26:39 ayetinin metni
وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنتُم مُّجْتَمِعُونَ ٣٩
Okunuşu
waqīla lilnnāsi hal antum muj'tamiʿūna
Meal
İnsanlara da; “Siz de toplanır mısınız?” denildi.
سورة الشعراء، الآية ٣٩
وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنتُم مُّجْتَمِعُونَ ٣٩
waqīla lilnnāsi hal antum muj'tamiʿūna
İnsanlara da; “Siz de toplanır mısınız?” denildi.
Şuarâ Suresi’nin 39. ayeti (26:39) Mekki bir surededir; 19. cüzde, Mushaf’ın 368. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
İnsanlara da şöyle denildi: "Siz, galip gelenin Musa mı yoksa sihirbazlar mı olduğunu görmek için toplanır mısınız?"
38. Firavun, danıştığı bu kimselerin görüşlerini uygulamaya koyarak şehirlere sihirbazları toplayacak kimseler gönderdi ve bu konuda bütün gayretini ortaya koydu. “Böylece sihirbazlar belirlenen günün malum vaktinde toplandı.” O günde bir araya gelmek üzere Mûsâ onlarla sözleşmişti. O gün de onların iş-güçlerini bırakıp eğlenceye koştukları bir bayram günüydü. 39. “İnsanlara da: Siz de toplanacak mısınız? denildi.” Yani bütün insanların belirlenen bu günde toplanmaları için ilanda bulunuldu. 40. “Umarız ki sihirbazlar galip gelirlerse biz de onlara uyarız.” Yani insanlara şöyle dediler: Bir … Devamını oku
Şuarâ suresinin 20-39. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 368. sayfası).
Halka da: “Siz de toplandınız mı?” denildi.
Halka: Siz de toplanıyor musunuz (haydi hemen toplanın), denildi.
Halka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi.
قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلْقِىَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَىٰ …
Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce sen at ya da ilk atan biz olalım.” dediler. …
بَلْ نَقْذِفُ بِٱلْحَقِّ عَلَى ٱلْبَٰطِلِ فَيَدْمَغُهُۥ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ وَلَكُمُ ٱلْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ
Bilâkis, biz hakkı batılın üstüne bırakırız. O da o, batılın işini bitirir. Bir de bakarsın ki batıl, yok olup gitmiştir. (Allah’ı) vasfettiğiniz sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!
وَقُلْ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَزَهَقَ ٱلْبَٰطِلُ إِنَّ ٱلْبَٰطِلَ كَانَ زَهُوقًا
De ki: ''Hak geldi, batıl zail oldu. Zaten batıl zail olandır.''
قَالَ أَلْقُوا۟ فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ سَحَرُوٓا۟ أَعْيُنَ ٱلنَّاسِ وَٱسْتَرْهَبُوهُمْ وَجَآءُو بِسِحْرٍ عَظِيمٍ
O da: "Siz atın!" dedi. Onlar atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve büyük bir sihir gösterdiler.
وَأَلْقِ مَا فِى يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوٓا۟ إِنَّمَا صَنَعُوا۟ كَيْدُ سَٰحِرٍ وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّاحِرُ حَيْثُ أَتَىٰ
"Sağ elindekini (âsânı) at!" Onların yaptığını yutsun. Onların yaptıkları ancak bir büyücü hilesidir. Büyücü nerede olursa olsun kesinlikle kurtuluşa eremez.
فَوَقَعَ ٱلْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ …
Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. …