İçeriğe geç

İbrâhîm Suresi 37. Ayet

سورة ابراهيم، الآية ٣٧

14:37 13. cüz 26. hizb Mushaf’ta 260. sayfa Mekki sure

14:37 ayetinin metni

رَّبَّنَآ إِنِّىٓ أَسْكَنتُ مِن ذُرِّيَّتِى بِوَادٍ غَيْرِ ذِى زَرْعٍ عِندَ بَيْتِكَ ٱلْمُحَرَّمِ رَبَّنَا لِيُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ فَٱجْعَلْ أَفْـِٔدَةً مِّنَ ٱلنَّاسِ تَهْوِىٓ إِلَيْهِمْ وَٱرْزُقْهُم مِّنَ ٱلثَّمَرَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ ۝٣٧

Okunuşu

rabbanā innī askantu min dhurriyyatī biwādin ghayri dhī zarʿin ʿinda baytika l-muḥarami rabbanā liyuqīmū l-ṣalata fa-ij'ʿal afidatan mina l-nāsi tahwī ilayhim wa-ur'zuq'hum mina l-thamarāti laʿallahum yashkurūna

Meal

'Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.''

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

İbrâhîm Suresi’nin 37. ayeti (14:37) Mekki bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 260. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

İbrâhîm Suresi 37. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

37. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Rabbimiz! Zürriyetimden olan oğlum İsmail ve oğullarını ekin bitmeyen, su çıkmayan Beytu'l Haram'ın yanında bir vadiye (Mekke'ye) yerleştirdim. Rabbimiz! Namazlarını dosdoğru kılmaları için bunu böyle yaptım. -Ey Rabbim!- İnsanların kalplerini onlara çevir ki, onları ve bu beldeyi sevsinler. Onları ürünlerle rızıklandır, umulur ki onlara vermiş olduğun nimetlerden dolayı sana şükrederler.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

37. İbrahim, Hacer’i ve oğlu İsmail’i daha süt emmekte olan bir çocuk iken Şam topraklarından getirmiş, Mekke’de bırakmıştı. O sırada Mekke’de oturan hiçbir kimse yoktu. Ne ses verecek, ne de sese karşılık verecek kimse bulunmuyordu. İbrahim ikisini oraya yerleştirince Rabbine dua etti ve yalvarıp yakararak, O’na tevekkül ederek şunları söyledi: “Rabbim! Ben zürriyetimden bir kısmını” hepsini değil, çünkü İshak da diğer çocukları da Şam’da bulunuyordu. Mekke’de yalnızca İsmail’i ve onun soyundan gelecekleri yerleştirmişti. “senin mukaddes evinin yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim.” … Devamını oku

İbrâhîm Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

İbrâhîm suresinin 34-42. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 260. sayfası).

  • İbrahim -aleyhisselatu vesselam-'ın hakkında dua ettiği Mekke'nin fazileti beyan edilmiştir.
  • Şüphesiz ki insanın itaat ve kulluk mertebelerindeki makamı ne kadar yükselirse yükselsin, kendi nefsi ve zürriyeti için şirkin büyüğünden ve küçüğünden korkması gerekir.
  • İbrahim -aleyhisselatu vesselam-'ın duası, kulun makamı ne kadar yükselirse yükselsin, Allah'ın katında fakir ve O'na muhtaç olarak kalmaya devam ettiğine delalet eder.
  • Eğitim metotlarından biri de; çocukların salih olmaları, doğru inanca sahip olmaları, dinin emir ve yasaklarını yerine getirmede muvaffak olmaları için dua etmektir.

37. ayetin diğer mealleri

Rabbimiz! Ben çocuklarımdan kimini, namaz kılmaları için Senin Beyt-i Harem'inin yanında, ziraat yapılmayan bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! İnsanların gönüllerini onlara meylettir, onları meyvelerle rızıklandır. Umulur ki şükrederler.

«Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Beyti Harem'inin (Kâbe'nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vâdiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl ve meyvelerden bunlara rızık ver! Umulur ki bu nimetlere şükrederler.»

"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyt-i Haram'ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler.

37. ayet kelime kelime

  1. رَّبَّنَآ rabbanā Rabbimiz
  2. إِنِّىٓ innī ben
  3. أَسْكَنتُ askantu yerleştirdim
  4. مِن min (bazısını)
  5. ذُرِّيَّتِى dhurriyyatī çocuklarımdan
  6. بِوَادٍ biwādin bir vadiye
  7. غَيْرِ ghayri olmayan
  8. ذِى dhī sahibi
  9. زَرْعٍ zarʿin ekin
  10. عِندَ ʿinda yanında
  11. بَيْتِكَ baytika senin evinin
  12. ٱلْمُحَرَّمِ l-muḥarami mukaddes
  13. رَبَّنَا rabbanā Rabbimiz
  14. لِيُقِيمُوا۟ liyuqīmū kılsınlar diye
  15. ٱلصَّلَوٰةَ l-ṣalata namazı
  16. فَٱجْعَلْ fa-ij'ʿal artık kıl
  17. أَفْـِٔدَةً afidatan gönüllerini
  18. مِّنَ mina birtakım
  19. ٱلنَّاسِ l-nāsi insanların
  20. تَهْوِىٓ tahwī meylettir
  21. إِلَيْهِمْ ilayhim onlara
  22. وَٱرْزُقْهُم wa-ur'zuq'hum ve onları rızıklandır
  23. مِّنَ mina (çeşitli)
  24. ٱلثَّمَرَٰتِ l-thamarāti meyvalarla
  25. لَعَلَّهُمْ laʿallahum umulur ki
  26. يَشْكُرُونَ yashkurūna şükrederler

Bu ayetin geçtiği hadisler

Hüküm yok Riyâzü's-Sâlihîn 1867

İbni Abbas (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: İbrahim (sallallahu aleyhi vesellem) İsmail’in annesi Hacer ile emzirmekte olduğu İsmail’i alıp Mekke’ye getirdi. Onları Kabe’nin üst tarafında zemzemin yukarısındaki büyük bir ağacın altına bıraktı. O zamanlar Mekke’de kimse bulunmadığı gibi…

وعن بن عباس رضي الله عنهما قال‏:‏ جاء إبراهيم صلى الله عليه وسلم بأم إسماعيل وبابنها إسماعيل وهي ترضعه حتى وضعها عند البيت عند دوحة فوق زمزم في أعلى المسجد وليس بمكة يومئذ أحد وليس بها ماء، فوضعهما هناك، ووضع عندهما…

+ 3 başka rivayet

Diğer hadisler (4)

37. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Âl-i İmrân 3:96–97

    إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِى بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِّلْعَٰلَمِينَ …

    İnsanlar için (mabed olarak) kurulan ilk ev şüphesiz Mekke'deki mübarek ve âlemlere hidayet kaynağı olan (Kâbe) dir. …

  • İbrâhîm 14:39

    ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى وَهَبَ لِى عَلَى ٱلْكِبَرِ إِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ إِنَّ رَبِّى لَسَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ

    'Hamt, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.''

  • Bakara 2:126

    وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ رَبِّ ٱجْعَلْ هَٰذَا بَلَدًا ءَامِنًا وَٱرْزُقْ أَهْلَهُۥ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ مَنْ ءَامَنَ مِنْهُم بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ قَالَ وَمَن كَفَرَ فَأُمَتِّعُهُۥ قَلِيلًا ثُمَّ أَضْطَرُّهُۥٓ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلنَّارِ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    Hani İbrahim: "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl! Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli ürünlerle rızıklandır" demişti. Allah da: “İnkâr edeni az bir süre (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır, sonra onu Cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti.

  • Mâide 5:118

    إِن تُعَذِّبْهُمْ فَإِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَإِن تَغْفِرْ لَهُمْ فَإِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Eğer onlara azap edersen, onlar şüphesiz senin kullarındır. Şayet onları bağışlarsan, şüphesiz sen Aziz ve Hakim olansın.

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ