37:157 ayetinin metni
فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ١٥٧
Okunuşu
fatū bikitābikum in kuntum ṣādiqīna
Meal
Eğer doğru söylüyorsanız, haydi kitabınızı getirin.
سورة الصافات، الآية ١٥٧
فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ١٥٧
fatū bikitābikum in kuntum ṣādiqīna
Eğer doğru söylüyorsanız, haydi kitabınızı getirin.
Sâffât Suresi’nin 157. ayeti (37:157) Mekki bir surededir; 23. cüzde, Mushaf’ın 452. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Şayet iddianızda sadıksanız içinde delilinizi bulunduran kitabınızı getirin.
151-152. “İyi bilin ki onlar, iftira ederek” açıkça yalan söyleyerek “derler ki: Allah çocuk edindi. Onlar” bu sözlerinde “kesinlikle yalancıdırlar” ve onların bu sözlerinin bir yalan olduğu şüphesiz açıkca ortadadır. 153-154. “Yoksa erkekleri bırakıp (kendine çocuk olarak) kızları mı seçti?” ve onları tercih etti? “Ne oluyor size? Nasıl” böyle zalimce bir “hüküm veriyorsunuz?” 155. “Hiç mi düşünmüyorsunuz?” ve bu sözün batıl ve haksızca olduğunu anlamıyor musunuz? Eğer sizler iyice düşünecek olsaydınız böyle bir söz söylemezdiniz. 156. “Yoksa apaçık” herhangi bir kitap ya da bir peygamberden … Devamını oku
Sâffât suresinin 154-182. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 452. sayfası).
Eğer doğru söylüyorsanız, haydi kitabınızı getirin.
Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin!
O halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı.
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
Eğer doğru söylüyor iseniz, onu (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize!
وَإِن كُنتُمْ فِى رَيْبٍ مِّمَّا نَزَّلْنَا عَلَىٰ عَبْدِنَا فَأْتُوا۟ بِسُورَةٍ مِّن مِّثْلِهِۦ وَٱدْعُوا۟ شُهَدَآءَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
Kulumuza indirdiğimiz (Kur’an) dan bir şüpheniz varsa; haydi siz de ona benzer bir sûre getirin. Eğer doğru sözlüler iseniz, Allah’tan başka güvendiklerinizi de yardıma çağırın.
وَعَلَّمَ ءَادَمَ ٱلْأَسْمَآءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ فَقَالَ أَنۢبِـُٔونِى بِأَسْمَآءِ هَٰٓؤُلَآءِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin.” dedi.
قُلْ إِن كَانَتْ لَكُمُ ٱلدَّارُ ٱلْـَٔاخِرَةُ عِندَ ٱللَّهِ خَالِصَةً مِّن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُا۟ ٱلْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
(Ey Muhammed, onlara:) De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (Cennet) diğer insanlar için değil de yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!”
وَقَالُوا۟ لَن يَدْخُلَ ٱلْجَنَّةَ إِلَّا مَن كَانَ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ تِلْكَ أَمَانِيُّهُمْ قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
(Ehl-i kitap:) Bir de; “Yahudi ve Hristiyanlardan başkası Cennet’e giremeyecek” dediler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: “Eğer doğru söylüyorsanız (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin.”
كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسْرَٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ مِن قَبْلِ أَن تُنَزَّلَ ٱلتَّوْرَىٰةُ قُلْ فَأْتُوا۟ بِٱلتَّوْرَىٰةِ فَٱتْلُوهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Ya'kûb’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğulları'na helâl idi. De ki: ''Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.''