2:2 ayetinin metni
ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ ٢
Okunuşu
dhālika l-kitābu lā rayba fīhi hudan lil'muttaqīna
Meal
Hiç kuşkusuz bu kitap, takva sahipleri için yol göstericidir.
سورة البقرة، الآية ٢
ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ ٢
dhālika l-kitābu lā rayba fīhi hudan lil'muttaqīna
Hiç kuşkusuz bu kitap, takva sahipleri için yol göstericidir.
Bakara Suresi’nin 2. ayeti (2:2) Medeni bir surededir; 1. cüzde, Mushaf’ın 2. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 69 kârinin sesinden dinleyin.
69 kâriden 75 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Bu azametli Kur'an'ın ne indirilmesi, ne lafzı,ne de manasında hiç bir şüphe yoktur. O Allah'ın kelamıdır. Takva sahiplerine O'na ulaştıran yolu gösterir.
2. “İşte bu o kitap ki...” Yani bu, yüce Kitab öyle bir Kitab-ı hakikidir ki öncekilere ve sonrakilere ait hiçbir kitabın kapsamadığı muazzam bir ilmi ve apaçık bir hakkı içerir. Dolayısıyla da “Onda hiçbir şüphe yoktur.” Şüphenin hiçbir şekli söz konusu değildir. Şüphenin reddedilmesi onun zıddını gerektirir ki şüphenin zıddı da yakîn (kesin bilgi)dir. Öyleyse bu kitap şüpheyi gideren yakîni (kesin bilgiyi) içermektedir. Bu oldukça faydalı bir kâidedir. Yani övme kastı ile bir şeyin nefyedilmesi/reddedilmesi, mutlaka o şeyin zıddı olan mükemmelliği ihtiva etmeyi gerektirir. Çünkü nefy/ret … Devamını oku
Bakara suresinin 1-5. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 2. sayfası).
Hiç kuşkusuz bu kitap, takva sahipleri için yol göstericidir.
İşte bu kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.
İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidayettir.
الٓمٓ …
Elif, Lâm, Mîm. …
وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ءَا۬عْجَمِىٌّ وَعَرَبِىٌّ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًى وَشِفَآءٌ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ
Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: "Bu Kur'an, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlar için bir körlüktür.” İşte onlar (sanki kendilerine) uzak bir yerden seslenilmekte (de duymuyor gibiler).
وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا
Kur’an’dan Müminler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَآءٌ لِّمَا فِى ٱلصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ
Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, göğüslerdeki (şüphe ve sıkıntılar) için bir şifa ve Müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.
ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ …
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. …
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
وَمَا كَانَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانُ أَن يُفْتَرَىٰ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن تَصْدِيقَ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ ٱلْكِتَٰبِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Bu Kur'an Allah'tandır. Başkası tarafından uydurulmuş bir (kitap) değildir. Ancak kendinden öncekini doğrulayan ve o kitabı açıklayandır. Onda şüphe yoktur, o âlemlerin Rabbindendir.