İçeriğe geç

Enbiyâ Suresi 28. Ayet

سورة الأنبياء، الآية ٢٨

21:28 17. cüz 33. hizb Mushaf’ta 324. sayfa Mekki sure

21:28 ayetinin metni

يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرْتَضَىٰ وَهُم مِّنْ خَشْيَتِهِۦ مُشْفِقُونَ ۝٢٨

Okunuşu

yaʿlamu mā bayna aydīhim wamā khalfahum walā yashfaʿūna illā limani ir'taḍā wahum min khashyatihi mush'fiqūna

Meal

Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Enbiyâ Suresi’nin 28. ayeti (21:28) Mekki bir surededir; 17. cüzde, Mushaf’ın 324. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Enbiyâ Suresi 28. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

28. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Onların yaptıkları ve yapacakları amellerini bilir. Kendisine şefaat edilmesinden razı olduğu kimselere izni olmadan şefaat talebinde bulunmazlar. Onlar korkularından dolayı Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'dan sakınırlar. Emir ve yasakladıkları şeylerde O'na asla muhalefet etmezler.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

28. Bununla birlikte Yüce Allah, onları bilgisi ile tamamen kuşatmıştır: “Onların önündekini de arkalarındakini de bilir.” Yani onların geçmiş ve gelecekteki bütün hallerini bilir. Onlar O’nun emir ve idaresinin dışına çıkamadıkları gibi herhangi bir şekilde O’nun bilgisi dışına da çıkamazlar. Onların niteliklerinin ayrıntıları arasında yer alan söz söylemede O’nun önüne geçmemelerinin bir gereği olarak O’nun izin ve rızası olmaksızın kimseye şefaat etmezler. Kendilerine izin verir ve hakkında şefaatçi olacakları kimseden razı olursa, o takdirde ona şefaat ederler. Ancak şanı Yüce Allah … Devamını oku

Enbiyâ Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Enbiyâ suresinin 25-35. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 324. sayfası).

  • Yüce Allah çocuk edinmekten münezzehtir.
  • Yüce Allah katında melekler birer kuldur. Onları kendisine itaat etmeleri için yaratmıştır. Onlar, erkeklik ya da dişilik ile vasfedilmezler. Bilakis kendilerine ikram edilen kullardır.
  • Gökler ve yeryüzü kademe kademe yaratılmıştır. İlk başta birbirine bitişik olarak yaratılmıştır. Sonra ikisinin arası ayrılmıştır.
  • Başa gelen musibetler şer ile olduğu gibi hayır ile de olabilir.

28. ayetin diğer mealleri

Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah’ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. O’nun korkusundan, sakınıp ürkerler.

Allah, onların önlerindekini de bilir, arkalarındakini de. (Allah'ın) Rıza gösterdiği kimselerden başkasına şefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler.

Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah'ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler.

28. ayet kelime kelime

  1. يَعْلَمُ yaʿlamu bilir ع ل م
  2. مَا mā olanı
  3. بَيْنَ bayna arasında (önlerinde) ب ي ن
  4. أَيْدِيهِمْ aydīhim ellerinin (önlerinde) ي د ي
  5. وَمَا wamā ve olanı
  6. خَلْفَهُمْ khalfahum arkalarında خ ل ف
  7. وَلَا walā ve
  8. يَشْفَعُونَ yashfaʿūna şefa'at edemezler ش ف ع
  9. إِلَّا illā başkasına
  10. لِمَنِ limani olduklarından
  11. ٱرْتَضَىٰ ir'taḍā razı ر ض و
  12. وَهُم wahum ve onlar
  13. مِّنْ min O'nun korkusundan
  14. خَشْيَتِهِۦ khashyatihi خ ش ي
  15. مُشْفِقُونَ mush'fiqūna titrerler ش ف ق

28. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Bakara 2:255

    ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

    Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir hak ilâh olmayandır; Hayy'dır (diridir); Kayyûm'dur. (kendi zâtiyle kâimdir.) O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan, O'nun yanında kim şefaat edebilir? Onların önünde ve arkasında olan her şeyi bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun Kürsü'sü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.

  • Sebe’ 34:23

    وَلَا تَنفَعُ ٱلشَّفَٰعَةُ عِندَهُۥٓ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُۥ حَتَّىٰٓ إِذَا فُزِّعَ عَن قُلُوبِهِمْ قَالُوا۟ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ قَالُوا۟ ٱلْحَقَّ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ

    Allah’ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. Onlar da: "Hak olanı buyurdu." derler. O; yüksektir/yücedir, büyüktür.

  • Zuhruf 43:81

    قُلْ إِن كَانَ لِلرَّحْمَٰنِ وَلَدٌ فَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْعَٰبِدِينَ

    De ki: "Eğer Rahman’ın bir oğlu olsaydı, ona ibadet edenlerin ilki ben olurdum."

  • Zümer 39:65

    وَلَقَدْ أُوحِىَ إِلَيْكَ وَإِلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكَ لَئِنْ أَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

    Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer şirk koşarsan, yaptıkların boşa gider ve elbette hüsrana uğrayanlardan olursun."

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Tâhâ 20:110

    يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِهِۦ عِلْمًا

    Allah; önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onların hiçbirinin ilmi O'nu kuşatamaz.

  • Hac 22:76

    يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

    Onların önceden yaptıklarını da, yapacaklarını da bilir. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.

  • Sebe’ 34:9

    أَفَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَىٰ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِن نَّشَأْ نَخْسِفْ بِهِمُ ٱلْأَرْضَ أَوْ نُسْقِطْ عَلَيْهِمْ كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّكُلِّ عَبْدٍ مُّنِيبٍ

    Onlar önlerindeki ve arkalarındaki göğe ve yeryüzüne bakmıyorlar mı? Dilersek onları yere batırır veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. İşte bunda, (Rabbine) ihlasla yönelen her kul için bir ayet/delil vardır.

  • Fussilet 41:25

    وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَآءَ فَزَيَّنُوا۟ لَهُم مَّا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ

    Biz onlara yakın arkadaşlar kıldık. Onlar da önlerinde ve arkalarında olanı kendilerine süslediler. Onlardan önce gelen cinlerden ve insanlardan ümmetler arasında onlar üzerine söz hak olmuştur. Şüphesiz onlar zarar edenlerdi.

Enbiyâ Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

15 Ekim 2026 Perşembe 4 جمادى الأولى 1448 هـ