38:7 ayetinin metni
مَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِى ٱلْمِلَّةِ ٱلْـَٔاخِرَةِ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا ٱخْتِلَٰقٌ ٧
Okunuşu
mā samiʿ'nā bihādhā fī l-milati l-ākhirati in hādhā illā ikh'tilāqun
Meal
Biz bunu diğer dinde de işitmedik. Bu sadece bir uydurmadır.
سورة ص، الآية ٧
مَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِى ٱلْمِلَّةِ ٱلْـَٔاخِرَةِ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا ٱخْتِلَٰقٌ ٧
mā samiʿ'nā bihādhā fī l-milati l-ākhirati in hādhā illā ikh'tilāqun
Biz bunu diğer dinde de işitmedik. Bu sadece bir uydurmadır.
Sâd Suresi’nin 7. ayeti (38:7) Mekki bir surededir; 23. cüzde, Mushaf’ın 453. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Muhammed'in bizi davet ettiği Allah'ın tevhidini, ne atalarımızın üzerinde olduğu yolda bulduk, ne de İsa -aleyhisselam-'ın dininde olduğunu işittik. Kendisinden duyduğumuz bu din, ancak uydurulmuş yalan ve iftiradan ibarettir.
7. “Biz son dinde/dönemde de” onun söylediği bu sözleri ve kendisine davet ettiği bu dini “işitmedik.” Yani son dönemlerde biz böyle bir şeyi işitmedik. Atalarımızdan da bunu duymadık. Atalarımız da kendi atalarından böyle bir şey işitmemişlerdi. O halde atalarımızın izlediği yolu izlemeye devam edin. Çünkü gerçek budur. Muhammed’in kendisine davet ettiği şey ise kendisinin uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Bu da aynı şekilde önceki şüpheleri türünden bir şüphedir. Çünkü hakkı, en sıradan bir söze karşı dahi delil gösterilemeyecek bir şekilde reddetmeye kalkışmışlardır. Zira onların gerekçeleri, bunun sapık atalarının izledikleri yola aykırı bir söz olmasıdır. Peki, bu iddiada onun getirdiği sözün batıl olduğuna delil teşkil edecek ne vardır?
Sâd suresinin 1-16. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 453. sayfası).
Bunu son dinde de işitmedik, bu sadece bir uydurmadır!
Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır.
"Biz bunu başka bir dinde işitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır."
Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.
إِنَّكَ لَا تَهْدِى مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يَشَآءُ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ
Şüphesiz sen, sevdiklerine hidayet edemezsin. Fakat Allah, dilediğine hidayet eder. Hidayete erecek olanları en iyi O bilir.
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
إِنْ هَٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلْأَوَّلِينَ
"Bu öncekilerin adetlerinden başka bir şey değildir."
إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ
"Bu, insan sözünden başka bir şey değildir.''
فَقَالَ ٱلْمَلَؤُا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةً مَّا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِىٓ ءَابَآئِنَا ٱلْأَوَّلِينَ
Kavminden ileri gelen kâfirler: "Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Eğer Allah dileseydi melekleri gönderirdi. Biz, daha önceki atalarımızdan da bunu duymadık." dediler.