Enbiyâ Suresi’nin 105. ayeti (21:105) Mekki bir surededir; 17. cüzde, Mushaf’ın 331. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Enbiyâ Suresi 105. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
105. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Ant olsun ki Levh-i Mahfuz'da yazdıktan sonra resullere indirdiğimiz kitaplarda: "Ona itaat ile amel eden salih kullar yeryüzünün mirasçılarıdır." diye yazmıştık. Onlar Muhammed- sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmetidir.
105. “Andolsun ki Biz Zikir’den sonra Zebûr’da da” Zebûr, yazılmış kitap demektir. Maksat ise Tevrat ve benzeri Allah tarafından indirilmiş bütün kitaplardır. “Zikir” ise Levh-i Mahfuz, yani vücuda gelen bütün takdirlerin kendisine uygun olarak gerçekleştiği ilk kitaptır. Yani biz, bunu ilkin Levh-i Mahfuz’da daha sonra da indirilmiş kitaplarda yazdık. Onlarda yazılı lansa şudur: “Yeryüzüne” yani cennete “salih” emrettiklerimi yerine getiren ve yasaklarımdan sakınan “kullarım mirasçı olacaktır.” İşte Yüce Allah’ın cenneti kendilerine miras vereceği kimseler bunlardır. Nitekim cennetliklerin … Devamını oku
Mûsâ kavmine: “Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır, kullarından dilediğine onu miras verir. İyi akıbet ise, takvâ sahiplerinin olacaktır.” dedi.
Allah, içinizden iman edenlere ve salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri hükümran kıldığı gibi, onları da yeryüzünde hükümran kılacağını, kendileri için seçip beğendiği dinlerini onlar için güçlendirip yerleştireceğini ve korkulu hallerini güvene çevireceğini vadetmiştir. Bana hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet ederler. Bundan sonra artık kim kâfir olursa onlar fasıkların ta kendileridir.
Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: "Bu Kur'an, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlar için bir körlüktür.” İşte onlar (sanki kendilerine) uzak bir yerden seslenilmekte (de duymuyor gibiler).