İçeriğe geç

A’râf Suresi 101. Ayet

سورة الأعراف، الآية ١٠١

7:101 9. cüz 17. hizb Mushaf’ta 163. sayfa Mekki sure

7:101 ayetinin metni

تِلْكَ ٱلْقُرَىٰ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآئِهَا وَلَقَدْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوا۟ بِمَا كَذَّبُوا۟ مِن قَبْلُ كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلْكَٰفِرِينَ ۝١٠١

Okunuşu

til'ka l-qurā naquṣṣu ʿalayka min anbāihā walaqad jāathum rusuluhum bil-bayināti famā kānū liyu'minū bimā kadhabū min qablu kadhālika yaṭbaʿu l-lahu ʿalā qulūbi l-kāfirīna

Meal

İşte bu sana haberlerini anlattığımız ülkelerdir. Onlara elçilerimiz apaçık delillerle gelmişlerdi de daha önce yalanladıklarına iman etmeye yanaşmadılar. İşte Allah, kâfirlerin kalplerini böyle mühürler.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

A’râf Suresi’nin 101. ayeti (7:101) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 163. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

A’râf Suresi 101. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

101. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

İşte bunlar önce ki Nuh, Hud, Salih, Lût, Şuayb'ın memleketleridir. -Ey Resul!- Sana onların haberlerini okuyoruz ve onların içinde bulundukları yalanlama, inat ve bunlar sebebi ile başlarına gelen helak oluşları hakkında seni haberdar ediyoruz ki, bütün bunlar ibret alanlar için bir ibret ve öğüt alanlar için de bir öğüt olsun. Kesinlikle bu ülkelerin resulleri sadık olduklarını ispat eden apaçık delillerle gelmişlerdi. Zaten Allah'ın ezelî ilminde sabit olduğu üzere resullerin onlara gelmesinden sonra da onlar iman etmeyecekler ve yalanlayacaklardı. Yüce Allah, resullerini yalanlayan bu ülkelerin halklarının kalplerini mühürlediği gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman etmeyip, kafir olanların kalplerini de mühürler. Böylece iman etmek için hidayet bulamazlar.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

101. “İşte” daha önce kendilerinden söz edilen “o ülkelerin haberlerinden” ibret alacak olanlara ibret olacak, zalimlerin zulümlerinden vazgeçmelerini sağlayacak, takva sahipleri için de öğüt olacak “bir kısmını sana anlatıyoruz. Gerçekten peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişlerdi.” Yani bu yalanlayan kimselere peygamberler gelmiş ve onları mutluluklarını sağlayacak şeylere davet etmişlerdi. Yüce Allah da bu peygamberleri apaçık mucizelerle, hakkı açıkça ortaya koyan ve eksiksiz bir şekilde açıklayan apaçık delillerle desteklemişti. Ancak bütün bunların o ümmetlere hiçbir faydası … Devamını oku

A’râf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

A’râf suresinin 96-104. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 163. sayfası).

  • İman ve salih amel, ümmet üzerine göklerden ve yerden hayır ve bereketin inip, çoğalmasına sebep olur.
  • Rızkın geniş olması ile takva arasında güçlü bir bağ vardır. Allah küfürlerine rağmen kâfirleri rızıklandırıyorsa; bilinmelidir ki bu onlar için bir istidrac ve tuzaktır.
  • Kulun, Yüce Allah tarafından aniden gecenin ve gündüzün herhangi bir vaktinde gönderilecek azap hakkında güvende olmaması gerekir.
  • Kur'an-ı Kerim Müminlerin iman üzerine sebat etmesi ve kâfirlerin de uyarılması için geçmiş ümmetlerin haberlerini anlatmaktadır.

101. ayetin diğer mealleri

İşte bu sana haberlerini anlattığımız memleketlerdir. Onlara elçilerimiz apaçık delillerle gelmişlerdi de daha önce yalanladıklarına iman etmeye yanaşmadılar. İşte Allah, kâfirlerin kalplerini bu şekilde damgalar.

İşte o ülkeler... Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.

İşte o ülkeler ki, sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller (mucizeler) getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte o kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.

101. ayet kelime kelime

  1. تِلْكَ til'ka işte o
  2. ٱلْقُرَىٰ l-qurā ülkeler
  3. نَقُصُّ naquṣṣu anlatıyoruz
  4. عَلَيْكَ ʿalayka sana
  5. مِنْ min onların haberlerinden
  6. أَنۢبَآئِهَا anbāihā
  7. وَلَقَدْ walaqad ve andolsun
  8. جَآءَتْهُمْ jāathum onlara getirmişlerdi
  9. رُسُلُهُم rusuluhum elçileri
  10. بِٱلْبَيِّنَٰتِ bil-bayināti açık deliller
  11. فَمَا famā fakat hayır
  12. كَانُوا۟ kānū onlar
  13. لِيُؤْمِنُوا۟ liyu'minū inanmadılar
  14. بِمَا bimā ötürü
  15. كَذَّبُوا۟ kadhabū yalanladıklarından
  16. مِن min önceden
  17. قَبْلُ qablu
  18. كَذَٰلِكَ kadhālika işte böyle
  19. يَطْبَعُ yaṭbaʿu mühürler
  20. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  21. عَلَىٰ ʿalā üzerini
  22. قُلُوبِ qulūbi kalbleri
  23. ٱلْكَٰفِرِينَ l-kāfirīna kafirlerin

101. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • En’âm 6:6

    أَلَمْ يَرَوْا۟ كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّن قَرْنٍ مَّكَّنَّٰهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مَا لَمْ نُمَكِّن لَّكُمْ وَأَرْسَلْنَا ٱلسَّمَآءَ عَلَيْهِم مِّدْرَارًا وَجَعَلْنَا ٱلْأَنْهَٰرَ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمْ فَأَهْلَكْنَٰهُم بِذُنُوبِهِمْ وَأَنشَأْنَا مِنۢ بَعْدِهِمْ قَرْنًا ءَاخَرِينَ

    Bizim, kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmediler mi? Onları, sizi yerleştirmediğimiz bir şekilde yeryüzünde yerleştirmiş (imkân ve iktidar vermiş), gökten üzerlerine bol bol yağmur indirmiş, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Böyle iken günahları yüzünden onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil yarattık.

  • Ahkâf 46:25–27

    تُدَمِّرُ كُلَّ شَىْءٍۭ بِأَمْرِ رَبِّهَا فَأَصْبَحُوا۟ لَا يُرَىٰٓ إِلَّا مَسَٰكِنُهُمْ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْقَوْمَ ٱلْمُجْرِمِينَ …

    O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Nitekim (o kasırga gelince) onların evlerinden başka bir şey görülmez oldu. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. …

  • Sebe’ 34:45

    وَكَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَمَا بَلَغُوا۟ مِعْشَارَ مَآ ءَاتَيْنَٰهُمْ فَكَذَّبُوا۟ رُسُلِى فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

    Onlardan öncekiler de (ilâhî bildirimleri) yalan saymışlardı. Bunlar (şimdikiler) onlara verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar. Buna rağmen onlar peygamberlerimi yalancılıkla itham etmişlerdi. Ben de bilseniz onları nasıl cezalandırdım!

  • Mülk 67:18

    وَلَقَدْ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

    Andolsun ki onlardan öncekiler de yalanladılar. Fakat benim inkârım nasıl oldu?

  • Hac 22:45–46

    فَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَا وَهِىَ ظَالِمَةٌ فَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَبِئْرٍ مُّعَطَّلَةٍ وَقَصْرٍ مَّشِيدٍ …

    (Ahalisi) zalim iken kendilerini helâk ettiğimiz bu yüzden çökmüş çatıları üzerine duvarları yıkılmış, kuyuları sahipsiz, yüksek köşkleri (ıssız) kalmış nice şehirler vardır. …

  • En’âm 6:10

    وَلَقَدِ ٱسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبْلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُوا۟ مِنْهُم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Rûm 30:59

    كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ

    İşte bilmeyenlerin kalpleri üzerine Allah böyle mühür vurur.

  • Yûnus 10:74

    ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ رُسُلًا إِلَىٰ قَوْمِهِمْ فَجَآءُوهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوا۟ بِمَا كَذَّبُوا۟ بِهِۦ مِن قَبْلُ كَذَٰلِكَ نَطْبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلْمُعْتَدِينَ

    Sonra onun arkasından kendi kavimlerine rasûller göndermiştik. (O toplumlara) Rasûller apaçık delillerle gelmişlerdi. Daha önce yalanladıkları şeye iman edecek değillerdi. İşte, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.

  • Mü’min 40:35

    ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَٰنٍ أَتَىٰهُمْ كَبُرَ مَقْتًا عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ قَلْبِ مُتَكَبِّرٍ جَبَّارٍ

    Bu kimseler, Allah’ın ayetleri hakkında, kendilerine gelen bir delil olmadığı halde tartışır dururlar. Bu; Allah katında da, iman edenlerin yanında da büyük bir gazap sebebidir. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

A’râf Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ