'Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a aittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.''
Hûd Suresi’nin 29. ayeti (11:29) Mekki bir surededir; 12. cüzde, Mushaf’ın 225. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 73 kârinin sesinden dinleyin.
Hûd Suresi 29. ayeti dinleyin
73 kâriden 79 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (79)
29. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Ey Kavmim! Ben, risaleti size tebliğ etmemin karşılığında sizden bir mal istemiyorum. Benim sevabım (mükâfatım) Allah'a aittir. Sizin kovulmalarını istediğiniz Müminlerin fakir olanlarını meclisimden uzaklaştıracak değilim. Onlar, kıyamet günü Rablerine kavuşacaklar ve O, onları iman etmelerine karşılık mükâfatlandıracaktır. Müminlerden zayıf olanların kovulmalarını istediğiniz için sizi bu davetin hakikatini anlamamış olarak görüyorum.
29. “Ey kavmim bu (davetime)” benim sizi hakka davet etmeme “karşılık sizden hiçbir mal istemiyorum” ki kendinizi ağır bir borç yükü altında hissedesiniz. “Benim ecrimi vermek ancak Allah’a aittir.” Onlar, Nûh’tan zayıf mü’minleri kovup uzaklaştırmasını istemiş olacaklar ki o da onlara şöyle demektedir: “Ben iman edenleri kovacak da değilim.” Bana böyle bir şey yakışmaz, böyle bir şey yapamam. Aksine ben onları hoşnutlukla, güler yüzle, lütuf, ikram ve tazim ile karşılarım. “Zira onlar elbette Rablerine kavuşacaklardır.” O da onları iman ve takvalarına karşılık nimet dolu cennetlerle … Devamını oku
Davetçi kimsenin ahlakı beyan edilmiştir ki, davetçi sevabını (karşılığını) sadece Allah'tan bekler.
Fakir olan Mümin kimselerin kovulmasının haram olduğu ve onlara ikramda bulunup değer vermenin gerekli olduğu beyan edilmiştir.
Allah Teâlâ gayb ilmini sadece kendisine ayırmıştır.
Kâfirler ile münazara etmenin ve tartışmanın meşruluğu beyan edilmiştir.
29. ayetin diğer mealleri
Ey Halkım! Ben sizden buna karşılık bir mal istemiyorum. Benim ecrimi Allah verecektir. Ben, iman eden kimseleri kovamam. Onlar, elbette Rab’lerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin cahillik eden bir halk olduğunuzu görüyorum.
Ey kavmim! Allah'ın emirlerini bildirmeye karşılık sizden herhangi bir mal istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak değilim; çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizi, bilgisizce davranan bir topluluk olarak görüyorum.
"Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mülk istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak değilim. Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim görüyorum."
Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından uzaklaştırma. Onların hesabından senin üzerinde bir şey (yükümlülük), senin hesabından da onların üzerine bir şey (yükümlülük) yoktur ki onları kovarsan o takdirde zâlimlerden olursun. …
Sabah, akşam Rablerinin yüzünü dileyerek O’na dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süslerini arzulayarak, gözünü onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, heva/arzularına uymuş ve işi taşkınlık olan kimseye itaat etme!
Lafzen benzer ayetler
Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.