Kasas Suresi’nin 49. ayeti (28:49) Mekki bir surededir; 20. cüzde, Mushaf’ın 391. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Kasas Suresi 49. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
49. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
-Ey Peygamber!- Onlara de ki: "Eğer Tevrat ve Kur’an’ın sihir olduğuna dair iddianızda doğru söylüyorsanız, Allah’ın katından indirilmiş, Tevrat’tan ve Kur’an’dan daha doğru olan bir kitap getirin. Böyle bir kitap getirebilirseniz ben de ona tabi olurum''
49. “De ki: Eğer doğru söylüyorsanız o halde Allah katından o ikisinden” yani Tevrat ve Kur’ân’dan “daha doğru bir kitap getirin de ben de ona uyayım.” Ancak onların da başkalarının da o kitaplara benzer bir kitap ortaya koymalarına imkânları yoktur. ünkü Yüce Allah, bu kainatı yarattığından beri ilim, hidâyet, beyan ve insanlara rahmet olmak üzere bu iki kitabın bir benzeri daha dünyaya gelmiş değildir. u buyruk, davetçinin insafının ne kadar mükemmel olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Çünkü bu sözler şu anlama gelmektedir: Benim maksadım hakkı, hidâyeti ve doğruyu bulmaktır. Ben size … Devamını oku
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Yüce Allah’ın bildirmesi dışında gaybı bilemez.
Geçen zamanın uzamasıyla ilmin izlerinin silindiği anlatılmıştır.
Kâfirlere, Allah’ın resulüne vahyettiği vahyinden daha hidayetli bir şey getirmekle meydan okunmuştur.
Kâfirlerin, kanıtlara ittiba etmeleri sebebiyle değil de, arzularına ittiba etmeleri sebebiyle olan sapıklığı bildirilmiştir.
49. ayetin diğer mealleri
De ki: Eğer doğrulardan iseniz, Allah katından bu iki kitaptan daha doğru bir kitap getirin de, ben de ona tabi olayım.
(Rasûlüm!) De ki: Eğer doğru sözlüler iseniz, Allah katından bu ikisinden (bana ve Musa’ya inen kitaplardan) daha doğru bir kitap getirin de ben ona uyayım!
(Resulüm!) De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, Allah katından bu ikisinden (bana ve Musa'ya inen kitaplardan) daha doğru bir kitap getirin de ben ona uyayım!"
Onlar ise: "Sen bize, babalarımızı bulduğumuz yoldan bizi çevirmek için ve yeryüzünde büyüklük/hüküm sadece ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de iman etmiyoruz." dediler.
Allah’ın bir kimseye, hiçbir şey indirmediğini söyleyerek, Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. De ki: Öyleyse Mûsâ’nın insanlar için aydınlatıcı ve yol gösterici olarak getirdiği, o kitabı kim indirdi? Siz onu parça parça kâğıtlara (yazıyor) bir kısmını açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler (Kur'an'la) size öğretilmiştir. (Rasûlüm) “Allah'tır” (onu indiren) de, sonra onları bırak da daldıkları sapıklarında oynayadursunlar. …
Onlara şöyle demişlerdi: "Ey kavmimiz! Biz; Mûsâ’dan sonra indirilen, kendisinden öncekini tasdik eden, hakka ve dosdoğru yola hidayet eden bir kitap dinledik."
Doğrusu biz içinde bir hidayet ve bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Rabbani âlimler ve bilginler de Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahitler olduklarından (onunla hükmederlerdi). Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerdir
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.