İçeriğe geç

Yûnus Suresi 22. Ayet

سورة يونس، الآية ٢٢

10:22 11. cüz 21. hizb Mushaf’ta 211. sayfa Mekki sure

10:22 ayetinin metni

هُوَ ٱلَّذِى يُسَيِّرُكُمْ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ حَتَّىٰٓ إِذَا كُنتُمْ فِى ٱلْفُلْكِ وَجَرَيْنَ بِهِم بِرِيحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُوا۟ بِهَا جَآءَتْهَا رِيحٌ عَاصِفٌ وَجَآءَهُمُ ٱلْمَوْجُ مِن كُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ أُحِيطَ بِهِمْ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ لَئِنْ أَنجَيْتَنَا مِنْ هَٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ ۝٢٢

Okunuşu

huwa alladhī yusayyirukum fī l-bari wal-baḥri ḥattā idhā kuntum fī l-ful'ki wajarayna bihim birīḥin ṭayyibatin wafariḥū bihā jāathā rīḥun ʿāṣifun wajāahumu l-mawju min kulli makānin waẓannū annahum uḥīṭa bihim daʿawū l-laha mukh'liṣīna lahu l-dīna la-in anjaytanā min hādhihi lanakūnanna mina l-shākirīna

Meal

Sizi karada ve denizde yürüten O’dur. Öyle ki, siz bir gemide iken ve güzel bir rüzgar ile akıp götürürken bu yüzden (yolcular) neşelenirlerken, o gemiye şiddetli bir fırtına gelip çatar, her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar da dini yalnız Allah'a halis kılarak: "Eğer bizi bundan kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allah'a dua ederek yalvarırlar.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Yûnus Suresi’nin 22. ayeti (10:22) Mekki bir surededir; 11. cüzde, Mushaf’ın 211. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Yûnus Suresi 22. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

22. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey insanlar!- Sizleri karada ayaklarınızın ve bineklerinizin üzerinde yürüten O'dur. Denizde gemiler içerisinde sizleri götüren de O'dur. Öyle ki sizler, denizde gemide güzel bir rüzgâr ile mutlu bir şekilde akıp giderken yolcular bu güzel rüzgara sevindiler. Onlar sevinç içindeyken çok kuvvetli bir rüzgar gelir de her taraftan öyle dalgalar gelmeye başlar ki onlar bu dalgalar sebebi ile helak olacaklarını zannettiler. Dini yalnızca Allah'a halis kılıp O'na hiçbir şeyi ortak koşmayarak: Eğer bizi bu helak edici zorluktan kurtarırsan bize bahşettiğin nimetlerden dolayı mutlaka sana şükredenlerden olacağız" diye Allah'a dua ederek yalvarırlar.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 22–23. ayetler

22. Yüce Allah, sıkıntıdan sonra rahmetin, zorluktan sonra kolaylığın gelmesi halinde insanların tavrı ile ilgili genel kuralı söz konusu ettikten sonra burada da bunu teyit eden bir durumu zikretmektedir. Bu da onların denizdeki şiddetli durum ve korkulu son karşısındaki halleridir. İşte yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sizi karada ve denizde” bu ikisinde de sizin için kolaylaştırdığı sebepler ve size gösterdiği yollar ile kolaylık sağlayarak “gezdiren O’dur. Hatta siz” denizlerde yol alan “gemilerde bulunduğunuz, o gemiler de içindeki yolcuları” arzularına uygun, rahatsız etmeyen ve zorluk … Devamını oku

Yûnus Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Yûnus suresinin 21-25. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 211. sayfası).

  • Allah, Mümin kullarına tuzak kuranlara karşı en çabuk tuzak kurandır.
  • İnsanın yaptığı taşkınlığın zararı ancak kendisine döner. O, taşkınlığı ile ancak kendisine zarar verir.
  • Çabucak bitmesi ve zail olması bakımından dünya hayatının hakikati ve içindeki nimetlerin faniliği ortaya konulmuştur.
  • Cennet Müminlerin ebedî olarak kalacakları yerdir. Zira içinde bir çok nimet vardır ve orada musibet ve üzüntülerden uzak yaşanır.

22. ayetin diğer mealleri

Sizi karada ve denizde yürüten O’dur. Öyle ki siz bir gemide iken ve güzel bir rüzgar ile akıp götürürken bu yüzden (yolcular) neşelenirlerken, o gemiye şiddetli bir fırtına gelip çatar, her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar da dini yalnız Allah'a halis kılarak: Eğer bizi bundan kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allah'a dua ederek, yalvarırlar.

    Sizi karada ve denizde gezdiren O'dur. Hatta siz gemilerde bulunduğunuz, o gemiler de içindekileri tatlı bir rüzgârla alıp götürdükleri ve (yolcular) bu yüzden neşelendikleri zaman, o gemiye şiddetli bir fırtına gelip çatar, her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar da dini yalnız Allah'a halis kılarak: «Andolsun eğer bizi bundan kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız» diye Allah'a yalvarırlar.

Sizi karada ve denizde gezdirip dolaştıran O'dur. Hatta gemilerde bulunduğunuz ve o gemiler, içindekilerle beraber hoş bir esinti ile akıp gittikleri ve tam keyiflendikleri sırada o gemilere şiddetli bir fırtına gelir çatar ve her taraftan onlara dalgalar gelmeye başlar. Bütünüyle kuşatılıp artık bittiklerini sanırlar. İşte o vakit tam ihlas ile Allah'a yalvarır ve dindar olurlar: "Eğer bizi buradan kurtarırsan, andolsun ki, şükredenlerden olacağız." derler. 23- Sonra Allah onları oradan kurtarır, kurtulur kurtulmaz yeryüzünde çeşitli taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar taşkınlığınız sırf kendi zararınızadır. Şu değersiz dünya hayatının bir süre tadını çıkarınız, sonra nasıl olsa dönüp bize geleceksiniz. Biz de bütün yaptıklarınızı tek tek size haber vereceğiz.

22. ayet kelime kelime

  1. هُوَ huwa O'dur
  2. ٱلَّذِى alladhī sizi gezdiren
  3. يُسَيِّرُكُمْ yusayyirukum س ي ر
  4. فِى fī karada
  5. ٱلْبَرِّ l-bari ب ر ر
  6. وَٱلْبَحْرِ wal-baḥri ve denizde ب ح ر
  7. حَتَّىٰٓ ḥattā hatta
  8. إِذَا idhā zaman
  9. كُنتُمْ kuntum olduğunuz ك و ن
  10. فِى fī gemide
  11. ٱلْفُلْكِ l-ful'ki ف ل ك
  12. وَجَرَيْنَ wajarayna ve yürüttüğü (zaman) ج ر ي
  13. بِهِم bihim bununla
  14. بِرِيحٍ birīḥin bir rüzgârın ر و ح
  15. طَيِّبَةٍ ṭayyibatin tatlı ط ي ب
  16. وَفَرِحُوا۟ wafariḥū ve neşelendikleri sırada ف ر ح
  17. بِهَا bihā onların bununla;
  18. جَآءَتْهَا jāathā birden çıkıp ج ي أ
  19. رِيحٌ rīḥun bir fırtına ر و ح
  20. عَاصِفٌ ʿāṣifun sert ع ص ف
  21. وَجَآءَهُمُ wajāahumu ve geldiğinde ج ي أ
  22. ٱلْمَوْجُ l-mawju dalgalar م و ج
  23. مِن min her
  24. كُلِّ kulli ك ل ل
  25. مَكَانٍ makānin yönden ك و ن
  26. وَظَنُّوٓا۟ waẓannū ve kanaat getirdiklerinde ظ ن ن
  27. أَنَّهُمْ annahum muhakkak onlar
  28. أُحِيطَ uḥīṭa kuşatıldıklarına ح و ط
  29. بِهِمْ bihim kendilerinin
  30. دَعَوُا۟ daʿawū dua etmeye başlarlar د ع و
  31. ٱللَّهَ l-laha Allah'a
  32. مُخْلِصِينَ mukh'liṣīna has kılarak خ ل ص
  33. لَهُ lahu O'na
  34. ٱلدِّينَ l-dīna dini د ي ن
  35. لَئِنْ la-in eğer
  36. أَنجَيْتَنَا anjaytanā bizi kurtarırsan ن ج و
  37. مِنْ min bundan
  38. هَٰذِهِۦ hādhihi
  39. لَنَكُونَنَّ lanakūnanna elbette olacağız ك و ن
  40. مِنَ mina şükredenlerden
  41. ٱلشَّٰكِرِينَ l-shākirīna ش ك ر

22. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • İsrâ 17:67

    وَإِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فِى ٱلْبَحْرِ ضَلَّ مَن تَدْعُونَ إِلَّآ إِيَّاهُ فَلَمَّا نَجَّىٰكُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ أَعْرَضْتُمْ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ كَفُورًا

    Denizde başınıza bir sıkıntı gelse O’ndan başka dua ettikleriniz kaybolur. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca hemen yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Mü’min 40:14

    فَٱدْعُوا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَٰفِرُونَ

    O halde kâfirlerin hoşuna gitmese de, siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin.

  • Ankebût 29:65

    فَإِذَا رَكِبُوا۟ فِى ٱلْفُلْكِ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ إِذَا هُمْ يُشْرِكُونَ

    Gemiye bindiklerinde dini yalnız Allah'a has kılarak yalnız O'na dua ederler. Sonuçta onları karaya çıkarıp kurtarınca hemen ortak koşarlar.

  • En’âm 6:63

    قُلْ مَن يُنَجِّيكُم مِّن ظُلُمَٰتِ ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ تَدْعُونَهُۥ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً لَّئِنْ أَنجَىٰنَا مِنْ هَٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ

    De ki: Karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) sizi kim kurtarır ki? (O zaman) O'na gizli gizli yalvararak eğer bizi bundan kurtarırsan andolsun şükredenlerden olacağız diye dua ederdiniz.

  • Lokmân 31:32

    وَإِذَا غَشِيَهُم مَّوْجٌ كَٱلظُّلَلِ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ فَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ

    Onları dağlar gibi bir dalga kapladığında dinlerini yalnız Allah’a halis kılarak O'na dua ederler. Allah; onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Ayetlerimizi hain ve çokça nankörlük edenden başkası bilerek inkâr etmez.

  • Beyyine 98:5

    وَمَآ أُمِرُوٓا۟ إِلَّا لِيَعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ حُنَفَآءَ وَيُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَذَٰلِكَ دِينُ ٱلْقَيِّمَةِ

    Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na ibadet etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.

Yûnus Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ