Orada apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Kim oraya girerse güven içinde olur. Yoluna güç yetirebilenlerin (Kâbe'yi) haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerine (yüklediği) hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanımazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir.
Âl-i İmrân Suresi’nin 97. ayeti (3:97) Medeni bir surededir; 4. cüzde, Mushaf’ın 62. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 71 kârinin sesinden dinleyin.
Âl-i İmrân Suresi 97. ayeti dinleyin
71 kâriden 77 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (77)
97. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Haccın yapıldığı yerler ve hac ibadetleri gibi bu evin (Kâbe'nin) şeref ve faziletine delalet eden açık nişaneler vardır. Bu nişanelerden bir tanesi de İbrahim -aleyhisselam-'ın Kâbe'nin duvarını yükseltmek için üzerine çıktığı taştır. Bu işaretlerden bir diğeri ise oraya giren kimseden korku ve endişenin gidip, kendisine hiç bir şeyin sıkıntı vermemesidir. Allah, hac ibadetini eda etme kastı ile Kâbe'yi hac etmeyi insanlar üzerine farz kılmıştır. Tabi ki bu, oraya ulaşmaya yol bulabilen kimseler için geçerlidir. Kim hac ibadetinin farz oluşunu inkâr ederse, Allah bu kâfir ve bütün alemlerden müstağnidir.
96-97. Yüce Allah Beyt-i Haramının azametini ve onun, Yüce Allah’ın yeryüzünde kendisine ibadet edilmesi ve zikrinin yüceltilmesi için kurduğu ilk ev olduğunu, bunda bütün âlemler için birçok bereketlerin, çeşitli hidâyet sebeplerinin, türlü maslahat ve menfaatlerin, pek çok faziletlerin bulunduğunu, bu Beytte apaçık alâmetlerin de var olduğunu haber vermektedir. Bu alametler, İbrahim’in hacdaki makamlarını ve hac için gidip gelişlerini hatırlatmaktadır. Ondan sonra da peygamberlerin efendisi ve önderi (Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in) makamlarını ve konumlarını da hatırlatmaktadır … Devamını oku
Yahudiler Allah Teâlâ ve peygamberleri adına yalan söylerler. Bu yalanlarından biri de Yakup -aleyhisselam-'ın bazı yiyecekleri haram kılmasının Tevrat'la indiğini iddia etmeleridir.
Mabetlerin en azametli ve en şereflisi Beytu'l-haram'dır. O, Allah'a ibadet amaçlı kurulmuş ilk evdir. Onda, başkasında olmayan özellikler vardır.
Yüce Allah hac ibadetinin farz oluşunu en güçlü ifadelerle zikrederek, farz oluşuna vurgu yapmıştır.
97. ayetin diğer mealleri
Orada apaçık deliller vardır. İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse, güvenliktedir. Oraya yol bulabilen insanların, beyti/Kâbe'yi haccetmesi Allah’ın onlar üzerine (yüklediği) hakkıdır/yerine getirilmesi gereken görevdir. Kim küfrederse şüphesiz ki Allah âlemlerden ganî (müstağni) dir.
Orada apaçık nişâneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnidir.
Onda apaçık deliller, İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren güvene erer. Ona bir yol bulabilenlerin Beyt'i haccetmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağni (kimseye muhtaç değil, her şey ona muhtaç)dir.
Hani, biz Kâbe’yi insanlara dönüş/toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun!" diye emrettik.
Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Hala batıla inanıp da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer haccı tamamlamaktan alıkonursanız, oraya kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban yerine ulaşıncaya kadar da başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olan ya da başından bir rahatsızlığı bulunan kimse, oruç, sadaka veya kurban olarak fidye ödesin. Güven içinde olduğunuzda hacca kadar umre ile faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen bir kurban kessin. Bunu bulamayan hac esnasında üç gün, döndüğü vakit de yedi gün -ki bu tam on gün eder- oruç tutsun. Bu, ailesi Mecsid-i Haram’da oturmayan kimseler içindir. Allah’tan sakının ve Allah’ın cezasının şiddetli olacağını bilin.
Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Hâlbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah, çok bağışlayandır, Halîm'dir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Andolsun, biz Lokman’a “Allah’a şükret!” diye hikmet verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır.