qālat lahum rusuluhum in naḥnu illā basharun mith'lukum walākinna l-laha yamunnu ʿalā man yashāu min ʿibādihi wamā kāna lanā an natiyakum bisul'ṭānin illā bi-idh'ni l-lahi waʿalā l-lahi falyatawakkali l-mu'minūna
Meal
Peygamberleri, onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Müminler ancak Allah’a tevekkül etsinler.”
İbrâhîm Suresi’nin 11. ayeti (14:11) Mekki bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 257. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
İbrâhîm Suresi 11. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
11. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Rasûlleri onlara cevap vererek şöyle dediler: Biz de ancak sizin gibi beşeriz. Bunda sizinle aynı olduğumuzu inkâr etmiyoruz. Ancak bu hususta eşit olmaları her konuda denk olmalarını gerektirmez. Yüce Allah kullarından dilediğine özel nimetler lutfeder. İnsanlara göndermek için aralarından rasûller seçer. Yüce Allah'ın dilemesi olmadan sizlerin bizlerden istediğiniz delilleri size getirmemiz bizim gücümüz dahilinde değildir. Bilakis Yüce Allah bunu tek başına yapmaya kadirdir. Müminlerin bütün işlerinde yalnızca Yüce Allah'a itimat edip güvenmeleri gerekir.
11. Kavimlerinin bu teklif ve itirazlarına cevap olmak üzere: “Peygamberleri onlara şöyle dedi: (Evet,) biz ancak sizin gibi bir insanız.” Bizim de sizler gibi bir insan olduğumuz doğrudur, gerçektir. “Fakat” bu, size getirdiklerimizin hak olmamasını gerektirmez. Çünkü “Allah kulları arasından dilediği kimselere lütufta bulunur.” Allah, bize vahiy ve risalet vermeyi lütfetmiş ise bu, O’nun lütuf ve ihsanından dolayıdır. Hiç kimse Allah’ın lütfuna sınır koyamaz, O’nun ihsanını engelleyemez. Siz, size getirdiklerimize bakın. Hak ise kabul edin, değilse kabul etmeyin. Bizim durumumuzu ileri … Devamını oku
Şüphesiz ki resuller ve peygamberler, âdemoğlundan insanlardır. Ancak Allah Teâlâ, onları âdemoğlu arasından risaleti taşıma ile üstün kılmış ve seçmiştir.
Toplumu değiştirmek isteyen davetçinin, sayısız zorluklarla karşılaşacağını bilmesi gerekir. Bunlardan bazısı; kovulmak, sürgün edilmek, sözlü ve fiilî eziyetlere maruz kalmaktır.
Şüphesiz ki davetçi ve salih kimselere, yeryüzünde halife kılınacaklarına ve yardım edileceklerine dair söz verilmiştir.
Kâfirlerin küfründen dolayı salih amellerinin iptal edilip onlara itibar edilmeyeceği açıklanmıştır.
11. ayetin diğer mealleri
Peygamberleri onlara dedi ki: Biz ancak sizin gibi birer insanız ama Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah’ın izni olmadıkça biz size delil getirmemiz mümkün değildir. Müminler sadece Allah’a tevekkül etsinler.
Peygamberleri onlara dediler ki: «(Evet) biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah’ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.»
Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz ancak sizin gibi bir insanız, ama Allah kullarından dilediğine nimetini lütfeder. Ve Allah'ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemize imkan yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.
Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra da tevbe ile O'na dönün ki, sizi belli bir süreye kadar güzel bir şekilde geçindirip, yaşatsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Şayet yüz çevirirseniz, şüphesiz ben o zaman sizin hakkınızda o büyük günün azabından korkarım.
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Gizli konuşmalar şeytandandır. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça, Müminler'e hiçbir zarar veremez. Öyle ise Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.
O kendi emri ile kullarından dilediği kimseler üzerine vahiy ile melekleri: ‘Benden başka hiçbir ilah olmadığını bildirin. O halde benden korkun’ desinler diye indirir.
Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani bir topluluk size (saldırmak için) elini uzatmıştı da Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah’tan sakının/takvalı olun. Müminler ancak Allah’a tevekkül etsinler.