İçeriğe geç

Âl-i İmrân Suresi 167. Ayet

سورة آل عمران، الآية ١٦٧

3:167 4. cüz 7. hizb Mushaf’ta 72. sayfa Medeni sure

3:167 ayetinin metni

وَلِيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ نَافَقُوا۟ وَقِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ قَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوِ ٱدْفَعُوا۟ قَالُوا۟ لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًا لَّٱتَّبَعْنَٰكُمْ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ أَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْإِيمَٰنِ يَقُولُونَ بِأَفْوَٰهِهِم مَّا لَيْسَ فِى قُلُوبِهِمْ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَ ۝١٦٧

Okunuşu

waliyaʿlama alladhīna nāfaqū waqīla lahum taʿālaw qātilū fī sabīli l-lahi awi id'faʿū qālū law naʿlamu qitālan la-ittabaʿnākum hum lil'kuf'ri yawma-idhin aqrabu min'hum lil'īmāni yaqūlūna bi-afwāhihim mā laysa fī qulūbihim wal-lahu aʿlamu bimā yaktumūna

Meal

Ve münafıklık edenleri de açığa vurmak içindir. Onlara (münafıklara): “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin!” denildi de onlar; “Biz savaş olacağını bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik.” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Âl-i İmrân Suresi’nin 167. ayeti (3:167) Medeni bir surededir; 4. cüzde, Mushaf’ın 72. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 71 kârinin sesinden dinleyin.

Âl-i İmrân Suresi 167. ayeti dinleyin

71 kâriden 77 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (77)

167. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Münafıklık yapanların ortaya çıkması içindi. Onlara: "Allah yolunda savaşın ya da çokluğunuzla müslümanları savunmaya geçin!" denildiğinde; "Şayet savaş olacağını bilseydik size tabi olurduk. Ancak sizin ile müşrikler arasında savaş olacağını düşünmüyoruz." dediler. O vakitte onların hali imanlarından çok küfre yakın olduğuna delalet etmekteydi. Kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlardı. Allah, kalplerinde gizlediklerini hakkıyla bilmektedir ve bundan dolayı onları cezalandıracaktır.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 166–167. ayetler

166-167. Daha sonra Yüce Allah müslümanların ordusu ile müşriklerin ordusunun Uhud’da bir araya gelip karşılaştıkları gün, mü’minlere isabet eden öldürülme ve bozgunun kendisinin izni, kaza ve kaderi ile olduğunu, bunun geri çevrilmesinin mümkün olmadığını ve mutlaka gerçekleşecek bir şey olduğunu haber vermektedir. İlahî kader gereği olan emir yerine geldi mi artık ona teslim olmaktan başka yapacak bir şey yoktur. O pek büyük hikmetler dolayısı ile ve muazzam faydalar için bu hususu takdir edip tayin buyurmuştur. Böylelikle mü’min ile münâfık da birbirinden ayırt edilmiş olur. Çünkü … Devamını oku

Âl-i İmrân Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Âl-i İmrân suresinin 166-173. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 72. sayfası).

  • Allah Teâlâ'nın kullarını imtihan etmesi, Allah'ın koyduğu kanunlarındandır. Böylece hakiki Mümin münafıktan, doğru sözlü olan yalancıdan ayrılmış olur.
  • Allah yolunda cihadın ve şehitliğin makamı büyüktür. Şehitliğe mazhar olanların sevabı Allah Teâlâ'nın katındadır. Öyle ki Allah Teâlâ, onları en üst makamlarda ağırlayacaktır.
  • Canlarını ve mallarını Allah Teâlâ'nın yolunda harcadıkları için sahabenin fazileti, dünya ve ahirette makamlarının üstün oluşu beyan edilmiştir.

167. ayetin diğer mealleri

Ve münafıklık edenleri de açığa vurmak içindir. O münafıklara: Gelin, Allah yolunda savaşın veya müdafaada bulunun! denilmiş, Onlar da: “Biz savaş olacağını bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakındılar. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Allah onların gizlediğini çok iyi biliyor.

ve münâfıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: «Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın» denildiği zaman, «Savaşacağımızı bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik» dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, (onların içlerinde) gizlediklerini en iyi bilendir.

(166 - 167) Iki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti. Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.

167. ayet kelime kelime

  1. وَلِيَعْلَمَ waliyaʿlama ve bilmesi içindir ع ل م
  2. ٱلَّذِينَ alladhīna kimseleri
  3. نَافَقُوا۟ nāfaqū iki yüzlülük edenleri ن ف ق
  4. وَقِيلَ waqīla dendiği halde ق و ل
  5. لَهُمْ lahum onlara
  6. تَعَالَوْا۟ taʿālaw gelin ع ل و
  7. قَٰتِلُوا۟ qātilū savaşın ق ت ل
  8. فِى fī yolunda
  9. سَبِيلِ sabīli س ب ل
  10. ٱللَّهِ l-lahi Allah
  11. أَوِ awi ya da
  12. ٱدْفَعُوا۟ id'faʿū savunun د ف ع
  13. قَالُوا۟ qālū dediler ق و ل
  14. لَوْ law eğer
  15. نَعْلَمُ naʿlamu bilseydik ع ل م
  16. قِتَالًا qitālan savaş (olacağını) ق ت ل
  17. لَّٱتَّبَعْنَٰكُمْ la-ittabaʿnākum sizinle gelirdik ت ب ع
  18. هُمْ hum onlar
  19. لِلْكُفْرِ lil'kuf'ri küfre ك ف ر
  20. يَوْمَئِذٍ yawma-idhin o gün ي و م
  21. أَقْرَبُ aqrabu yakın idiler ق ر ب
  22. مِنْهُمْ min'hum ondan
  23. لِلْإِيمَٰنِ lil'īmāni imandan (çok) أ م ن
  24. يَقُولُونَ yaqūlūna söylüyorlar ق و ل
  25. بِأَفْوَٰهِهِم bi-afwāhihim ağızlarıyla ف و ه
  26. مَّا mā olmayanı
  27. لَيْسَ laysa ل ي س
  28. فِى fī içinde
  29. قُلُوبِهِمْ qulūbihim kalblerinin ق ل ب
  30. وَٱللَّهُ wal-lahu halbuki Allah
  31. أَعْلَمُ aʿlamu çok iyi bilmektedir ع ل م
  32. بِمَا bimā şeyi
  33. يَكْتُمُونَ yaktumūna içlerinde sakladıkları ك ت م

167. ayetle ilgili ayetler

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • İnşikâk 84:23

    وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ

    Hâlbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını çok iyi bilir.

  • Âl-i İmrân 3:157

    وَلَئِن قُتِلْتُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوْ مُتُّمْ لَمَغْفِرَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَحْمَةٌ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

    Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

  • Fetih 48:11

    سَيَقُولُ لَكَ ٱلْمُخَلَّفُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ شَغَلَتْنَآ أَمْوَٰلُنَا وَأَهْلُونَا فَٱسْتَغْفِرْ لَنَا يَقُولُونَ بِأَلْسِنَتِهِم مَّا لَيْسَ فِى قُلُوبِهِمْ قُلْ فَمَن يَمْلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا إِنْ أَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ نَفْعًۢا بَلْ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًۢا

    Geride kalan bedeviler, sana: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bizim için bağışlanma dile!" diyeceklerdir. Kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: "Eğer Allah, size bir zarar veya fayda vermek isterse; kim sizin için bir şeye sahip olabilir? Oysa hayır! Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır."

Âl-i İmrân Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

21 Ekim 2026 Çarşamba 10 جمادى الأولى 1448 هـ