Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vâdinin hak olduğunu, kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler. Hani onlar kendi meselelerini aralarında tartışıyorlardı. Bunun üzerine: “Üzerlerine bir bina yapın” demişlerdi. Rableri onları daha iyi bilendir. Fakat onların işine galip gelenler ise, “Mutlaka onların üstüne bir Mescid edineceğiz” dediler.
Kehf Suresi’nin 21. ayeti (18:21) Mekki bir surededir; 15. cüzde, Mushaf’ın 296. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Kehf Suresi 21. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
21. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Ve onları uzun yıllar boyunca uyutup sonra da uyandırarak kudretimizi gösteren harikulade işleri onlara (Ashâb-ı Kehf) yaptığımız gibi, onları hemşehrilerine de gösterdik ki, hemşehrileri Allah'ın, Müminlere olan yardım vaadinin ve yeniden diriliş vaadinin hak olduğunu bilsinler. Kıyamet mutlaka gerçektir, gelecektir. Bunda bir şüphe yoktur. Ashâb-ı Kehf'in gizli durumları ortaya çıktıktan sonra onlar yaşamlarına devam edip ardından öldüler. Onların bu durumuna şahit olanlar haklarında ne yapacakları hususunda ihtilafa düştüler. İnsanlardan bir grup onları korumak ve himaye etmek için mağaralarının kapısına bir duvarın örülmesini istediler. Rableri onların halini daha iyi bilir. Bu halleri Rablerinin katında onlara ait bir hususiyetin olduğunu gösterir. Nüfuz ve otorite sahiplerinden ilimsiz olup, sahih bir davetleri bulunmayanlar, Ashâb-ı Kehf'e değer vermek ve onlara ait yerlerin hatırlanması adına orada ibadet maksadıyla bir mescit bina edelim dediler.
21. Yüce Allah, insanları ashab-ı kehfin durumundan haberdar ettiğini bildirmektedir. Doğrusunu en iyi Allah bilir ama bu, uyanmalarından ve içlerinden birisini kendilerine yiyecek almak üzere göndermelerinden, kendisini saklayıp durumlarını gizli tutmasını söylemelerinden sonra olmuştur. Yüce Allah, insanların faydasına, onların da daha çok ecir almalarına sebep olacak bir hususun gerçekleşmesini murad etmişti. Şöyle ki insanlar, Allah’ın diriliş vaadinin hak olduğuna, onda şüphe ve tereddüt bulunmadığına dair Allah’ın âyetlerinden gözle görülür birini onların şahıslarında somut olarak … Devamını oku
Şeriatımızda kabirlerin üzerine mescitler inşa etmek ve kabirlerin üzerine bina edilen mescitlerde namaz kılmak caiz değildir.
Ashâb-ı Kehf kıssasında Allah'ın haşretmesine, ölümden sonra insanları kabirlerinden kaldırıp diriltmesine ve hesaba çekmesine dair kudretine hüccet ikamet edilmiştir.
Ayetler, övülen münakaşa ve tartışmanın güzellikle yapılan tartışma olduğuna delalet etmektedir.
Şerî sünnet ve edep, gelecekte yapılacak işlerin Allah Teâlâ'nın dilemesine bağlanmasını gerekli kılarlar.
21. ayetin diğer mealleri
İşte bu şekilde insanları onlardan haberdar kıldık ki Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyamet saatinde hiç bir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. Onların (mağaralarının) çevresine bina yapın. Onları en iyi Rableri bilir, diyorlardı. Onlar durumuna galip gelen (krallar): Oraya mescid yapacağız, dediler.
Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vaadinin hak olduğunu, kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler. Hani onlar aralarında Ashâbı Kehfin durumunu tartışıyorlardı. Dediler ki: «Üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir.» Onların durumuna vâkıf olanlar ise: «Bizler, kesinlikle onların yanı başlarına bir mescit yapacağız» dediler.
Böylece insanları onlardan haberdar kıldık ki, öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyamet gününden şüphe edilemeyeceğini bildirmek için, öylece şehir halkına buldurduk. Onları mağarada bulanlar, aralarında durumlarını tartışıyorlardı. Dediler ki: "Üstlerine bir bina (kilise) yapın. Bununla beraber Rableri, onları daha iyi bilir." Sözlerinde üstün gelen müminler: "Üzerlerine muhakkak bir mescid yapacağız." dediler.
21. ayet kelime kelime
وَكَذَٰلِكَwakadhālikave böylece
أَعْثَرْنَاaʿtharnābuldurduk
عَلَيْهِمْʿalayhimonları
لِيَعْلَمُوٓا۟liyaʿlamūbilsinler diye
أَنَّannaşüphesiz
وَعْدَwaʿdava'dinin
ٱللَّهِl-lahiAllah'ın
حَقٌّḥaqqungerçek olduğunu
وَأَنَّwa-annave şüphesiz
ٱلسَّاعَةَl-sāʿatasaatin(geleceğinde)
لَاlāasla olmadığını
رَيْبَraybaşüphe
فِيهَآfīhāonda
إِذْidho sırada
يَتَنَٰزَعُونَyatanāzaʿūnatartışıyorlardı
بَيْنَهُمْbaynahumkendi aralarında
أَمْرَهُمْamrahumonların durumlarını
فَقَالُوا۟faqālūdediler
ٱبْنُوا۟ib'nūbina edin
عَلَيْهِمʿalayhimonların üstüne
بُنْيَٰنًاbun'yānanbir bina
رَّبُّهُمْrabbuhumRableri
أَعْلَمُaʿlamudaha iyi bilir
بِهِمْbihimonları
قَالَqāladediler ki
ٱلَّذِينَalladhīnagâlip gelenler
غَلَبُوا۟ghalabū
عَلَىٰٓʿalāonların işine
أَمْرِهِمْamrihim
لَنَتَّخِذَنَّlanattakhidhannamutlaka yapacağız
عَلَيْهِمʿalayhimonların üstüne
مَّسْجِدًاmasjidanbir mescid
21. ayetle ilgili ayetler
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.
Şu halde sen sabret. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Onlara vaadettiklerimizin bir kısmını sana göstersek de senin dünya hayatını sona erdirsek de, sonuçta bize döndürülürler.