İçeriğe geç

Mâide Suresi 101. Ayet

سورة المائدة، الآية ١٠١

5:101 7. cüz 13. hizb Mushaf’ta 124. sayfa Medeni sure

5:101 ayetinin metni

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَسْـَٔلُوا۟ عَنْ أَشْيَآءَ إِن تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ وَإِن تَسْـَٔلُوا۟ عَنْهَا حِينَ يُنَزَّلُ ٱلْقُرْءَانُ تُبْدَ لَكُمْ عَفَا ٱللَّهُ عَنْهَا وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ ۝١٠١

Okunuşu

yāayyuhā alladhīna āmanū lā tasalū ʿan ashyāa in tub'da lakum tasu'kum wa-in tasalū ʿanhā ḥīna yunazzalu l-qur'ānu tub'da lakum ʿafā l-lahu ʿanhā wal-lahu ghafūrun ḥalīmun

Meal

Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Hâlbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah, çok bağışlayandır, Halîm'dir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Mâide Suresi’nin 101. ayeti (5:101) Medeni bir surededir; 7. cüzde, Mushaf’ın 124. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Mâide Suresi 101. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

101. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Ey iman edenler! İhtiyacınız olmayan ve dininiz ile ilgili size yardımcı olmayacak şeyleri Rasûlünüze sormayınız. Eğer o sorduğunuz şeylerin içinde olan zorluklar sizlere açıklanır ise bunlar sizi üzer. Şayet sormanız yasaklanan şeyleri, vahiy Rasûle inerken sorarsanız, sizlere bunlar açıklanır. Bu ise Allah için çok kolaydır. Kesinlikle Allah, Kur'an'ın bahsetmediği şeylerden sizleri sorumlu tutmayacaktır. Siz de bunları sorup araştırmayınız. Eğer onlar hakkında soru sorarsanız üzerinize onlarla ilgili zor hükümler iner. Allah, tövbe ettiklerinde kullarının günahlarını affeden, günahlardan dolayı onları cezalandırmada acele etmeyendir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

101. Yüce Allah, mü’min kullarına kendilerine açıklandığı takdirde hoşlarına gitmeyecek ve onları kederlendirecek hususlara dâir soru sormalarını yasaklamaktadır. Kimi müslümanların Allah Rasûlüne, babaları ve onların durumu hakkında, cennette mi cehennemde mi olduklarına dâir soru sormaları buna bir örnektir. Olur ki bu husus sorana açıklanır da soran için bunda bir hayır bulunmaz. Yine meydana gelmemiş hususlara dâir sorular sormak ve şer’î açıdan birtakım zorluklara ve hükümlerin ümmeti sıkıntıya sokacak şekilde ağırlaşmasına sebep olacak türden sorular da böyledir. Anlamsız ve faydsız … Devamını oku

Mâide Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Mâide suresinin 96-103. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 124. sayfası).

  • Allah Teâlâ'nın emrettiği dinî nişanelerdeki asıl kural, kullar için dünyevi ve uhrevi yararların gerçekleşmesi ve zararların def edilmesidir.
  • Çok olan ile övünmemek gerekir. Bir şeyin çok olması onun helal ve temiz olduğuna delil sayılmaz. Ancak delil, şeri hükümlerde aranır.
  • Sorulacak sorunun belirli çerçevede sorulması, soru soran kimsenin dikkat etmesi gereken edep kurallarındandır. İhtiyacı olmayan ve amacı olmayan meselede soru sormak uygun değildir.
  • Müşrikler kendilerince uydurarak, bâhira, sâibe, vâsile ve hâm gibi hayvanları haram saymışlardır. Onların bu tutumları zemmedilmiştir.

101. ayetin diğer mealleri

Ey İman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Eğer Kur’an inerken onları sorarsanız, onlar size açıklanır. Allah, (o açıklamadığı şeylerde) sizi afiyette kılmıştır. Allah çok bağışlayandır, Halim'dir (kullarına azabı göndermede acele etmez).

Ey iman edenler! Açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın. Eğer Kur'ân indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. (Açıklanmadığına göre) Allah onları affetmiştir. (Siz sorup da başınıza iş çıkarmayın). Allah çok bağışlayıcıdır; (ceza vermekte de) aceleci değildir.

Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek olan şeylerden sormayın. Eğer onları Kur'ân indirilirken sorarsanız size açıklanır. Halbuki Allah onlardan geçmiştir. Allah çok bağışlayan ve çok yumuşak davranandır.

101. ayet kelime kelime

  1. يَٰٓأَيُّهَا yāayyuhā Ey
  2. ٱلَّذِينَ alladhīna kimseler
  3. ءَامَنُوا۟ āmanū inanan(lar)
  4. لَا lā sormayın
  5. تَسْـَٔلُوا۟ tasalū
  6. عَنْ ʿan hakkında
  7. أَشْيَآءَ ashyāa şeyler
  8. إِن in eğer
  9. تُبْدَ tub'da açıklandığında
  10. لَكُمْ lakum size
  11. تَسُؤْكُمْ tasu'kum hoşunuza gitmeyecek
  12. وَإِن wa-in ve eğer
  13. تَسْـَٔلُوا۟ tasalū sorarsanız
  14. عَنْهَا ʿanhā onları
  15. حِينَ ḥīna vakit
  16. يُنَزَّلُ yunazzalu indirildiği
  17. ٱلْقُرْءَانُ l-qur'ānu Kur'an
  18. تُبْدَ tub'da açıklanır
  19. لَكُمْ lakum size
  20. عَفَا ʿafā affetmiştir
  21. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  22. عَنْهَا ʿanhā onları
  23. وَٱللَّهُ wal-lahu Allah
  24. غَفُورٌ ghafūrun bağışlayandır
  25. حَلِيمٌ ḥalīmun halimdir

Bu ayetin geçtiği hadisler

Sahih Muttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) Sahîh-i Müslim 2359a

Cennet ve Cehennem gözlerimin önüne serilip bana gösterildi. Hayır ve şer açısından bugün gibisini görmedim. Eğer sizler benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.» buyurdu

«Cennet ve Cehennem gözlerimin önüne serilip bana gösterildi. Hayır ve şer açısından bugün gibisini görmedim. Eğer sizler benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.» buyurdu. Enes dediki: Rasûlullah’ın ashabına bundan daha ağır gelen bir gün olmamıştı. Başlarını örterek hıçkıra…

عُرِضَتْ عَلَىَّ الْجَنَّةُ وَالنَّارُ فَلَمْ أَرَ كَالْيَوْمِ فِي الْخَيْرِ وَالشَّرِّ وَلَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلاً وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا ‏"

Râvi: Enes b. Mâlik + 11 başka rivayet Şerhli

Sahih Sahîh-i Müslim 2553a

İyilik, güzel ahlaktır. Kötülük ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iyilik ve kötülük hakkında sordum ve o şöyle dedi: «İyilik, güzel ahlaktır. Kötülük ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir.»

الْبِرُّ حُسْنُ الْخُلُقِ وَالإِثْمُ مَا حَاكَ فِي صَدْرِكَ وَكَرِهْتَ أَنْ يَطَّلِعَ عَلَيْهِ النَّاسُ ‏"

Râvi: Nevvâs b. Sem'ân el-Ensârî + 13 başka rivayet Şerhli

Diğer hadisler (14)

101. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Âl-i İmrân 3:97

    فِيهِ ءَايَٰتٌۢ بَيِّنَٰتٌ مَّقَامُ إِبْرَٰهِيمَ وَمَن دَخَلَهُۥ كَانَ ءَامِنًا وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلْبَيْتِ مَنِ ٱسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Orada apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Kim oraya girerse güven içinde olur. Yoluna güç yetirebilenlerin (Kâbe'yi) haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerine (yüklediği) hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanımazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir.

  • İsrâ 17:59

    وَمَا مَنَعَنَآ أَن نُّرْسِلَ بِٱلْـَٔايَٰتِ إِلَّآ أَن كَذَّبَ بِهَا ٱلْأَوَّلُونَ وَءَاتَيْنَا ثَمُودَ ٱلنَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُوا۟ بِهَا وَمَا نُرْسِلُ بِٱلْـَٔايَٰتِ إِلَّا تَخْوِيفًا

    Bizi mucizeler göndermekten, öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semûd kavmine açık bir mucize olarak dişi deveyi vermiştik. Ama ona zulmettiler. Oysa biz mucizeyi sadece korkutmak için göndeririz.

  • En’âm 6:109–111

    وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَتْهُمْ ءَايَةٌ لَّيُؤْمِنُنَّ بِهَا قُلْ إِنَّمَا ٱلْـَٔايَٰتُ عِندَ ٱللَّهِ وَمَا يُشْعِرُكُمْ أَنَّهَآ إِذَا جَآءَتْ لَا يُؤْمِنُونَ …

    (Müşrikler), kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine dair var güçleriyle Allah’ın adına yemin ederler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” …

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Enfâl 8:27

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَخُونُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ وَتَخُونُوٓا۟ أَمَٰنَٰتِكُمْ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

    Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.

  • Bakara 2:104

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقُولُوا۟ رَٰعِنَا وَقُولُوا۟ ٱنظُرْنَا وَٱسْمَعُوا۟ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Ey iman edenler! “Râinâ” (bizi gözet) demeyin! “Unzurnâ” (bize bak) deyin ve sözü dinleyin. Kâfirler için çok acı bir azap vardır.

  • Âl-i İmrân 3:130

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوا۟ ٱلرِّبَوٰٓا۟ أَضْعَٰفًا مُّضَٰعَفَةً وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, kurtuluşa eresiniz.

  • Ahzâb 33:41

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا

    Ey iman edenler! Allah’ı çok çok zikredin.

  • Tevbe 9:119

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَكُونُوا۟ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve sâdıklarla beraber olun.

  • Ahzâb 33:70

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَقُولُوا۟ قَوْلًا سَدِيدًا

    Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin.

Mâide Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Bu ayetteki Allah’ın isimleri

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ