Onları dağlar gibi bir dalga kapladığında dinlerini yalnız Allah’a halis kılarak O'na dua ederler. Allah; onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Ayetlerimizi hain ve çokça nankörlük edenden başkası bilerek inkâr etmez.
Lokmân Suresi’nin 32. ayeti (31:32) Mekki bir surededir; 21. cüzde, Mushaf’ın 414. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Lokmân Suresi 32. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
32. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Onları her yönden dağlar gibi dalgalar ve bulutlar kuşattığında, ibadeti ve duayı yalnızca Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar. Allah, onların duasına icabet edip onları karaya çıkarıp boğulmaktan selamette kıldığında, onlardan bazısı üzerine gerekli olan şükrü tam manası ile yerine getirmemiş, bazısı da Allah'ın nimetine nankörlük etmiştir. Ayetlerimizi ancak vefasız olan -kendisini kurtardığında Allah'a şükredenlerden olacağına dair söz veren kimse - Allah'ın nimetlerine nankörlük eden, kendisine nimetleri ile rızık veren Rabbine şükretmeyen kimse inkâr eder.
32. Yüce Allah, insanların denizde yolculuk yapıp da dalgaların, üzerlerini gölge gibi kaplamasını ve onların, bu halde Allah’a ihlâs ile dua ettiklerini söz konusu etmektedir. “Onları kurtarıp karaya çıkarınca da” iki kısım olurlar: “Onlardan kimileri orta yolu tutar.” Yani gereği gibi, tam bir şekilde Allah’a şükretmez. Aksine günahkâr ve kendi nefislerine zulmeden kimseler olurlar. Diğer bir kesim ise Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük eder, onları inkâr edip küfre sapar. Bundan dolayı da Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Âyetlerimizi pek vefasız, çok nankör kimselerden başkası inkâr … Devamını oku
Gece ile gündüzün azalıp artması, Güneş ve Ay'ın hizmete sunulması, Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın kudretine delalet eden ayetlerden, şükrü gerektiren nimetlerdendir.
Sabır ve şükür, Allah'ın ayetlerinden öğüt almak için iki vesiledir.
Kıyametten korkmak, dünyanın aldatmasından ve şeytanın vesveselerine boyun eğmekten korur.
Allah'ın ilmi, gaybın tamamını kuşatmıştır.
32. ayetin diğer mealleri
Onları dağlar gibi dalgalar kuşattığı zaman, dini tamamen Allah’a halis kılarak O’na dua ederler. Allah onları karaya çıkararak kurtardığı vakit içlerinden bir kısmı (tam, hakkıyla değil) ortada kalırlar. Ayetlerimizi (sözünden) cayan ve nankör olanlardan başkası bile bile inkâr etmez.
Onları dağlar gibi dalgalar örttüğü zaman, dîni Allah'a hâs kılarak O'na yalvarırlar. Onları karaya çıkarıp kurtarınca, içlerinden bir kısmı doğru yolu tutar. Zaten ayetlerimizi gaddar ve nankör olanlardan başkası inkâr etmez.
Onları kara bulutlar gibi bir dalga sardığı zaman, dini yalnız kendisine has kılarak Allah'a yalvarırlar. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise içlerinden doğru giden de bulunur. Bizim âyetlerimizi öyle nankör gaddarlardan başkası inkâr etmez.
Denizde başınıza bir sıkıntı gelse O’ndan başka dua ettikleriniz kaybolur. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca hemen yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.
Sonra bu kitaba, kullarımızdan seçtiğimizi mirasçı kılarız. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur.
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Sizi karada ve denizde yürüten O’dur. Öyle ki, siz bir gemide iken ve güzel bir rüzgar ile akıp götürürken bu yüzden (yolcular) neşelenirlerken, o gemiye şiddetli bir fırtına gelip çatar, her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar da dini yalnız Allah'a halis kılarak: "Eğer bizi bundan kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allah'a dua ederek yalvarırlar.
Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na ibadet etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.
İşte sana böyle bir kitap indirdik. Kendilerine kitap verilenler ona iman ederler. Bunlardan (Araplar'dan) da ona iman edenler vardır. Ayetlerimizi ancak kâfirler inatla inkâr ederler.