İçeriğe geç

Ankebût Suresi 53. Ayet

سورة العنكبوت، الآية ٥٣

29:53 21. cüz 41. hizb Mushaf’ta 403. sayfa Mekki sure

29:53 ayetinin metni

وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِٱلْعَذَابِ وَلَوْلَآ أَجَلٌ مُّسَمًّى لَّجَآءَهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَيَأْتِيَنَّهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ۝٥٣

Okunuşu

wayastaʿjilūnaka bil-ʿadhābi walawlā ajalun musamman lajāahumu l-ʿadhābu walayatiyannahum baghtatan wahum lā yashʿurūna

Meal: Rowwad Tercüme Merkezi

Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Azap onlara haberleri olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Ankebût Suresi’nin 53. ayeti (29:53) Mekki bir surededir; 21. cüzde, Mushaf’ın 403. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Ankebût Suresi 53. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

53. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

-Ey Resul!- Müşrikler, kendilerini sakındırdığın azabın gelmesi hususunda aceleci davranıyorlar. Şayet Yüce Allah'ın, onlar için tayin ettiği, öne alınması ve geciktirilmesi mümkün olmayan bir azap vakti olmasaydı talep ettikleri azap onlara hemen ulaşıp, gelirdi. Bu azap hiç beklemediği bir zamanda aniden başlarına gelecektir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

53. Yüce Allah, Peygamberi ve onun getirdiklerini yalanlayanların cehaletlerini ve onların azabın çabuk gelmesini isteyip yalanlamalarını daha da ileriye götürerek: “Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bu tehdidiniz ne zaman gerçekleşecek?” (el-Mülk, 67/25) dediklerini haber vermektedir. Buna karşılık Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Eğer” bu azabın inmesi için tespit edilmiş ve henüz gelmemiş olan “belli bir vade olmasaydı” onların bu konuda bizi âciz bırakmak isteyişleri ve hakkı yalanlayışları sebebi ile “elbette azap onlara gelirdi.” Eğer biz cahillikleri sebebi ile onları hemen azapla … Devamını oku

Ankebût Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Ankebût suresinin 53-63. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 403. sayfası).

  • Azabın bir an önce gelmesi için acele etmesi, kâfirin ahmaklığının göstergesidir.
  • Dinin selameti için hicret kapısı açıktır.
  • Allah'a tevekkül etmenin ve sabrın fazileti beyan edilmiştir.
  • Uluhiyeti ikrar etmeden rububiyeti ikrar etmek, bunu ikrar eden kişi için iman ve kurtuluşu gerçekleştirmez.

53. ayetin diğer mealleri

Şaban Piriş

Senden acele azap istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı elbette onlara hemen azap geliverirdi. Azap onlara haberleri olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir.

Ali Özek ve arkadaşları

Senden, azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir vade olmasaydı, azap elbette onlara gelip çatmıştı. Fakat onlar farkında değilken, o ansızın kendilerine geliverecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Senden azabı çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eğer önceden tayin edilmiş bir vade olmasaydı, azab elbette onlara gelip çatmıştı. Fakat yine de, hiç farkına varmadıkları bir sırada o kendilerine mutlaka gelecektir.

53. ayet kelime kelime

  1. وَيَسْتَعْجِلُونَكَ wayastaʿjilūnaka senden çabuk istiyorlar
  2. بِٱلْعَذَابِ bil-ʿadhābi azabı
  3. وَلَوْلَآ walawlā eğer olmasaydı
  4. أَجَلٌ ajalun bir süre
  5. مُّسَمًّى musamman belirtilmiş
  6. لَّجَآءَهُمُ lajāahumu onlara hemen gelirdi
  7. ٱلْعَذَابُ l-ʿadhābu azab
  8. وَلَيَأْتِيَنَّهُم walayatiyannahum ve o kendilerine gelecektir
  9. بَغْتَةً baghtatan ansızın
  10. وَهُمْ wahum ve onlar
  11. لَا lā hiç
  12. يَشْعُرُونَ yashʿurūna farkında değillerken

53. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Enfâl 8:32

    وَإِذْ قَالُوا۟ ٱللَّهُمَّ إِن كَانَ هَٰذَا هُوَ ٱلْحَقَّ مِنْ عِندِكَ فَأَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ أَوِ ٱئْتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

    Hani onlar: “Ey Allah’ım! Eğer bu senin katından gelen bir hak ise başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!” demişlerdi.

  • Kehf 18:29

    وَقُلِ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَن شَآءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَآءَ فَلْيَكْفُرْ إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلظَّٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِن يَسْتَغِيثُوا۟ يُغَاثُوا۟ بِمَآءٍ كَٱلْمُهْلِ يَشْوِى ٱلْوُجُوهَ بِئْسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتْ مُرْتَفَقًا

    De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir sığınaktır.

  • A’râf 7:41

    لَهُم مِّن جَهَنَّمَ مِهَادٌ وَمِن فَوْقِهِمْ غَوَاشٍ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ

    Onlara, Cehennem'de ateşten döşekler ve üstlerine de ateşten örtüler vardır. İşte biz, zalimleri böyle cezalandırırız.

  • Zümer 39:16

    لَهُم مِّن فَوْقِهِمْ ظُلَلٌ مِّنَ ٱلنَّارِ وَمِن تَحْتِهِمْ ظُلَلٌ ذَٰلِكَ يُخَوِّفُ ٱللَّهُ بِهِۦ عِبَادَهُۥ يَٰعِبَادِ فَٱتَّقُونِ

    Onların üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında da tabakalar vardır. Allah, kullarını işte bununla korkutuyor. Ey kullarım! Benden sakının.

  • Kamer 54:48–49

    يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ …

    O gün yüzleri üstüne ateşe sürüklenecekler. "Cehennemin dokunuşunu tadın." …

  • Tûr 52:13–16

    يَوْمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا …

    O gün itile kakıla Cehennem ateşine atılacaklardır. …

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Şuarâ 26:202

    فَيَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    İşte (bu azap) onlara ansızın gelecek ve farkında bile olmayacaklar.

  • Zuhruf 43:66

    هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    Onlar, farkında olmadıkları bir anda ansızın kendilerine gelecek kıyametten başka bir şey mi bekliyorlar?

  • A’râf 7:95

    ثُمَّ بَدَّلْنَا مَكَانَ ٱلسَّيِّئَةِ ٱلْحَسَنَةَ حَتَّىٰ عَفَوا۟ وَّقَالُوا۟ قَدْ مَسَّ ءَابَآءَنَا ٱلضَّرَّآءُ وَٱلسَّرَّآءُ فَأَخَذْنَٰهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): “Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı.” dediler. Biz de farkında değillerken onları ansızın yakaladık.

  • Yûsuf 12:107

    أَفَأَمِنُوٓا۟ أَن تَأْتِيَهُمْ غَٰشِيَةٌ مِّنْ عَذَابِ ٱللَّهِ أَوْ تَأْتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular?

Daha fazlası