hal yanẓurūna illā tawīlahu yawma yatī tawīluhu yaqūlu alladhīna nasūhu min qablu qad jāat rusulu rabbinā bil-ḥaqi fahal lanā min shufaʿāa fayashfaʿū lanā aw nuraddu fanaʿmala ghayra alladhī kunnā naʿmalu qad khasirū anfusahum waḍalla ʿanhum mā kānū yaftarūna
Meal
Onlar zamanı gelince bildirdiklerinin gerçekleşmesinden başkasını mı bekliyorlar? Ortaya çıktığı gün, önceleri onu unutmuş olanlar; “Kuşkusuz Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişlerdi. Şimdi bize şefaat edecek bir şefaatçi var mıdır? Veyahut yaptıklarımızdan daha başka şeyler yapmamız için bir geri dönüş hakkımız var mıdır?” derler. Onlar, kendilerini hüsrana uğratmış ve uydurdukları şeyler de kaybolup onlardan ayrılmıştır.
A’râf Suresi’nin 53. ayeti (7:53) Mekki bir surededir; 8. cüzde, Mushaf’ın 157. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
A’râf Suresi 53. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
53. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Kâfirler, yalnızca hakikati ahirette ortaya çıkacak ve önceden kendilerine haber verilmiş olan elem verici azabın gerçekleşmesini beklemektedirler. Onlara geleceği bildirilmiş ve Müminlere mükâfat olunacağı haber verilmiş gün geldiğinde, dünyada Kur’an’ı unutanlar ve bildirdikleriyle amel etmeyenler “Şüphesiz Rabbimizin peygamberleri, Allah’ın katından olduğuna dair hiçbir kuşku ve hiçbir şüphe bulunmayan hak ile gelmişlerdi. Keşke aracılarımız olsa da, bizlerin azabını affetmesi için Allah’ın katında bize şefaat etseler. Veyahut keşke yapmış olduğumuz kötülüklerin yerine bizleri kurtaracak salih ameller işlemek için dünya hayatına geri dönsek.” derler. O kâfirler, küfürleri sebebiyle kendilerini helak olma yollarına sunarak hüsrana uğramışlardır. Allah’ın dışında ibadet ettikleri ise ortadan kaybolarak onlara bir fayda vermezler.
53. Haklarında azabın hak olduğu kimselere gelince onlar, bu Kitab-ı Azime iman etmediler. Emir ve yasaklarına riâyet etmediler. Geriye Kur’an-ı Kerim’in haber verdiği kötü akıbetin başlarına gelmesini hak etmekten başka bir şey kalmamıştır. Bu yüzden şöyle buyrulmuştur: “Onlar ille de (o kitabın) bildirdiklerinin gerçekleşmesini (tevilini)” yani haber verdiği şeylerin meydana gelmesini “mi bekliyorlar?” Bu ayetteki “tevil” kelimesi, bir şeyin gerçekleşmesi, meydana çıkması anlamındadır. Nitekim Yusuf aleyhisselâm da rüyası gerçekleşince: “İşte bu daha önce gördüğüm o rüyanın … Devamını oku
Kur'an-ı Kerim bir hidayet kitabıdır ve içinde beşeriyetin ihtiyaç duyduğu her şeyin ayrıntısı bulunur. Allah’tan bir rahmet ve sadık bir kalple karşısına çıkan kimseler için bir hidayet kaynağıdır.
Allah, gökleri ve yeri kendi istediği bir hikmetten ötürü altı günde yarattı. Eğer dileseydi ona; "Ol" derdi ve o da hemen oluverirdi.
Müminler, Allah Teâlâ lütfuyla onlara karşılık verinceye kadar, tüm alçak gönüllülükleriyle ve yalvararak O'na dua etmekle yükümlüdür.
Yeryüzünde bozgunculuk yapmak bütün çeşitleri ve şekilleriyle yasaklanmıştır.
53. ayetin diğer mealleri
Onlar yalnızca (haber verilenlerin) ortaya çıkmasını mı bekliyorlar? Ortaya çıktığı gün, önceleri onu unutmuş olanlar: Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler. Şimdi, bize şefaat edecek bir şefaatçi var mı? Veya yaptıklarımızdan başka şeyler yapmamız için (Dünya'ya) bir dönüşümüz var mı? derler. Onlar, kendilerini hüsrana uğratmışlar ve uydurdukları şeyler de kaybolup, onlardan ayrılmıştır.
Sadece (vadolunanların) tevilini (âkibetini) mi bekliyorlar? Akıbeti geldiği gün, daha önce onu unutanlar (Doğrusu) "Rabbimizin peygamberleri gerçeği getirmişler; şimdi bizim şefaatçilerimiz var mı ki bize şefaat etsinler veya (dünyaya) geri döndürülmemiz mümkün mü ki, yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapalım? derler. Onlar kendilerini ziyana uğratmışlar ve (dünyada iken şefaatçi olarak) uydurdukları şeyler de kendilerinden yok olup gitmiştir.
İlle onun te'vilini mi gözetiyorlar? Onun te'vili geldiği (verdiği haberler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: "Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmiş. Şimdi bizim şefaatçilerimiz var mı ki bize şefaat etsinler, yahut tekrar geri döndürülmemiz mümkün mü ki eski yaptıklarımızdan başkasını yapalım?" Onlar, kendilerini zarara soktular ve uydurdukları şeyler kendilerinden saptı, kaybolup gitti.
Ateşin karşısında durdurulup da, “Ah! Keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve Müminlerden olsak.” dedikleri vakit (hâllerini) bir görsen! …
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
İşte orada (o gün) herkes önceden yaptıklarını görüp, kavrar ve gerçek mevlaları olan Allah’a döndürülürler ve uydurdukları şeyler (şirk koştukları şeyler) de onları terkedip gider.
Her toplumdan bir şahit çıkarırız ve: "Haydi! Delillerinizi getirin!" deriz. İşte o zaman hakikatin Allah’a ait olduğunu bilirler. Uydurmuş oldukları şeyler onlardan kaybolup gider.