İçeriğe geç

Sekine ayetleri (huzur ayetleri)

آيات السكينة

Bakara 248 · Tevbe 26 ve 40 · Fetih 4, 18 ve 266 ayet

Sekine ayetleri, Kur’an’da sekînenin, yani Allah’ın Resûlü’ne ve müminlerin kalplerine indirdiği huzur ve sükûnetin anıldığı altı ayettir: Bakara 248, Tevbe 26 ve 40, Fetih 4, 18 ve 26. Arapça metinlerini meali ve tefsiriyle okuyun, ayet ayet dinleyin.

2. Bakara سورة البقرة

وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ ءَايَةَ مُلْكِهِۦٓ أَن يَأْتِيَكُمُ ٱلتَّابُوتُ فِيهِ سَكِينَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌ مِّمَّا تَرَكَ ءَالُ مُوسَىٰ وَءَالُ هَٰرُونَ تَحْمِلُهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ ۝٢٤٨

248. Peygamberleri onlara, “Onun hükümdarlığının alameti, size sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden gelen bir huzur, Mûsâ ailesinin ve Hârûn ailesinin bıraktıklarından kalanlar vardır ve onu melekler taşır. Eğer iman etmişseniz, bunda sizin için apaçık delil vardır” dedi.

Ayet sayfası

9. Tevbe سورة التوبة

ثُمَّ أَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَأَنزَلَ جُنُودًا لَّمْ تَرَوْهَا وَعَذَّبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ ۝٢٦

26. Sonra Allah, Rasûlüne ve Müminlere sükûnet/huzur indirdi ve görmediğiniz ordular indirdi ve kâfirlere azap etti. Kâfirlerin cezası işte budur.

Ayet sayfası

إِلَّا تَنصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ ٱللَّهُ إِذْ أَخْرَجَهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ثَانِىَ ٱثْنَيْنِ إِذْ هُمَا فِى ٱلْغَارِ إِذْ يَقُولُ لِصَٰحِبِهِۦ لَا تَحْزَنْ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَنَا فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَيْهِ وَأَيَّدَهُۥ بِجُنُودٍ لَّمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلسُّفْلَىٰ وَكَلِمَةُ ٱللَّهِ هِىَ ٱلْعُلْيَا وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ ۝٤٠

40. Eğer siz ona (Rasûlullah'a) yardım etmezseniz, ona Allah yardım etmiştir. Hani, kâfirler onu iki kişiden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den) çıkarmışlardı. O ikisi mağaradaydı. O, arkadaşına: "Üzülme! Çünkü Allah bizimle beraberdir." diyordu. Allah, O’na sükûnet/huzur vermiş ve onu görmediğiniz ordularla desteklemiştir. Kâfirlerin sözünü alçaltmıştır. Allah'ın kelimesi ise, o en yücedir. Allah Aziz'dir, Hakîm'dir.

Ayet sayfası

48. Fetih سورة الفتح

هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ فِى قُلُوبِ ٱلْمُؤْمِنِينَ لِيَزْدَادُوٓا۟ إِيمَٰنًا مَّعَ إِيمَٰنِهِمْ وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا ۝٤

4. İmanlarına iman katmaları için Müminlerin kalplerine huzur indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah; Alîm'dir, Hakim'dir.

Ayet sayfası

لَّقَدْ رَضِىَ ٱللَّهُ عَنِ ٱلْمُؤْمِنِينَ إِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ ٱلشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِى قُلُوبِهِمْ فَأَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ عَلَيْهِمْ وَأَثَٰبَهُمْ فَتْحًا قَرِيبًا ۝١٨

18. Muhakkak o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o Müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, üzerlerine huzur indirmiş ve onlara yakın bir fetih vermiştir.

Ayet sayfası

إِذْ جَعَلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَأَلْزَمَهُمْ كَلِمَةَ ٱلتَّقْوَىٰ وَكَانُوٓا۟ أَحَقَّ بِهَا وَأَهْلَهَا وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا ۝٢٦

26. Zira kâfirler, kalplerine taassubu/bağnazlığı, (hem de) cahiliye bağnazlığını yerleştirmişlerdi. Allah da Rasûlüne ve Müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onları takva sözüne (kelime-i tevhide) bağlı kıldı. Zaten onlar buna layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.

Ayet sayfası

Altı sekine ayeti ve bağlamları

  1. Tâlût kıssasında Tâbût (sandık)Bakara 2:248
  2. Huneyn SavaşıTevbe 9:26
  3. Hicret’te mağaraTevbe 9:40
  4. HudeybiyeFetih 48:4
  5. Ağaç altındaki biat (Rıdvan Biatı)Fetih 48:18
  6. Hudeybiye: cahiliye taassubuFetih 48:26

İbnü’l-Kayyim’e göre sekine

İbnü’l-Kayyim, Medâricü’s-Sâlikîn’de şöyle der:

“Sekînenin aslı, korkuların şiddetiyle sarsıldığı anda Allah’ın kulunun kalbine indirdiği huzur, vakar ve sükûnettir; artık başına gelenlerle sarsılmaz, imanı artar, yakîni güçlenir ve sebat bulur. Bu yüzden Allah Teâlâ, onu Resûlü’ne ve müminlere endişe ve sarsıntı anlarında indirdiğini haber verir: Hicret günü, o ve arkadaşı mağaradayken düşman başlarının üstündeydi (içlerinden biri ayaklarının altına baksa onları görecekti); Huneyn günü, kâfirlerin şiddeti karşısında kimse kimseye dönüp bakmadan geri kaçtıklarında; Hudeybiye günü de kâfirlerin kendilerine hükmetmesinden ve nefislerin taşıyamayacağı şartlarına boyun eğmekten kalpleri sarsıldığında…”

Arapça metin

«وأصل السكينة هي الطمأنينة والوقار والسكون الذي ينزله الله في قلب عبده عند اضطرابه من شدة المخاوف، فلا ينزعج بعد ذلك لما يرد عليه، ويوجب له زيادة الإيمان، وقوة اليقين، والثبات، ولهذا أخبر سبحانه عن إنزالها على رسوله وعلى المؤمنين في مواضع القلق والاضطراب كيوم الهجرة، إذ هو وصاحبه في الغار، والعدو فوق رءوسهم، لو نظر أحدهم إلى ما تحت قدميه لرآهما، وكيوم حنين حين ولوا مدبرين من شدة بأس الكفار لا يلوي أحد منهم على أحد، وكيوم الحديبية حين اضطربت قلوبهم من تحكم الكفار عليهم، ودخولهم تحت شروطهم التي لا تحملها النفوس…»

İbnü’l-Kayyim, Medâricü’s-Sâlikîn

Hocası İbn Teymiyye hakkında da şunu aktarır:

“Şeyhülislâm İbn Teymiyye, Allah ona rahmet etsin, işler kendisine ağır geldiğinde sekine ayetlerini okurdu. Onu, hastalığı sırasında başına gelen, akılların taşıyamayacağı büyük bir sıkıntıyı anlatırken dinledim: gücünün zayıf düştüğü o sırada kendisine görünen şeytanî ruhlarla bir mücadele. Şöyle dedi: ‘Durum bana çok ağırlaşınca yakınlarıma ve etrafımdakilere: Sekine ayetlerini okuyun, dedim. Sonra o hâl benden kalktı ve hiçbir şeyim kalmadan doğrulup oturdum.’ Ben de kalp başına gelenlerle sarsıldığında bu ayetleri okumayı denedim ve onun sükûnet ve huzur bulmasında büyük bir etkisini gördüm.”

Arapça metin

«وكان شيخ الإسلام ابن تيمية رحمه الله إذا اشتدت عليه الأمور: قرأ آيات السكينة. وسمعته يقول في واقعة عظيمة جرت له في مرضه تعجز العقول عن حملها، من محاربة أرواح شيطانية ظهرت له إذ ذاك في حال ضعف القوة، قال: فلما اشتد علي الأمر قلت لأقاربي ومن حولي: اقرأوا آيات السكينة، قال: ثم أقلع عني ذلك الحال، وجلست وما بي قَلَبَة. وقد جربت أنا أيضا قراءة هذه الآيات عند اضطراب القلب مما يرد عليه، فرأيت لها تأثيرا عظيما في سكونه وطمأنينته.»

İbnü’l-Kayyim, Medâricü’s-Sâlikîn

Korku, keder ya da fitne anlarında Allah’ın kalbi sabit kılması umuduyla sekine ayetlerini okumakta bir sakınca yoktur; yeter ki bu şekilde okumanın dinen müstehap olduğu söylenmesin ve Kur’an ile Sünnet’te sabit olan zikir ve dualar gibi bir ibadete dönüştürülmesin.

Açıklama: el-Muhtasar

2:248. Peygamberleri onlara tekrar şöyle dedi: Onun sizin üzerinize hükümdar olarak seçildiğinin doğruluğunu gösteren alamet, Allah'ın, sandığı tekrar size geri döndürmesidir. -Bu, İsrâiloğulları'nın çok değer verdiği ve ellerinden alınmış bir sandıktır- Onunla beraber huzur vardır. Musa ve Harun ailesinin geriye bıraktığı asa ve levhaların olduğu bir sandıktır. Eğer gerçek Müminlerseniz, bu durumda sizin için apaçık alametler vardır.

9:26. Düşmanınızdan kaçmanızdan sonra Allah, peygamberi ve Müminlerin üzerine rahatlık indirmiş ve böylece sizler savaşta sebat etmiştiniz. Görmediğiniz melekler indirmiş, kâfirlere ise öldürülme, esir alınma ve mallarının ele geçirilmesi ile azap etmişti. Onların cezalandırıldığı bu cezanın sebebi, onların peygamberlerini yalanlamaları ve O'nun getirdiklerinden yüz çevirmeleriydi.

9:40. -Ey Müminler!- Eğer sizler Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yardım etmez ve onun Allah yolunda cihat çağrısına icabet etmezseniz, Allah ona yardım etmiştir. Hani, müşrikler onu ve beraberinde olan Ebu Bekir -radıyallahu anh-'ı yanlarında üçüncü bir kimse yokken iki kişiden biri olarak çıkarmışlardı. O ikisi mağaradaydı. Onları arayan kâfirlerden saklanıyorlardı. Ebu Bekir -radıyallahu anh-, müşriklerin Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yakalamalarından korktuğunda, Rasûlullah -sallallahu aleyhive sellem-, arkadaşı Ebu Bekir'e: "Üzülme! Çünkü Yüce Allah yardımı ve desteği ile bizimle beraberdir." diyordu. Bunun üzerine Allah, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kalbine sükûnet/huzur vermiş ve onu meleklerden oluşan görmediğiniz ordularını indirerek desteklemişti. Allah, böylece müşriklerin sözünü alçaltmış ve İslam'ı yücelterek Allah'ın kelimesini üstün kılmıştır. Allah Teâlâ, zatında üstünlüğü ve mülkü ile yücedir. İşleri çekip çevirmesinde, takdirinde ve dininde hikmet sahibidir.

48:4. İmanlarına iman katmak için Müminlerin kalplerine sebatı ve sükûneti indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları sadece Allah'ındır. O, orduları ile kullarından dilediğine yardım eder. Allah, kullarının yararına olan şeyleri hakkıyla bilendir. Yardım ve desteğinde çok hikmet sahibidir.

48:18. Allah, Hudeybiye'de Rıdvan biatinde ağacın altında biat eden Müminlerden razı olmuştur. Onların kalplerindeki imanı, ihlası ve doğruluğu bilmiş ve onların kalplerine huzur indirmiştir. Buna karşılık olmak üzere ve Mekke'ye giremediklerinden dolayı elde edemediklerinin bir telafisi olarak kendilerini yakın bir fetih olan Hayber'in Fethi ile mükâfatlandırmıştır.

48:26. Allah'ı ve O'nun resulünü inkâr edenler, kalplerine cahiliye taassubunu yerleştirip de kendilerini hakkı gerçekleştirmeye bağlı kılmak yerine sadece hevâya bağlı kılıp Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Hudeybiye yılında Mekke'ye girmesi sebebiyle kendilerini yeneceğine dair korkuya kapılıp Mekke'ye girmesinden korktuklarında Allah da, katından kendi elçisine ve Müminlere huzur ve güvenini indirdi. Böylece kızgınlıkları, müşriklerin onlara yaptıklarının aynısını müşriklere yapmaya sevk etmedi. Allah, Müminleri hak söze kelime-i tevhide (Allah'tan başka ibadet edilecek hak ilah olmadığına) bağlı kıldı ve onların bu hak sözü hakkı ile yerine getirmelerini sağladı. Zaten Müminler kalplerinde var olan ve Allah'ın bildiği hayır sebebi ile hak sözü yerine getirmek hususunda herkesten daha layık ve ehil kimselerdi. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kayıtlarım

Bu cihazda kalır ve asla gönderilmez. Son 30 kayıt saklanır.

    21 Ekim 2026 Çarşamba 10 جمادى الأولى 1448 هـ