İçeriğe geç

Kehf Suresi 98. Ayet

سورة الكهف، الآية ٩٨

18:98 16. cüz 31. hizb Mushaf’ta 304. sayfa Mekki sure

18:98 ayetinin metni

قَالَ هَٰذَا رَحْمَةٌ مِّن رَّبِّى فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ رَبِّى جَعَلَهُۥ دَكَّآءَ وَكَانَ وَعْدُ رَبِّى حَقًّا ۝٩٨

Okunuşu

qāla hādhā raḥmatun min rabbī fa-idhā jāa waʿdu rabbī jaʿalahu dakkāa wakāna waʿdu rabbī ḥaqqan

Meal

“İşte bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu dümdüz eder, Rabbimin vaadi haktır.” dedi.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Kehf Suresi’nin 98. ayeti (18:98) Mekki bir surededir; 16. cüzde, Mushaf’ın 304. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.

Kehf Suresi 98. ayeti dinleyin

73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (79)

98. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Zülkarneyn dedi ki: Bu set Ye'cûc ve Me'cûc ile yeryüzünde ifsat çıkarmaları arasında engel olacak Rabbimin bir rahmetidir. Onları bu işlerinden alıkoyacaktır. Kıyamet kopmadan önce Yüce Allah'ın onların çıkması için belirlediği vakit geldiğinde, o seti yerle eşit kılacaktır. Yüce Allah'ın (seti) yerle eşit kılması, Ye'cûc ve Me'cûc'un çıkmaları ile alakalı vaadi sabittir, üzerinde hiçbir ihtilaf yoktur.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

98. Zülkarneyn bu güzel işi ve bu mükemmel eseri yaptıktan sonra nimeti gerçek sahibine izafe ederek: “İşte bu, Rabbimden bir rahmettir.” Yani Rabbimin bana lütuf ve ihsanındandır. İşte salihlerle gerçek halifelerin durumu budur. Allah onlara üstün nimetleri lütfetti mi onların şükürleri, bu nimetleri ikrarları ve Allah’ın nimetlerini itirafları daha da artar. Nitekim Süleyman aleyhisselam da huzuruna Sebe’ melikesinin tahtının oldukça uzak bir mesafeden getirilmesi üzerine şunları söylemişti: “Bu, benim Rabbimin lütfundandır. Acaba şükür mü ederim, yoksa nankörlük mü ederim diye beni … Devamını oku

Kehf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Kehf suresinin 98-110. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 304. sayfası).

  • Sûr'a ikinci kez üfürüldüğünde, bütün insan ve cinler kıyamet alanında yeniden diriltilip toplanacaklar.
  • Kıyamet gününde en şiddetli hüsrana uğrayanlar dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir. Onlar, Yüce Allah'tan başkasına ibadet ederek iyi bir iş yaptıklarını zannederler.
  • Allah Teâlâ'nın kelimelerinin, ilminin, hikmetinin ve sırlarının sınırlandırılması imkansızdır. Denizler, okyanuslar ve onların emsali kadar sınırsız mürekkep olsa bile yazmak için yine de yetmezdi.

98. ayetin diğer mealleri

Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onun yerle bir eder. Bu, Rabbimin gerçek bir vaadidir, dedi.

Zülkarneyn: «Bu, Rabbimden bir rahmettir. Fakat Rabbimin vaadi gelince, O, bunu yerle bir eder. Rabbimin vaadi haktır» dedi.

Zülkarneyn dedi ki: "Bu Rabbimin bir lütfudur. Rabbimin vaadi geldiği vakit de onu dümdüz yapacaktır. Rabbimin vaadi de haktır.

98. ayet kelime kelime

  1. قَالَ qāla (Zu'l-Karneyn) dedi ki ق و ل
  2. هَٰذَا hādhā bu
  3. رَحْمَةٌ raḥmatun bir rahmetdir ر ح م
  4. مِّن min Rabbimden
  5. رَّبِّى rabbī ر ب ب
  6. فَإِذَا fa-idhā zaman
  7. جَآءَ jāa geldiği ج ي أ
  8. وَعْدُ waʿdu va'di و ع د
  9. رَبِّى rabbī Rabbimin ر ب ب
  10. جَعَلَهُۥ jaʿalahu onu eder ج ع ل
  11. دَكَّآءَ dakkāa yerle bir د ك ك
  12. وَكَانَ wakāna ve ك و ن
  13. وَعْدُ waʿdu va'di و ع د
  14. رَبِّى rabbī Rabbimin ر ب ب
  15. حَقًّا ḥaqqan haktır (gerçektir) ح ق ق

98. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • A’râf 7:143

    وَلَمَّا جَآءَ مُوسَىٰ لِمِيقَٰتِنَا وَكَلَّمَهُۥ رَبُّهُۥ قَالَ رَبِّ أَرِنِىٓ أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَىٰنِى وَلَٰكِنِ ٱنظُرْ إِلَى ٱلْجَبَلِ فَإِنِ ٱسْتَقَرَّ مَكَانَهُۥ فَسَوْفَ تَرَىٰنِى فَلَمَّا تَجَلَّىٰ رَبُّهُۥ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُۥ دَكًّا وَخَرَّ مُوسَىٰ صَعِقًا فَلَمَّآ أَفَاقَ قَالَ سُبْحَٰنَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    Mûsâ, belirlediğimiz vakitte gelince Rabbi onunla konuştu. Mûsâ dedi ki: "Rabbim! Bana (kendini) göster de sana bakayım!" Rabbi: "Beni göremeyeceksin, fakat dağa bak; dağ yerinde durursa sen de beni göreceksin." dedi. Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir etti. Mûsâ bayılarak yere kapandı. Ayıldığında: "Sen tüm noksanlıklardan münezzehsin, sana tevbe ettim. (Kavmim içinde) Sana iman edenlerin ilkiyim." dedi.

  • Vâkıa 56:49–50

    قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ …

    De ki: "Hem öncekiler, hem sonrakiler." …

  • Kehf 18:47

    وَيَوْمَ نُسَيِّرُ ٱلْجِبَالَ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَٰهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا

    Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü dümdüz göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.

Daha fazlası

13 Ekim 2026 Salı 2 جمادى الأولى 1448 هـ