til'ka min anbāi l-ghaybi nūḥīhā ilayka mā kunta taʿlamuhā anta walā qawmuka min qabli hādhā fa-iṣ'bir inna l-ʿāqibata lil'muttaqīna
Meal
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.
Hûd Suresi’nin 49. ayeti (11:49) Mekki bir surededir; 12. cüzde, Mushaf’ın 227. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Hûd Suresi 49. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
49. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Nuh -aleyhisselam-'ın bu kıssası gaybî haberlerdendir. -Ey Peygamber!- Sana vahyettiğimiz bu vahiyden önce ne sen ve ne de kavmin bu kıssayı bilmiyordunuz. Tıpkı Nuh -aleyhisselam-'ın sabrettiği gibi sen de kavminin eziyetlerine ve yalanlamalarına karşı sabret. Yardım ve zafer (üstünlük), Allah'ın emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınanlar içindir.
49. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e risaleti lütfeden Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceği bu ayrıntılı kıssayı anlattıktan sonra Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “…Onları bundan önce ne sen biliyordun, ne de kavmin.” O nedenle O, bunu daha önce biliyordu, diyemezler. Şimdi Allah’a hamd-ü senâda bulun ve O’na şükret. Bu dosdoğru din, Sırat-ı Müstakim ve Allah’a davet yolunda sabret. Çünkü “âkıbet hiç şüphesiz korkup sakınanlarındır.” Yani şirkten ve diğer günahlardan sakınanlaradır. Nasıl ki Nûh aleyhisselam sonunda kavmine üstün geldi ve kurtarıldı ise aynı şekilde kavmine karşı güzel son da senin olacaktır.
Çocukları dahi olsa peygamberler, Allah'ı inkâr eden kimselere şefaat edemezler.
Davetçinin nezih olması ve insanların sahip olduğu şeylerden uzak durması yaptığı davetin kabul edilmesine daha uygundur.
İstiğfar edip tövbe etmenin fazileti beyan edilmiştir. Bu ikisi, yağmurun yağmasının, neslin ve malın çoğalmasının sebebidir.
49. ayetin diğer mealleri
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gaybın haberleridir. Bundan önce ne sen ne de kavmin onu bilmiyordunuz. O halde sabret, sonuç muttakilerindir.
(Rasûlüm!) İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü iyi sonuç (sabredip) sakınanlarındır.
İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, akıbet muhakkak muttakilerindir.