًا عَلَيْهِم مِّنْ أَنفُسِهِمْ وَجِئْنَا بِكَ شَهِيدًا عَلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ تِبْيَٰنًا لِّكُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرَىٰ لِلْمُسْلِمِينَ

    Her ümmetin üzerine kendi içlerinden bir şahit getirdiğimiz gün seni de onların üzerlerine şahit getiririz. Sana Kitab'ı her şeyi açıklayıcı, bir yol gösterici, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak gönderdik.

  • En’âm 6:23

    ثُمَّ لَمْ تَكُن فِتْنَتُهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ وَٱللَّهِ رَبِّنَا مَا كُنَّا مُشْرِكِينَ

    Sonra onların (bu imtihana) mazeretleri: "Rabbimiz Allah'a yemin olsun ki, biz ortak koşanlar olmadık!" demekten başka bir şey olmayacaktır.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Yûnus 10:44

    إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظْلِمُ ٱلنَّاسَ شَيْـًٔا وَلَٰكِنَّ ٱلنَّاسَ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    Şüphesiz ki Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler.

Nisâ Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ