İçeriğe geç

A’râf Suresi 46. Ayet

سورة الأعراف، الآية ٤٦

7:46 8. cüz 16. hizb Mushaf’ta 156. sayfa Mekki sure

7:46 ayetinin metni

وَبَيْنَهُمَا حِجَابٌ وَعَلَى ٱلْأَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلًّۢا بِسِيمَىٰهُمْ وَنَادَوْا۟ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ أَن سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ ۝٤٦

Okunuşu

wabaynahumā ḥijābun waʿalā l-aʿrāfi rijālun yaʿrifūna kullan bisīmāhum wanādaw aṣḥāba l-janati an salāmun ʿalaykum lam yadkhulūhā wahum yaṭmaʿūna

Meal

İki taraf arasında bir perde (engel) vardır. A'raf'ta da herkesi simalarından tanıyan birtakım adamlar vardır. Cennetliklere “Selam size” diye seslenirler. Onlar, çok arzuladıkları halde henüz oraya girmemişlerdir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

A’râf Suresi’nin 46. ayeti (7:46) Mekki bir surededir; 8. cüzde, Mushaf’ın 156. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

A’râf Suresi 46. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

46. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Bu iki grup arasında; Cennet ve Cehennem ashabı arasında A'raf adı verilen yüksekçe bir sur vardır. Bu yüksek surların üzerinde iyilikleri ve kötülükleri eşit seviyede kalmış adamlar vardır. Bunlar Cennet ashabını yüzlerinin beyazlığı gibi alametlerinden tanırlar. Cehennem ashabını da yüzlerinin siyahlığı gibi alametlerinden tanırlar. Bu adamlar Cennet ahalisine seslenip onlara ikram olarak şöyle derler: “Sizlere selam olsun!” O vakit A'raf ashabı, henüz Cennet'e girmemiştir. Onlar Allah’ın rahmetiyle Cennet'e girmeyi umut ederler.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

46. Yani cennetlikler ile cehennemlikler arasında A’raf diye bilinen bir perde vardır. Bu, cennetten de değildir, cehennemden de değildir. Her iki tarafa da bakar, o nedenle de burada bulunan kimse, her iki kesimin durumu da görür. Bu perde üzerinde ise cennet ve cehennem ehlinden her bir kimseyi “simalarından” yani kendileri vasıtası ile tanındıkları ve başkalarından ayırt edildikleri alametleri ile “tanıyan adamlar vardır.” İşte bunlar cennet ehline baktıklarında “Selamun aleykum” diye seslenirler” ve onlara böylece selam verirler. Bunlar o ana kadar henüz cennete girmemiş olmakla birlikte cennete girmeyi ümid ederler. Allah’ın kalplerine böyle bir ümidi yerleştirmesinin ise onlara lütuf ve ihsanda bulunmak istemesinden başka bir sebebi yoktur.

A’râf Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

A’râf suresinin 44-51. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 156. sayfası).

  • Öldükten sonra yeniden dirilişe iman etmemek, şehvet ve nefse hoş gelen şeylere yönelmek konusunda direk bir sebeptir.
  • Kıyamet günü insanlar, Allah’ın kendisine itaat eden kimselere olan vaatlerinin gerçekleşeceğini ve kâfir olan kimselere de tehdit ettiklerinin gerçekleşeceğini yakinen bilip, anlarlar.
  • Kıyamet günü insanlar iki sınıftır: Bir grup cennette ve bir grup da cehennemdedir. Bu ikisinin arasında, tam orta yerde iyilikleri ve kötülükleri eşit olan başka bir grup daha vardır. Onların sonuçta varacağı yer ise, cennettir.
  • Servet, itibar ve çok fazla takipçisi olan kimseler bu sahip oldukları şeylerin Yüce Allah katında kendilerine bir fayda sağlamayacağını ve Allah’ın azabından kurtaramayacağını çok iyi bilmesi gerekir.

46. ayetin diğer mealleri

İkisi arasında bir perde/engel, (A’raf’ın) üzerinde herkesi simalarından tanıyan kimseler vardır. Cennetliklere: Selam size diye nîda ederler. Henüz oraya girmemişler, fakat çok arzulamaktadırlar.

   İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve A'râf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır ki, bunlar henüz cennete giremedikleri halde (girmeyi) umarak cennet ehline: «Selâm size!» diye seslenirler.

Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. A'raf üzerinde de, her iki taraftakileri simalarından tanıyan kişiler vardır. Bunlar cennetliklere: "selâm olsun size" diye seslenirler. Bunlar henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi arzu eden kimselerdir.

46. ayet kelime kelime

  1. وَبَيْنَهُمَا wabaynahumā iki taraf arasında
  2. حِجَابٌ ḥijābun bir perde (vardır)
  3. وَعَلَى waʿalā ve üzerinde
  4. ٱلْأَعْرَافِ l-aʿrāfi A'raf
  5. رِجَالٌ rijālun erkekler (vardır)
  6. يَعْرِفُونَ yaʿrifūna tanıyan
  7. كُلًّۢا kullan hepsini
  8. بِسِيمَىٰهُمْ bisīmāhum yüzlerindeki işaretleriyle
  9. وَنَادَوْا۟ wanādaw ve seslendiler
  10. أَصْحَٰبَ aṣḥāba halkına
  11. ٱلْجَنَّةِ l-janati cennet
  12. أَن an diye
  13. سَلَٰمٌ salāmun selam olsun
  14. عَلَيْكُمْ ʿalaykum size
  15. لَمْ lam cennete girmemiş
  16. يَدْخُلُوهَا yadkhulūhā
  17. وَهُمْ wahum fakat onlar
  18. يَطْمَعُونَ yaṭmaʿūna beklemektedirler

46. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Tûr 52:14–16

    هَٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِى كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ …

    İşte bu sizin yalan saydığınız ateştir (denilir). …

  • Hadîd 57:13

    يَوْمَ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱنظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِن نُّورِكُمْ قِيلَ ٱرْجِعُوا۟ وَرَآءَكُمْ فَٱلْتَمِسُوا۟ نُورًا فَضُرِبَ بَيْنَهُم بِسُورٍ لَّهُۥ بَابٌۢ بَاطِنُهُۥ فِيهِ ٱلرَّحْمَةُ وَظَٰهِرُهُۥ مِن قِبَلِهِ ٱلْعَذَابُ

    O gün münafık erkeklerle münafık kadınlar iman edenlere derler ki: "Bize bakın da sizin nurunuzdan bir parça ışık alalım." (Onlara): "Arkanıza dönüp bir nur arayın." denir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Onun iç tarafında rahmet, dış tarafından ise azap vardır.

  • Tahrîm 66:8

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ تُوبُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ يَوْمَ لَا يُخْزِى ٱللَّهُ ٱلنَّبِىَّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ نُورُهُمْ يَسْعَىٰ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَٱغْفِرْ لَنَآ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle (nasuh) tevbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan Cennetler'e sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla! Çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter.” derler.

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ