İçeriğe geç

En’âm Suresi 109. Ayet

سورة الأنعام، الآية ١٠٩

6:109 7. cüz 14. hizb Mushaf’ta 141. sayfa Mekki sure

6:109 ayetinin metni

وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَتْهُمْ ءَايَةٌ لَّيُؤْمِنُنَّ بِهَا قُلْ إِنَّمَا ٱلْـَٔايَٰتُ عِندَ ٱللَّهِ وَمَا يُشْعِرُكُمْ أَنَّهَآ إِذَا جَآءَتْ لَا يُؤْمِنُونَ ۝١٠٩

Okunuşu

wa-aqsamū bil-lahi jahda aymānihim la-in jāathum āyatun layu'minunna bihā qul innamā l-āyātu ʿinda l-lahi wamā yush'ʿirukum annahā idhā jāat lā yu'minūna

Meal

(Müşrikler), kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine dair var güçleriyle Allah’ın adına yemin ederler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?”

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

En’âm Suresi’nin 109. ayeti (6:109) Mekki bir surededir; 7. cüzde, Mushaf’ın 141. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

En’âm Suresi 109. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

109. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Müşrikler, eğer Muhammed onların istedikleri mucizeleri getirirse ona mutlaka iman edeceklerine dair var güçleriyle Allah adına yemin etmişlerdi. -Ey Resul!- Onlara de ki: "Mucizeler bende değildir, ancak Allah katındadır ve dilediği zaman onları Yüce Allah indirir." -Ey Müminler!- Şüphesiz bu mucizeler onların istedikleri şekilde geldiği zaman yine iman etmezler. Bilakis inatları ve inkârları üzerine kalırlar. Çünkü onlar hidayete ermek istemezler.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

109. “Onlar” yani Allah Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlayan müşrikler: “eğer kendilerine” Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in doğruluğuna delalet eden “bir mucize gelirse mutlaka ona iman edeceklerine dair var güçleri ile” yani alabildiğine büyük yeminler ederek ve yeminlerini pekiştirerek “Allah adına yemin ettiler.” Ancak onların söyledikleri bu sözden kasıtları, doğruyu bulmak değildi. Onların esas maksatları kendilerine yapılan itirazı önlemek ve peygamberlerin getirdikleri kesin gerçekleri reddetmekti. Çünkü Yüce Allah Rasûlü’nü apaçık âyetlerle ve kesin … Devamını oku

En’âm Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

En’âm suresinin 102-110. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 141. sayfası).

  • Cebriye akidesinin temellendirdiği zulümden Yüce Allah tenzih edilmiş ve kulların küfür ve şirklerinin onların kendi tercihleri ile meydana geldiği beyan edilmiştir.
  • Hiçbir peygamber kendi katından veya dilediği zaman mucize getirmeye güç yetiremez. Bilakis bu iş, Allah Teâlâ-'ya ait bir husustur. Yalnızca O'nun gücü buna yeter. O, hikmeti ile bu mucizelerin çeşidini ortaya çıkaracağı vakti tayin edendir.
  • Müşriklerin ilahlarına sövmek daha büyük bir mefsedeye yol açmaması için yasaklanmıştır. O da Cenab-ı Rabbu'l Alemin'e haddi aşarak sövmemeleri içindir.
  • Allah -Subhanehu ve Teâlâ- kul ile hidayetinin arasına girerek engel olabilir. Kul, küfrü tercih ettiğinden dolayı Allah kalbini ve sağduyusunu itaatten başka bir tarafa çevirir.

109. ayetin diğer mealleri

(Müşrikler), kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine dair bütün güçleriyle Allah’ın adına yemin etmişlerdi. De ki: Mucizeler ancak Allah’ın katındandır. Mucize geldiği zaman da onların inanmayacağını bilmez misiniz?

Müşrikler, kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine dâir bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi. (Ey Muhammed! Onlara) de ki: "Mucizeler ancak Allah'ın yanındadır." Hem, mucize geldiğinde, onların yine de iman etmeyeceklerini siz nereden bileceksiniz?

Müşrikler, kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair en ağır yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır". Onlara mucizeler geldiğinde de iman etmeyeceklerini siz nerden bileceksiniz?

109. ayet kelime kelime

  1. وَأَقْسَمُوا۟ wa-aqsamū ve yemin ettiler ق س م
  2. بِٱللَّهِ bil-lahi Allah'a
  3. جَهْدَ jahda güçlü ج ه د
  4. أَيْمَٰنِهِمْ aymānihim yeminleriyle ي م ن
  5. لَئِن la-in eğer
  6. جَآءَتْهُمْ jāathum kendilerine gelirse ج ي أ
  7. ءَايَةٌ āyatun bir mu'cize أ ي ي
  8. لَّيُؤْمِنُنَّ layu'minunna mutlaka inanacaklarına أ م ن
  9. بِهَا bihā ona
  10. قُلْ qul de ki ق و ل
  11. إِنَّمَا innamā ancak
  12. ٱلْـَٔايَٰتُ l-āyātu Mu'cizeler أ ي ي
  13. عِندَ ʿinda katındadır ع ن د
  14. ٱللَّهِ l-lahi Allah
  15. وَمَا wamā değil misiniz?
  16. يُشْعِرُكُمْ yush'ʿirukum şuurunda ش ع ر
  17. أَنَّهَآ annahā o (mu'cize)
  18. إِذَا idhā ne zaman
  19. جَآءَتْ jāat gelmiş olsa ج ي أ
  20. لَا lā onlar inanmazlar
  21. يُؤْمِنُونَ yu'minūna أ م ن

109. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • İsrâ 17:59

    وَمَا مَنَعَنَآ أَن نُّرْسِلَ بِٱلْـَٔايَٰتِ إِلَّآ أَن كَذَّبَ بِهَا ٱلْأَوَّلُونَ وَءَاتَيْنَا ثَمُودَ ٱلنَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُوا۟ بِهَا وَمَا نُرْسِلُ بِٱلْـَٔايَٰتِ إِلَّا تَخْوِيفًا

    Bizi mucizeler göndermekten, öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semûd kavmine açık bir mucize olarak dişi deveyi vermiştik. Ama ona zulmettiler. Oysa biz mucizeyi sadece korkutmak için göndeririz.

  • A’râf 7:12

    قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلَّا تَسْجُدَ إِذْ أَمَرْتُكَ قَالَ أَنَا۠ خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِى مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُۥ مِن طِينٍ

    Allah: “Sana emrettiğim zaman, secde etmene ne engel oldu?” dedi. İblis: “Ben, ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın.” dedi.

  • Fâtır 35:14

    إِن تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا۟ دُعَآءَكُمْ وَلَوْ سَمِعُوا۟ مَا ٱسْتَجَابُوا۟ لَكُمْ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَبِيرٍ

    Onlara dua etseniz bile sizin duanızı duymazlar, duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet günü sizin ortak koşmanızı inkâr ederler. (Bu gerçeği) sana, her şeyden haberi olan (Allah) gibi hiç kimse haber veremez.

  • Zümer 39:56–58

    أَن تَقُولَ نَفْسٌ يَٰحَسْرَتَىٰ عَلَىٰ مَا فَرَّطتُ فِى جَنۢبِ ٱللَّهِ وَإِن كُنتُ لَمِنَ ٱلسَّٰخِرِينَ …

    Ki sonra hiç kimse, “Allah’a itaat hususunda gerekeni yapmadığım için yazıklar olsun bana! Ben gerçekten de (İslâm ile) alay edenler arasında yer almıştım” diyerek (kendi kendini kınamasın); …

  • En’âm 6:28

    بَلْ بَدَا لَهُم مَّا كَانُوا۟ يُخْفُونَ مِن قَبْلُ وَلَوْ رُدُّوا۟ لَعَادُوا۟ لِمَا نُهُوا۟ عَنْهُ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    Hayır! Daha önce gizlemekte oldukları şeyler kendilerine göründü. Eğer (dünyaya) geri gönderilseler yine kendilerine yasak edilen şeylere döneceklerdir. Zira onlar gerçekten yalancıdırlar.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Ankebût 29:50

    وَقَالُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ ءَايَٰتٌ مِّن رَّبِّهِۦ قُلْ إِنَّمَا ٱلْـَٔايَٰتُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

  • Nûr 24:53

    وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِنْ أَمَرْتَهُمْ لَيَخْرُجُنَّ قُل لَّا تُقْسِمُوا۟ طَاعَةٌ مَّعْرُوفَةٌ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    Münâfıklar, sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah’a yemin ettiler. Onlara de ki: "Yemin etmeyin. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. Allah, elbette yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır."

  • Fâtır 35:42

    وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَهُمْ نَذِيرٌ لَّيَكُونُنَّ أَهْدَىٰ مِنْ إِحْدَى ٱلْأُمَمِ فَلَمَّا جَآءَهُمْ نَذِيرٌ مَّا زَادَهُمْ إِلَّا نُفُورًا

    Kendilerine bir uyarıcı (peygamber) gelirse, ümmetler içinde en doğru yolda olacaklarına, dair bütün güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Fakat onlara uyarıcı (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-) gelince; bu, onların haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi arttırmadı.

  • Nahl 16:38

    وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَا يَبْعَثُ ٱللَّهُ مَن يَمُوتُ بَلَىٰ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    Onlar, “Allah, ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

En’âm Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ