Enfâl Suresi’nin 32. ayeti (8:32) Medeni bir surededir; 9. cüzde, Mushaf’ın 180. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Enfâl Suresi 32. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
32. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Ey Resul! Müşriklerin: "Allah'ım! Eğer Muhammed'in getirdiği senin katından bir hak ise gökten üzerimize bizi helak edecek taş yağdır veya bize şiddetli bir azap ver dediği zamanı hatırla."Onlar inkâr, reddetme ve aşırı gitmeleri sebebi ile böyle söylemişlerdi.
32. “Hani (yine) şöyle demişlerdi: “Ey Allahım! Eğer” Muhammed’in kendisine davet ettiği “bu (Kur'ân), gerçekten senin katından (indirilmiş) hak (bir kitap) ise artık bizim üzerimize gökten taş yağdır yahut bize can yakıcı bir azap gönder.” Onlar, bu sözlerini kendi batıllarının kesin olarak doğru olduğunu kabul ederek ve bu durumda ne söylenmesi gerektiğini bilmeyecek kadar cahil oldukları için söylemişlerdi. Eğer onlar, birtakım şüphelerden ve göz boyamalardan ibaret batılları hakkında basiret sahibi ve onun doğruluğundan yana emin olmalarını gerektirecek bir seviyede olsalardı bile … Devamını oku
Şükür etmek kişiye bahşedilen büyük bir nimettir. Allah Teâlâ şükreden kuluna ihsan ettiği lütuf ve ikramını artırır. Gafil olan kula verdiği nimetler ise azalır.
Emin ve dürüst olunması ve bunu kendilerine ahlak edinmeleri durumunda, Müslümanların durumları düzelir. Bu özellik nefsin temiz, amellerinin itidalli ve uygun olduğuna delildir.
Nefis yasak olan şeylerden uzaklaştırıldığında Yüce Allah katında ona pek çok ecirler vardır. Bu uzak tutma davranışı, kişinin servet elde etme ve çocuk sahibi olma uğruna yasakları çiğneyerek elde ettiği yararlardan daha hayırlıdır.
Ayetler, haktan yüz çevirenlerin akıl yoksunu, aptal kimseler olduklarını beyan etmektedir. Çünkü onlar: "Allah'ım! Bu senin katından gelen hak ise, bizi ona hidayet ettir." dememişlerdir.
Ayetlerde mağfiret dilemenin faziletinden ve bereketinden bahsedilmiş. Zira mağfiret dilemek azabın gönderilmesine engel olur.
32. ayetin diğer mealleri
“Ve Allah’ım! Eğer bu senin katından gelen bir hak ise başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!” derler.
Hani (o kâfirler) bir zaman da: Ey Allah'ım! Eğer bu Kitap senin katından gelmiş bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir! demişlerdi.
Bir vakit de, "Ey Allah, eğer bu Senin katından gelmiş bir hak kitap ise, hiç durma üstümüze gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver" demişlerdi.
Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Azap onlara haberleri olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir.
Sizi ilk defa yarattığımız gibi, bize tek başınıza geldiniz. Size bağışladıklarımızı arkanızda bıraktınız. Allah'ın (ibadet hususunda) ortakları olduğunu ileri sürdüğünüz o şefaatçilerinizi beraberinizde göremiyoruz. Şüphesiz aranızdaki bağlar kopmuş; (Allah'a ibadet hususunda ortak olduklarını) iddia ettikleriniz sizden ayrılıp gitmişlerdir.
Onlar Mescid-i Haram’dan (Müminleri) men ederken, Allah onlara ne diye azap etmesin ki! Üstelik onlar Allah'ın evliyaları da değiller. Allah'ın evliyaları yalnızca muttakilerdir. Fakat onların çokları bunu bilmez.