rabbi qad ātaytanī mina l-mul'ki waʿallamtanī min tawīli l-aḥādīthi fāṭira l-samāwāti wal-arḍi anta waliyyī fī l-dun'yā wal-ākhirati tawaffanī mus'liman wa-alḥiq'nī bil-ṣāliḥīna
Meal
Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat.
Yûsuf Suresi’nin 101. ayeti (12:101) Mekki bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 247. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Yûsuf Suresi 101. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
101. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Sonra Yusuf Rabbine dua etti ve şöyle dedi: "Rabbim, bana Mısır'ın mülkünü verdin, rüyanın tabirini öğrettin. Ey gökleri ve yeri bir benzeri olmadan yoktan var edip yaratan! Sen, dünya ve ahiret hayatında bütün işlerimi üstlenensin. Ömrüm bittiğinde benim canımı Müslüman olarak al. Beni cennetin en üst mertebesi olan Firdevs'te salih peygamberler olan atalarım ve diğerlerine ilhak et."
101. Yüce Allah Yusuf’a yeryüzünde verdiği imkânları ve hükümdarlığı kemal noktasına ulaştırıp annesi, babası ve kardeşleri ile gözünü aydın ettikten, ona oldukça büyük bir ilmi lütfettikten sonra o, Yüce Allah’ın nimetini ikrar ederek, bu nimete şükrederek ve İslâm üzere sebat için dua ederek dedi ki: “Ey Rabbim, sen bana hükümranlık verdin.” Çünkü Yusuf, hazine işlerinin başında idi. Onların idaresinden sorumluydu ve hükümdarın pek büyük bir veziri idi. “Ve bana rüya yorumunu.” Hem indirmiş olduğun kitapların yorumunu hem rüya yorumunu hem de başka çeşitli bilgileri “öğrettin. Ey gökleri ve … Devamını oku
Ana- babaya iyilik, saygı ve ikramda bulunmak farzdır. Onları mutlu edecek müjdeyi bir an önce haber vermek bu kapsamda değerlendirilir.
Şeytanın kışkırtmasına ve dostların arasını açmak için çalışan kimseye karşı çok dikkatli olmak gerekir.
Kulun dünya ve ahirette makamı ne kadar yüksek olursa olsun, bunun tamamı Allah Teâlâ'nın lütfuna ve kuluna nimet vererek ihsanda bulunmasına döner.
Yüce Allah'tan güzel bir son, kıyamet gününde selamet, kurtuluş ve cennette salih kimselerin arasına katılmayı istemek gerekir.
Allah Teâlâ'nın bir lütfu da peygamberlerine bazı gaybî hususları belirli hikmet ve amaçlar için bildirmesidir.
101. ayetin diğer mealleri
Rabbim! Bana hükümranlık verdin, rüyaların yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaradan! Dünya ve ahirette velîm sensin; benim canımı müslüman olarak al ve beni salihler arasına kat!
«Ey Rabbim! Mülkten bana (nasibimi) verdin ve bana (rüyada görülen) olayların yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni müslüman olarak öldür ve beni sâlihler arasına kat!»
"Ey Rabbim! Sen bana dünya mülkünden nasip verdin ve bana rüyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim canımı müslüman olarak al ve beni salih kulların arasına kat!" {*} Hasılı, ne zaman ki, Yusuf'a vardılar, yani Yusuf'un daha önce kardeşlerine tenbih edip istediği gibi, başta babaları olmak üzere bütün aile bireyleri topluca Mısır'a gelip Yusuf'un yanına vardılar. Rivayet olunur ki, Yusuf ve Melik, yanlarında dört bin asker, birtakım devlet adamları ve Mısır halkından çok sayıda insan, gelen kafileyi karşılamaya çıkmışlardı. Yakub Aleyhisselam, oğlu Yahuda'ya dayanarak yürüyordu, karşıdan gelen kafileye ve atlılara bakıp, "Ey Yahuda, şu karşıdaki adam Mısır'ın Firavun'u mu?" diye sordu. O da "Hayır, Firavun değil, oğlun" dedi. Yaklaştıkları zaman Yusuf'dan önce Yakup selam verdi ve "Selam sana ey hüzünleri gideren" dedi{*}ilh.
"Sen, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde ona iman ettiğimiz için bizden intikam alıyorsun. Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve Müslüman olarak canımızı al!" dediler.