rabbanā innī askantu min dhurriyyatī biwādin ghayri dhī zarʿin ʿinda baytika l-muḥarami rabbanā liyuqīmū l-ṣalata fa-ij'ʿal afidatan mina l-nāsi tahwī ilayhim wa-ur'zuq'hum mina l-thamarāti laʿallahum yashkurūna
Meal
'Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.''
İbrâhîm Suresi’nin 37. ayeti (14:37) Mekki bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 260. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
İbrâhîm Suresi 37. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
37. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Rabbimiz! Zürriyetimden olan oğlum İsmail ve oğullarını ekin bitmeyen, su çıkmayan Beytu'l Haram'ın yanında bir vadiye (Mekke'ye) yerleştirdim. Rabbimiz! Namazlarını dosdoğru kılmaları için bunu böyle yaptım. -Ey Rabbim!- İnsanların kalplerini onlara çevir ki, onları ve bu beldeyi sevsinler. Onları ürünlerle rızıklandır, umulur ki onlara vermiş olduğun nimetlerden dolayı sana şükrederler.
37. İbrahim, Hacer’i ve oğlu İsmail’i daha süt emmekte olan bir çocuk iken Şam topraklarından getirmiş, Mekke’de bırakmıştı. O sırada Mekke’de oturan hiçbir kimse yoktu. Ne ses verecek, ne de sese karşılık verecek kimse bulunmuyordu. İbrahim ikisini oraya yerleştirince Rabbine dua etti ve yalvarıp yakararak, O’na tevekkül ederek şunları söyledi: “Rabbim! Ben zürriyetimden bir kısmını” hepsini değil, çünkü İshak da diğer çocukları da Şam’da bulunuyordu. Mekke’de yalnızca İsmail’i ve onun soyundan gelecekleri yerleştirmişti. “senin mukaddes evinin yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim.” … Devamını oku
İbrahim -aleyhisselatu vesselam-'ın hakkında dua ettiği Mekke'nin fazileti beyan edilmiştir.
Şüphesiz ki insanın itaat ve kulluk mertebelerindeki makamı ne kadar yükselirse yükselsin, kendi nefsi ve zürriyeti için şirkin büyüğünden ve küçüğünden korkması gerekir.
İbrahim -aleyhisselatu vesselam-'ın duası, kulun makamı ne kadar yükselirse yükselsin, Allah'ın katında fakir ve O'na muhtaç olarak kalmaya devam ettiğine delalet eder.
Eğitim metotlarından biri de; çocukların salih olmaları, doğru inanca sahip olmaları, dinin emir ve yasaklarını yerine getirmede muvaffak olmaları için dua etmektir.
37. ayetin diğer mealleri
Rabbimiz! Ben çocuklarımdan kimini, namaz kılmaları için Senin Beyt-i Harem'inin yanında, ziraat yapılmayan bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! İnsanların gönüllerini onlara meylettir, onları meyvelerle rızıklandır. Umulur ki şükrederler.
«Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Beyti Harem'inin (Kâbe'nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vâdiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl ve meyvelerden bunlara rızık ver! Umulur ki bu nimetlere şükrederler.»
"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyt-i Haram'ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler.
وعن بن عباس رضي الله عنهما قال: جاء إبراهيم صلى الله عليه وسلم بأم إسماعيل وبابنها إسماعيل وهي ترضعه حتى وضعها عند البيت عند دوحة فوق زمزم في أعلى المسجد وليس بمكة يومئذ أحد وليس بها ماء، فوضعهما هناك، ووضع عندهما…
Hani İbrahim: "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl! Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli ürünlerle rızıklandır" demişti. Allah da: “İnkâr edeni az bir süre (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır, sonra onu Cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti.