69. “Mele-i A’lâ” yani melekler “birbirleri ile tartışırlarken benim onlara dair hiçbir bilgim yoktu.” Allah, bana öğretmese, bana vahyetmese, benim bunları bilmem mümkün değildir. Bundan dolayı şöyle buyrulmaktadır: 70. “Bana ancak apaçık” yani uyarıcılık vasfı çok net ortada bulunan “bir uyarıcı olduğum için vahyediliyor.” Gerçekten de ondan daha açık bir uyarıcı yoktur. Daha sonra mele-i âlâda geçen tartışmayı söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: