Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler; “Bunları, dinleri aldatmış.” diyorlardı. Hâlbuki kim Allah’a tevekkül ederse, hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Enfâl Suresi’nin 49. ayeti (8:49) Medeni bir surededir; 10. cüzde, Mushaf’ın 183. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Enfâl Suresi 49. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
49. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Münafıkların ve imanları zayıf olan kimselerin dediklerini hatırla! Hani onlar şöyle demişlerdi: "Bu Müslümanları sayılarının azlığı ve güçlerinin zayıflığı ve düşmanlarının sayılarının çokluğu ve donanımlarının kuvveti ile beraber düşmanlarına karşı kendilerine yardım etme vaadinde bulunan dinleri aldatmıştır. Oysa bu münafıklar ve zayıf iman sahipleri tek olan Allah'a güvenip dayanan kimsenin gücü ne kadar zayıf olursa olsun Yüce Allah'ın O'nun yardımcısı olacağını idrak edememişlerdir. Muhakkak ki Allah Teâlâ, onların yardımcısıdır. Ne kadar zayıf olurlarsa olsunlar, onları asla yenilgiye uğratmayacaktır. Allah Aziz'dir (güçlüdür) ve hiç kimse O'na üstün gelemez. O; takdirinde ve dininde hikmet sahibidir.
49. “Hani münafıklarla kalplerinde hastalık olanlar” yani imanı zayıf olup kalplerinde şüphe ve tereddüt bulunan kimseler, az sayıda olmalarına rağmen sayıca çok olan müşriklerle savaşmaya giden mü’minler için: “Bunları dinleri aldattı, diyordu.” Bağlı oldukları din, onları güç yetiremeyecekleri ve altından kalkamayacakları şeyleri yapmaya itti. Onlar, bu sözleri mü’minleri küçük görerek ve akıllarını hafife alarak söylüyorlardı. Oysa -Allah’a yemin olsun ki- asıl hafif akıllı ve kıt anlayışlı olanlar, bu sözleri söyleyenlerdir. Çünkü iman; mü’minlerin, muazzam orduların dahi üzerine … Devamını oku
Şımarıklık; insanın şahsiyetinin (karakterinin) bozulmasına sebebiyet veren tehlikeli bir hastalıktır. Bu özelliğe sahip kimsenin şahsiyetinin bozulmasını hızlandırır.
Sabır, bir kimsenin zorluklara ve musibetlere karşı dayanmasına yardımcı olur. Sabırda ilahi bir fayda vardır. Bu fayda; emirlerini yerine getirmek hususunda sabreden kimseye Allah'ın yardım etmesidir ki bu, hayatta müşahede ettiğimiz şeylerdendir.
Çekişmek ve ayrılığa düşmek; ümmetin bölünmesinin sebeplerinden, hezimete uğramanın, geri çekilmenin, kuvvetin, yardımın ve devletin gitmesinin alametlerindendir.
İman; iman sahibi kimsenin muazzam orduların (cesaret edip) giremeyeceği büyük işlere girmesini gerekli kılar.
49. ayetin diğer mealleri
Münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar: "Müslümanları dinleri aldattı" diyorlardı. Oysa kim Allah’a tevekkül ederse bilmelidir ki; Allah Aziz'dir, Hakim'dir.
O zaman münafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar, (sizin için), «Bunları, dinleri aldatmış» diyorlardı. Halbuki kim Allah'a dayanırsa, bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir. (Kendisine güveneni üstün ve galip kılacak O'dur. Yoksa orduların sayı ve teçhizat üstünlüğü değildir).
O sırada münafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar, (müslümanlar hakkında) "şu adamları dinleri aldattı" diyorlardı. Oysa her kim Allah'a tevekkül ederse bilsin ki, Allah galiptir, güçlüdür ve hikmet sahibidir.
Münafıklar, kalplerinde hastalık olanlar ve Medine’de bozgunculuk yapıp asılsız haber yayanlar; eğer buna son vermezlerse, seni onlara musallat ederiz de sonra çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar.
Ve ona hiç beklemediği bir yerden rızık verir. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şey için bir süre/ölçü koymuştur.