İçeriğe geç

Şuarâ Suresi 137. Ayet

سورة الشعراء، الآية ١٣٧

26:137 19. cüz 38. hizb Mushaf’ta 373. sayfa Mekki sure

26:137 ayetinin metni

إِنْ هَٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلْأَوَّلِينَ ۝١٣٧

Okunuşu

in hādhā illā khuluqu l-awalīna

Meal

"Bu öncekilerin adetlerinden başka bir şey değildir."

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Şuarâ Suresi’nin 137. ayeti (26:137) Mekki bir surededir; 19. cüzde, Mushaf’ın 373. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Şuarâ Suresi 137. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

137. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

"Bu, ancak öncekilerin dini, geleneği ve ahlakından başka bir şey değildir."

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 136–138. ayetler

136. Onlar hakka karşı inat ederek ve peygamberlerini yalanlayarak şöyle dediler: “Sen öğüt versen de öğüt verenlerden olmasan da bizim için aynıdır.” Her iki hal de birdir, fark etmez. Bu, azgınlığın en ileri derecesidir. Yüce Allah’ın sapasağlam dağları dahi eriten, özlü akıl sahiplerinin yüreklerini parçalayan bu tür öğütlere karşı bunca azgınlığa ulaşmış bir kavmin hali, azgınlığın en ileri derecesidir. Artık bunlara göre böyle bir öğüdün varlığı da yokluğu da birdir. Zulümleri en ileri dereceye varmış, bedbahtlıkları katmerleşmiş ve hidâyetlerinden ümit kesilmiş bir kavim, azgınlığın en … Devamını oku

Şuarâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Şuarâ suresinin 137-159. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 373. sayfası).

  • Kulların küfrüne rağmen üzerlerine nimetlerin devamlı olarak gelmesi helak olmaları için bir istidractır.
  • Bahşedilen nimetlerin hatırlatılması ile, kulun iman etmesi ve Yüce Allah'a dönmesi istenir.
  • Günahlar, yeryüzündeki bozgunculuğun sebebidir.

137. ayetin diğer mealleri

Bu, ancak öncekilerin geleneğidir.

Bu, öncekilerin geleneğinden (masallarından) başka bir şey değildir.

"Bu sırf eskilerin âdetidir."

137. ayet kelime kelime

  1. إِنْ in değildir
  2. هَٰذَآ hādhā bu (davranışımız)
  3. إِلَّا illā başka
  4. خُلُقُ khuluqu ahlakı(ndan) خ ل ق
  5. ٱلْأَوَّلِينَ l-awalīna evvelkilerin أ و ل

137. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Furkân 25:4–5

    وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ إِفْكٌ ٱفْتَرَىٰهُ وَأَعَانَهُۥ عَلَيْهِ قَوْمٌ ءَاخَرُونَ فَقَدْ جَآءُو ظُلْمًا وَزُورًا …

    Kâfirler dediler ki: “Bu ancak onun uydurduğu bir yalandır. Ona başka bir topluluk da bunun için yardım etmiştir.” Muhakkak onlar zulmettiler, asılsız bir iddiada bulundular. …

  • Hâkka 69:6–7

    وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ …

    Âd kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu olan şiddetli bir rüzgârla helâk edildi. …

  • Hûd 11:53

    قَالُوا۟ يَٰهُودُ مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍ وَمَا نَحْنُ بِتَارِكِىٓ ءَالِهَتِنَا عَن قَوْلِكَ وَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ

    "Ey Hûd! Sen bize apaçık bir delil getirmedin, biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak ve sana iman edecek değiliz." dediler.

  • Bakara 2:6

    إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    Kâfirlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.

  • Yûnus 10:96–97

    إِنَّ ٱلَّذِينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ …

    Şüphesiz Rabbinin sözü (azaba uğrayacakları hükmü) gerçekleşmiş olanlar, iman etmezler. …

  • Nahl 16:24

    وَإِذَا قِيلَ لَهُم مَّاذَآ أَنزَلَ رَبُّكُمْ قَالُوٓا۟ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman, “Öncekilerin masalları” dediler.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Mâide 5:110

    إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱذْكُرْ نِعْمَتِى عَلَيْكَ وَعَلَىٰ وَٰلِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًا وَإِذْ عَلَّمْتُكَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ بِإِذْنِى فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِى وَتُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ بِإِذْنِى وَإِذْ تُخْرِجُ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِى وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    Allah o zaman şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsâ, senin üzerindeki ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Hani ben, seni Rûhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Hani sana kitabı (yazıyı), hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i de öğretmiştim. Hani benim iznimle çamurdan bir kuş suretine benzer bir şeyi yapıyordun; ona üfürüyordun da iznimle (canlı) bir kuş oluveriyordu. Anadan doğma körü, abrası (alaca hastalığına yakalanmışı) da yine benim iznimle iyi ediyordun. Yine benim iznimle ölüleri (kabirlerinden diri olarak) çıkartıyordun. Ve hani İsrailoğulları'nı kendilerine apaçık mucizelerle geldiğin zamanda senden (zarar vermelerini engelleyerek) çekmiştim de içlerinden kâfir olanları; “Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir” demişlerdi.

  • En’âm 6:7

    وَلَوْ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ كِتَٰبًا فِى قِرْطَاسٍ فَلَمَسُوهُ بِأَيْدِيهِمْ لَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    Eğer Biz sana kağıt üzerinde yazılı bir kitap indirseydik, onlar da o kitaba elleriyle dokunsalardı yine de kâfir olanlar: “Bu yalnızca bir sihirdir.” derlerdi.

  • En’âm 6:25

    وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ وَجَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِن يَرَوْا۟ كُلَّ ءَايَةٍ لَّا يُؤْمِنُوا۟ بِهَا حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوكَ يُجَٰدِلُونَكَ يَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    İçlerinden sana kulak verenler vardır. Halbuki Biz, onu anlayamasınlar diye kalblerine perdeler, kulaklarına ağırlık koyduk. Her türlü ayeti/mucizeyi görseler de ona yine iman etmezler. Hatta sana gelseler seninle mücadele ederler. O kâfirler: “Bu (Kur’ân), eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” derler.

  • Enfâl 8:31

    وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا قَالُوا۟ قَدْ سَمِعْنَا لَوْ نَشَآءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هَٰذَآ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman: “İşittik, eğer dilersek biz de bunun benzerini elbette söylerdik. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” demişlerdi.

  • Hûd 11:7

    وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ وَكَانَ عَرْشُهُۥ عَلَى ٱلْمَآءِ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَلَئِن قُلْتَ إِنَّكُم مَّبْعُوثُونَ مِنۢ بَعْدِ ٱلْمَوْتِ لَيَقُولَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    O'nun arşı su üzerinde iken amel bakımından hanginizin daha iyi olduğunu denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. Şayet sen: "Kesinlikle siz, öldükten sonra yine dirileceksiniz" demiş olsan, kâfirler: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir." derler.

  • Yûsuf 12:31

    فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِنَّ وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَءَاتَتْ كُلَّ وَٰحِدَةٍ مِّنْهُنَّ سِكِّينًا وَقَالَتِ ٱخْرُجْ عَلَيْهِنَّ فَلَمَّا رَأَيْنَهُۥٓ أَكْبَرْنَهُۥ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا هَٰذَا بَشَرًا إِنْ هَٰذَآ إِلَّا مَلَكٌ كَرِيمٌ

    O kadınların gizlice aleyhinde konuştuklarını işitince kendilerine haber gönderdi. Onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a: “Çık karşılarına” dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir.” dediler.

Şuarâ Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ