İçeriğe geç

A’râf Suresi 102. Ayet

سورة الأعراف، الآية ١٠٢

7:102 9. cüz 17. hizb Mushaf’ta 163. sayfa Mekki sure

7:102 ayetinin metni

وَمَا وَجَدْنَا لِأَكْثَرِهِم مِّنْ عَهْدٍ وَإِن وَجَدْنَآ أَكْثَرَهُمْ لَفَٰسِقِينَ ۝١٠٢

Okunuşu

wamā wajadnā li-aktharihim min ʿahdin wa-in wajadnā aktharahum lafāsiqīna

Meal

Onların çoğunda ahde vefa bulamadık. Aksine onların çoğunu hak yoldan çıkmış fasıklar olarak bulduk.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

A’râf Suresi’nin 102. ayeti (7:102) Mekki bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 163. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

A’râf Suresi 102. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

102. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Kendilerine resuller gönderilen ümmetlerin çoğunda Allah'ın onlara vasiyet ettiklerine karşı ahde vefa ve iltizam bulmadığımız gibi emirlere uyma diye bir şey de bulmadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu Allah'a itaat etmekten çıkmış bulduk.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

102. “Onların çoğunda ahde vefa bulamadık.” Yüce Allah’ın kendilerine peygamber göndermiş olduğu ümmetlerin çoğunda ahde bağlılık diye bir şey bulamadık. Yani Allah’ın bütün alemlere yapmış olduğu tavsiye ve emirleri üzerinde bir sebat ve bir bağlılık görmediğimiz gibi onlar, Allah’ın peygamberleri vasıtası ile kendilerine göndermiş olduğu emirlere en ufak bir itaat de göstermediler. “Onların çoğunun gerçekten fasık kimseler olduğunu gördük.” Allah’ın itaati dışına çıkan ve Allah’tan herhangi bir hidâyet olmaksızın kendi hevalarının arkasından giden kimseler olduğunu gördük. Allah peyamberler … Devamını oku

A’râf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

A’râf suresinin 96-104. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 163. sayfası).

  • İman ve salih amel, ümmet üzerine göklerden ve yerden hayır ve bereketin inip, çoğalmasına sebep olur.
  • Rızkın geniş olması ile takva arasında güçlü bir bağ vardır. Allah küfürlerine rağmen kâfirleri rızıklandırıyorsa; bilinmelidir ki bu onlar için bir istidrac ve tuzaktır.
  • Kulun, Yüce Allah tarafından aniden gecenin ve gündüzün herhangi bir vaktinde gönderilecek azap hakkında güvende olmaması gerekir.
  • Kur'an-ı Kerim Müminlerin iman üzerine sebat etmesi ve kâfirlerin de uyarılması için geçmiş ümmetlerin haberlerini anlatmaktadır.

102. ayetin diğer mealleri

Onların çoğunu sözünde durur bulmadık. Aksine onların çoğunu hak yoldan çıkmış fasıklar olarak bulduk.

Onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.

Onların çoğunda, sözde durma (diye bir şey) bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.

102. ayet kelime kelime

  1. وَمَا wamā ve
  2. وَجَدْنَا wajadnā bulmadık
  3. لِأَكْثَرِهِم li-aktharihim onların çoklarında
  4. مِّنْ min hiç
  5. عَهْدٍ ʿahdin sözünde durma
  6. وَإِن wa-in ve fakat
  7. وَجَدْنَآ wajadnā bulduk
  8. أَكْثَرَهُمْ aktharahum onların çoklarını
  9. لَفَٰسِقِينَ lafāsiqīna yoldan çıkmış

102. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • En’âm 6:28

    بَلْ بَدَا لَهُم مَّا كَانُوا۟ يُخْفُونَ مِن قَبْلُ وَلَوْ رُدُّوا۟ لَعَادُوا۟ لِمَا نُهُوا۟ عَنْهُ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    Hayır! Daha önce gizlemekte oldukları şeyler kendilerine göründü. Eğer (dünyaya) geri gönderilseler yine kendilerine yasak edilen şeylere döneceklerdir. Zira onlar gerçekten yalancıdırlar.

  • Enbiyâ 21:25

    وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِىٓ إِلَيْهِ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعْبُدُونِ

    Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere: “Şüphesiz, benden başka (hak) ilâh yoktur. Öyleyse yalnız bana ibadet edin!” diye vahyetmişizdir.

  • Zuhruf 43:45

    وَسْـَٔلْ مَنْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رُّسُلِنَآ أَجَعَلْنَا مِن دُونِ ٱلرَّحْمَٰنِ ءَالِهَةً يُعْبَدُونَ

    Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize sor. Rahman’dan başka ibadet edilecek ilâhlar kılmış mıyız?

  • Nahl 16:36

    وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِى كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولًا أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱجْتَنِبُوا۟ ٱلطَّٰغُوتَ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى ٱللَّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ ٱلضَّلَٰلَةُ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

    Andolsun biz, her ümmete, “Yalnızca Allah’a ibadet edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ