En’âm Suresi’nin 24. ayeti (6:24) Mekki bir surededir; 7. cüzde, Mushaf’ın 130. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
En’âm Suresi 24. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
24. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
-Ey Muhammed!- Onların şirki kendilerinden uzak sayarak kendilerini nasıl yalanladıklarına bir bak. Dünya hayatında Allah'a ortak uydurdukları ilahları onları yüzüstü bırakıp kaybolup gitti.
24. “Bak,” Onların bu sözlerine ve hallerine hayretle bir bak “kendi aleyhlerine nasıl da yalan söylediler” yani sonuçta kendilerini zarara uğratan ve -Allah’a andolsun ki- son derece hüsran ile karşı karşıya bırakan bir şekilde nasıl da yalan söylediler “ve uydurdukları şeyler” Yani Allah ile birlikte ortak olduklarını iddia ettikleri varlıklar “nasıl da önlerinden kaybolup gitti!” Yüce Allah onların söylediklerinden alabildiğine yücedir, münezzehtir.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Kur'an ile gönderilmesindeki hikmet beyan edilmiştir. Bunun amacı tebliğ etmek ve beyan etmektir. Bunların en önemlisi ise Allah'ın birliğine davet etmektir.
Allah Teâlâ hakkında ileri sürülen ortaklar yok sayılarak, bu hususta müşriklerin iftiraları çürütülmüştür.
İnkâr ve küfretmelerine rağmen Yahudilerin ve Hristiyanların Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i tanıdıkları beyan edilmiştir.
24. ayetin diğer mealleri
Kendilerine karşı nasıl yalan söylediklerine bir bak ve uydurduklarının (ilahların) nasıl onlardan kaybolup, gitti.
İşte bak, kendi nefislerine karşı nasıl da yalan söylemişler ve (şirk olarak) uydurmuş oldukları şeyler nasıl da kendilerinden uzaklaşıp gitmiştir.
Bak, vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediler! O uydurdukları putlar da kendilerinden kaybolup gitti.
O gün Allah, onların tümünü diriltir, size yemin ettikleri gibi O'na da yemin ederler ve kendilerinin bir şey üzere olduklarını sanırlar. İyi bilin ki, onlar yalancıların tâ kendileridir.
Onlar zamanı gelince bildirdiklerinin gerçekleşmesinden başkasını mı bekliyorlar? Ortaya çıktığı gün, önceleri onu unutmuş olanlar; “Kuşkusuz Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişlerdi. Şimdi bize şefaat edecek bir şefaatçi var mıdır? Veyahut yaptıklarımızdan daha başka şeyler yapmamız için bir geri dönüş hakkımız var mıdır?” derler. Onlar, kendilerini hüsrana uğratmış ve uydurdukları şeyler de kaybolup onlardan ayrılmıştır.
İşte orada (o gün) herkes önceden yaptıklarını görüp, kavrar ve gerçek mevlaları olan Allah’a döndürülürler ve uydurdukları şeyler (şirk koştukları şeyler) de onları terkedip gider.
Her toplumdan bir şahit çıkarırız ve: "Haydi! Delillerinizi getirin!" deriz. İşte o zaman hakikatin Allah’a ait olduğunu bilirler. Uydurmuş oldukları şeyler onlardan kaybolup gider.