Biz bir ayeti değiştirip yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır! Onların çoğu bilmezler.
Nahl Suresi’nin 101. ayeti (16:101) Mekki bir surededir; 14. cüzde, Mushaf’ın 278. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Nahl Suresi 101. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
101. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Eğer Kur’an’dan bir ayetin hükmünü başka bir ayetle kaldırsak -Yüce Allah, bir hikmete bağlı olarak Kur’an’dan hangi hükmün kaldırılıp, hangilerinin kaldırılmayacağını en iyi bilendir- hemen şöyle derler: -Ey Muhammed!- Muhakkak sen, Allah’a karşı yalanlar uyduran bir yalancısın. Tam aksine; onların çoğu bir hükmün, kusursuz ilahi bir hikmetten ötürü kaldırılmış olduğunu bilmezler.
101. Yüce Allah, bu Kur’an-ı Kerim’i yalanlayan kimselerin kendi lehlerine delil olacak şeyler aradıklarını söz konusu etmektedir. Şöyle ki Yüce Allah -ki O, hükümleri teşri’ eden, hikmeti sonsuz ve mutlak hüküm koyucudur- hikmet ve rahmeti dolayısıyla bir hükmü değiştirerek onun yerine bir başka hüküm koyabilir. İşte yalanlayıcılar bunu gördükleri zaman, Allah Rasûlünü ve onun getirdiklerini tenkide kalkışıp: “Sen ancak bir iftiracısın” dediler. Yüce Allah ise bunlara: “Hayır, onların çoğu bilmezler” diye cevap vermektedir. Onlar arasında Rablerini de şeriatini de bilmeyen cahiller vardır. Bilindiği gibi cahil kimselerin tenkitlerine itibar edilmez. Çünkü bir şeyi tenkit etmek için ona dair bilgi sahibi olmak, o şeyin ihtiva ettiği övülmeyi ve tenkidi gerektiren şeyleri bilmek gerekir.
İmanla beraber işlenilen salih ameller hayatı güzel kılar.
Şeytanın şerrinden selamette olmanın yolu, Allah’a iltica etmek ve şerrinden O'na sığınmaktır.
Müminlerin üzerine düşen, Kur’an’ı önder edinmeleri, bilgisiyle yetişmeleri, ahlakıyla ahlaklanmaları ve onun ışığıyla aydınlanmalarıdır. Böylece Kur'an ile dinî ve dünyevi işleri dosdoğru olur.
Vahyin indiği dönemde, Kur’an’ın bazı hükümlerinin kaldırılması hikmet gereği gerçekleşmiştir. Bu hikmet maslahatların/faydaların, yaşanan olaylar ve insani koşulların değişmesinin gözetilmesidir.
101. ayetin diğer mealleri
Bir ayeti başka bir ayetin yerine getirip değiştirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini çok iyi bilir- “Sen ancak iftiracısın" dediler. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.
Biz, bir âyetle bir âyetin yerini değiştirdiğimiz zaman ki Allah, neyi indireceğini çok iyi bilir «Sen ancak bir iftiracısın» dediler. Hayır; onların çoğu bilmezler.
Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman Allah ne indirdiğini pek iyi bilmiş iken kâfirler Peygambere: "Sen, ancak bir iftiracısın" dediler. Hayır öyle değil; onların çoğu bilmezler.
Biz neshettiğimiz veya unutturduğumuz bir ayetin yerine ya ondan daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah’ın her şeye gücünün yettiğini bilmez misin?
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Andolsun ki, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan muhakkak: "Allah" diyeceklerdir.De ki: "Hamt Allah'adır." Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.
Allah hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının mülkiyetinde bulunan bir kul ile kendisine tarafımızdan güzel bir rızık verip de ondan gizli ve açık verip, duran kişiyi örnek verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamt Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: “Delilinizi getirin. İşte bu, benimle birlikte olanların zikri (kitabı) ve (bu da) benden öncekilerin zikri (kitabı)!” Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.