waqāla alladhīna kafarū lirusulihim lanukh'rijannakum min arḍinā aw lataʿūdunna fī millatinā fa-awḥā ilayhim rabbuhum lanuh'likanna l-ẓālimīna
Meal
Kâfîr olanlar peygamberlerine; “Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz.”
İbrâhîm Suresi’nin 13. ayeti (14:13) Mekki bir surededir; 13. cüzde, Mushaf’ın 257. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
İbrâhîm Suresi 13. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
13. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
(Allah Teâlâ'nın gönderdiği) Resullerin kavimlerinden olan ve onlara karşı delil getirmekten aciz kalan kâfirler şöyle dediler: Ya sizi beldemizden çıkaracağız ya da kendi dininizden bizim dinimize döneceksiniz. Bunun akabinde Yüce Allah resullerini teyit ederek şöyle vahyetmiştir: Allah'ı ve resulünü (küfre girerek) inkâr eden zalimleri muhakkak helak edeceğiz.
13. Yüce Allah, peygamberlerin kavimlerini davetlerini, onların bu işi usanmaksızın sürdürdüklerini söz konusu ettikten sonra sonunda kavimlerinden nasıl karşılık gördüklerini zikrederek şöyle buyurmaktadır: “O kafirler de peygamberlerine” tehditte bulunarak “dediler ki: Andolsun ki ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız ya da dinimize döneceksiniz.” Bu, peygamberlerin çağrısını reddetmenin en ileri derecesidir. Bundan sonra artık peygamberlerin onlardan herhangi bir hayır ummalarına imkân yoktur. Çünkü hidâyetten yüz çevirmekle yetinmediler, peygamberleri yurtlarından çıkarmakla tehdit ettiler ve … Devamını oku
Şüphesiz ki resuller ve peygamberler, âdemoğlundan insanlardır. Ancak Allah Teâlâ, onları âdemoğlu arasından risaleti taşıma ile üstün kılmış ve seçmiştir.
Toplumu değiştirmek isteyen davetçinin, sayısız zorluklarla karşılaşacağını bilmesi gerekir. Bunlardan bazısı; kovulmak, sürgün edilmek, sözlü ve fiilî eziyetlere maruz kalmaktır.
Şüphesiz ki davetçi ve salih kimselere, yeryüzünde halife kılınacaklarına ve yardım edileceklerine dair söz verilmiştir.
Kâfirlerin küfründen dolayı salih amellerinin iptal edilip onlara itibar edilmeyeceği açıklanmıştır.
13. ayetin diğer mealleri
Kâfir olanlar ise, rasûllerine : "Ya bizim dinimize geri dönersiniz ya da sizi ülkemizden çıkarırız" dediler. Rab’leri (rasûllere) şöyle vahyetti: Zalimleri elbette helak edeceğiz.
Kâfir olanlar peygamberlerine dediler ki: «Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!» Rableri de onlara: «Zalimleri mutlaka helâk edeceğiz!» diye vahyetti.
İnkâr edenler peygamberlerine dediler ki: "Ya sizi mutlaka yurdumuzdan çıkaracağız, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!" Rableri de onlara: "Zâlimleri mutlaka helak edeceğiz" diye vahyetti.
13. ayet kelime kelime
وَقَالَwaqāladediler ki
ٱلَّذِينَalladhīnakimseler
كَفَرُوا۟kafarūinkar eden(ler)
لِرُسُلِهِمْlirusulihimelçilerine
لَنُخْرِجَنَّكُمlanukh'rijannakumya sizi mutlaka çıkarırız
Şuayb’ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Şuayb! Elbette seni ve seninle birlikte iman edenleri memleketimizden çıkaracağız yahut mutlaka bizim dinimize döneceksiniz." dediler. Şuayb: “İstemesek de mi?” dedi.
Hani o kâfirler seni tutup bağlamak yahut öldürmek yahut seni (Mekke’den) çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı kurarlarken Allah da bunun karşılığında kendilerine tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.