İçeriğe geç

Fussilet Suresi 47. Ayet

سورة فصلت، الآية ٤٧

41:47 25. cüz 49. hizb Mushaf’ta 482. sayfa Mekki sure

41:47 ayetinin metni

إِلَيْهِ يُرَدُّ عِلْمُ ٱلسَّاعَةِ وَمَا تَخْرُجُ مِن ثَمَرَٰتٍ مِّنْ أَكْمَامِهَا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۦ وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ أَيْنَ شُرَكَآءِى قَالُوٓا۟ ءَاذَنَّٰكَ مَا مِنَّا مِن شَهِيدٍ ۝٤٧

Okunuşu

ilayhi yuraddu ʿil'mu l-sāʿati wamā takhruju min thamarātin min akmāmihā wamā taḥmilu min unthā walā taḍaʿu illā biʿil'mihi wayawma yunādīhim ayna shurakāī qālū ādhannāka mā minnā min shahīdin

Meal

(Kıyamet) Saatinin ilmi sadece Allah’a aittir. Onun bilgisi dışında hiçbir meyve tomurcuğundan çıkmaz, hiçbir dişi de ne gebe kalır, ne de doğurur. Allah; onlara: "Nerede ortaklarım?" diye seslendiği gün derler ki: (Ortağın olduğuna dair) Bizden hiç bir şahidin olmadığını sana bildiririz."

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Fussilet Suresi’nin 47. ayeti (41:47) Mekki bir surededir; 25. cüzde, Mushaf’ın 482. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Fussilet Suresi 47. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

47. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi yalnız bir olan Allah'a havale edilir. Yalnız O, ne zaman kopacağını bilir. O'ndan başka hiçbir kimse bilemez. O'nun bilgisi dışında meyveler kabuklarından ve tomurcuklarından yarılıp çıkamaz. O'nun bilgisi olmadan hiçbir dişi hamile kalamaz ve doğuramaz ve onlardan hiçbir şey O'nu geçip kendisinden kurtulamazlar. Yüce Allah, kendisine ibadet ile beraber aynı zamanda putlara da tapan müşrikleri azarlayarak onlara şöyle seslenir: "Benim ortaklarım olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarım nerede?" Müşrikler de ona şöyle derler: "Buna dair şimdi senin önünde itiraf ediyoruz ki, sana ait şüphesiz bir ortağın olmadığına şahitlik ederiz.''

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri 47–48. ayetler

47. Bu buyrukla Yüce Allah, ilminin genişliğini ve kendisinden başka hiçbir kimsenin muttali olmadığı bilginin yalnızca kendisine has olduğunu haber vermekte ve şöyle buyurmaktadır: “Kıyametin bilgisi ona havale edilir.” Yani bütün mahlukat, bu bilgiyi O’na havale ederler. Bu hususta bilgi sahibi olmaktan aciz olduklarını rasûller de melekler de başkaları da ikrar ve itiraf ederler. “O’nun ilmi dışında hiçbir meyve tomurcuğundan” içinde bulunduğu ve etrafını saran kılıfından “çıkmaz.” Bu, hem şehirlede hem de kırlarda bulunan bütün ağaçların meyvelerini kapsar. Hangi ağaçtan hangi meyve … Devamını oku

Fussilet Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Fussilet suresinin 47-54. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 482. sayfası).

  • Kıyametin kopma vaktinin ilmi yalnızca Yüce Allah'ın katındadır.
  • Yüce Allah'ın kendisine vermiş olduğu nimetlere karşı kâfir kimsenin bütün davranışlarında karışıklık ve huzursuzluk vardır.
  • Allah Teâlâ, her şeyi kudreti ve ilmiyle kuşatmıştır.

47. ayetin diğer mealleri

(Kıyamet) Saatinin ilmi sadece Allah’a aittir. Onun bilgisi olmadan ne meyveler kabuklarından çıkar; ne bir dişi hamile kalır ve ne de doğurur. Allah; onlara: Nerede ortaklarım? diye seslendiği gün: Bir şahidimiz olmadığını sana bildiririz, derler.

Kıyamet gününün bilgisi, O'na havale edilir. O'nun bilgisi dışında hiçbir meyve (çekirdeği) kabuğunu yarıp çıkamaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Allah onlara: Ortaklarım nerede! diye seslendiği gün: Buna dair bizden hiçbir şahit olmadığını sana arzederiz, derler.

Kıyamet zamanını bilmek ancak Allah'a havale edilir. Onun bilgisi dışında hiçbir meyve kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Allah onlara: "Bana koştuğunuz ortaklarım nerede?" diye seslendiği gün, onlar: "Senin ortağın olduğuna dair bizden hiçbir şahit olmadığını sana arz ederiz." derler.

47. ayet kelime kelime

  1. إِلَيْهِ ilayhi O'na
  2. يُرَدُّ yuraddu döndürülür ر د د
  3. عِلْمُ ʿil'mu bilgisi ع ل م
  4. ٱلسَّاعَةِ l-sāʿati sa'at (kıyamet) س و ع
  5. وَمَا wamā ve
  6. تَخْرُجُ takhruju çıkmaz خ ر ج
  7. مِن min meyvalar
  8. ثَمَرَٰتٍ thamarātin ث م ر
  9. مِّنْ min kabuklarından
  10. أَكْمَامِهَا akmāmihā ك م م
  11. وَمَا wamā gebe kalmaz
  12. تَحْمِلُ taḥmilu ح م ل
  13. مِنْ min hiçbir
  14. أُنثَىٰ unthā dişi أ ن ث
  15. وَلَا walā ve
  16. تَضَعُ taḍaʿu doğurmaz و ض ع
  17. إِلَّا illā olmadan
  18. بِعِلْمِهِۦ biʿil'mihi O'nun bilgisi ع ل م
  19. وَيَوْمَ wayawma ve (o) gün ي و م
  20. يُنَادِيهِمْ yunādīhim onlara seslenildiği ن د ي
  21. أَيْنَ ayna nerede?
  22. شُرَكَآءِى shurakāī ortaklarım ش ر ك
  23. قَالُوٓا۟ qālū demişlerdir ق و ل
  24. ءَاذَنَّٰكَ ādhannāka sana arz ederiz ki أ ذ ن
  25. مَا mā yok
  26. مِنَّا minnā bizden
  27. مِن min hiçbir
  28. شَهِيدٍ shahīdin gören ش ه د

47. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • A’râf 7:187

    يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ رَبِّى لَا يُجَلِّيهَا لِوَقْتِهَآ إِلَّا هُوَ ثَقُلَتْ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَا تَأْتِيكُمْ إِلَّا بَغْتَةً يَسْـَٔلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِىٌّ عَنْهَا قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    Sana (kıyamet) saatinin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan başkası açığa çıkaramaz. Göklere ve yere o saat ağır gelir. Kıyamet ansızın gelir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar." De ki: "Onun ilmi sadece Allah katındadır. Ama insanların çoğu (bunu) bilmezler."

  • En’âm 6:59

    وَعِندَهُۥ مَفَاتِحُ ٱلْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَآ إِلَّا هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ فِى ظُلُمَٰتِ ٱلْأَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Onları, kendisinden başkası bilmez. Karada ve denizde olan her şeyi bilir. Onun ilmi olmadan hiçbir yaprak düşmez ve yerin karanlıklarında hiçbir tane, hiçbir yaş ve hiçbir kuru yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.

  • Ra’d 13:8

    ٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنثَىٰ وَمَا تَغِيضُ ٱلْأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ وَكُلُّ شَىْءٍ عِندَهُۥ بِمِقْدَارٍ

    Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin arttırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. O’nun katında her şey bir ölçü iledir.

  • Fâtır 35:11

    وَٱللَّهُ خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ أَزْوَٰجًا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۦ وَمَا يُعَمَّرُ مِن مُّعَمَّرٍ وَلَا يُنقَصُ مِنْ عُمُرِهِۦٓ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    Allah, sizi (önce) topraktan sonra nutfe/meniden yaratmıştır. Sonra sizi çiftler kıldı. Onun ilmi dışında hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitaptadır. Şüphesiz ki bu Allah’a göre pek kolaydır.

  • Kehf 18:53

    وَرَءَا ٱلْمُجْرِمُونَ ٱلنَّارَ فَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مُّوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا۟ عَنْهَا مَصْرِفًا

    Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.

Daha fazlası

17 Ekim 2026 Cumartesi 6 جمادى الأولى 1448 هـ