İçeriğe geç

Nûr Suresi 55. Ayet

سورة النور، الآية ٥٥

24:55 18. cüz 36. hizb Mushaf’ta 357. sayfa Medeni sure

24:55 ayetinin metni

وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ كَمَا ٱسْتَخْلَفَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ ٱلَّذِى ٱرْتَضَىٰ لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّنۢ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِى لَا يُشْرِكُونَ بِى شَيْـًٔا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ ۝٥٥

Okunuşu

waʿada l-lahu alladhīna āmanū minkum waʿamilū l-ṣāliḥāti layastakhlifannahum fī l-arḍi kamā is'takhlafa alladhīna min qablihim walayumakkinanna lahum dīnahumu alladhī ir'taḍā lahum walayubaddilannahum min baʿdi khawfihim amnan yaʿbudūnanī lā yush'rikūna bī shayan waman kafara baʿda dhālika fa-ulāika humu l-fāsiqūna

Meal

Allah, içinizden iman edenlere ve salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri hükümran kıldığı gibi, onları da yeryüzünde hükümran kılacağını, kendileri için seçip beğendiği dinlerini onlar için güçlendirip yerleştireceğini ve korkulu hallerini güvene çevireceğini vadetmiştir. Bana hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet ederler. Bundan sonra artık kim kâfir olursa onlar fasıkların ta kendileridir.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Nûr Suresi’nin 55. ayeti (24:55) Medeni bir surededir; 18. cüzde, Mushaf’ın 357. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Nûr Suresi 55. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

55. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Allah, içinizden iman edenlere ve salih ameller işleyenlere düşmanlarına karşı onlara yardım etmeyi, onları kendilerinden önceki Müminleri hükümran kıldığı gibi, onları da yeryüzünde hükümran kılmayı vadetmiştir. Aynı şekilde kendileri için hoşnut olduğu dinlerini -ki o din İslam'dır-, yine onlar için iyice yerleştirip yücelteceğini ve onların korkulu hallerini güvene çevireceğini vadetmiştir. Çünkü onlar, yalnız bana ibadet ederler ve hiçbir şeyi bana şirk (ortak) koşmazlar. Bu nimetlerden sonra her kim küfrederse, işte Allah'ın itaatinden çıkanlar onlardır.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

55. Bunlar, Yüce Allah’ın dosdoğru vaatleridir. Bunların gerçekleştiği ve haber verdiği gibi ortaya çıktığı görülmüştür. O, bu ümmet arasından iman ve salih ameli gereğince ayakta tutan kimselere kendilerini yeryüzünde hükümran kılacağını vaat etmiştir. Yeryüzünün halifelerinin ve tasarruf sahiplerinin onlar olacağını bildirmiştir. Ayrıca kendileri için beğenip seçtiği ve bütün dinlerden üstün olan İslâm dinini hakim kılacağını da vaat etmiştir. O, bu dini bu ümmet için seçip beğenmiştir. Çünkü bu ümmet, faziletli ve şerefli bir ümmettir. Bu ümmet üzerindeki nimeti, onların bu dini uygulama … Devamını oku

Nûr Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Nûr suresinin 54-58. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 357. sayfası).

  • Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e tabi olmak hidayet üzere olmanın alametlerindendir.
  • Davetçinin üzerine düşen davette çaba sarf etmektir. Netice ise ancak Yüce Allah'ın elindedir.
  • İman etmek ve salih amel işlemek, yeryüzünde güven içerisinde ve kudret sahibi olmanın sebeplerindendir.
  • Çocuk ve kölelerin, insanların özel hallerini sakınmaları gereken vakitlerde yanlarına girerken izin isteme adabıyla eğitilmesi beyan edilmiştir.

55. ayetin diğer mealleri

Allah, sizden iman eden ve salih amellerde bulunanlara kendilerinden öncekileri halife/hükümran kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halifeler kılacağını vaat etmiştir. Onlar için razı olduğu dinlerini üstün kılacak, korkularını güvene çevirecektir. İşte Onlar, sadece bana ibadet ederler, bana hiçbir şeyi şirk koşmazlar. Bundan sonra kim küfrederse, işte onlar, fasık olanlardır.

Allah, içinizden iman edenlere ve sâlih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri hükümran kıldığı gibi, onları da yeryüzünde hükümran kılacağını, kendileri için hoşnut olduğu dinlerini, yine onlar için iyice yerleştireceğini ve korkulu hallerini güvene çevireceğini va'detmiştir. Çünkü onlar, yalnız bana ibadet ederler ve hiçbir şeyi bana şirk (ortak) koşmazlar. Bundan sonra her kim küfrederse, işte asıl fâsık olanlar onlardır.

Allah, sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kıldığı gibi, kendilerini de yeryüzüne sahip ve hakim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm'ı) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve geçirdikleri korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağnı vaad etti. Çünkü onlar bana kulluk ederler. Hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte bunlar asıl büyük günahkarlardır.

55. ayet kelime kelime

  1. وَعَدَ waʿada va'detmiştir
  2. ٱللَّهُ l-lahu Allah
  3. ٱلَّذِينَ alladhīna kimselere
  4. ءَامَنُوا۟ āmanū inanan(lara)
  5. مِنكُمْ minkum sizden
  6. وَعَمِلُوا۟ waʿamilū ve yapanlara
  7. ٱلصَّٰلِحَٰتِ l-ṣāliḥāti iyi işler
  8. لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ layastakhlifannahum onları hükümran kılacaktır
  9. فِى fī yeryüzünde
  10. ٱلْأَرْضِ l-arḍi
  11. كَمَا kamā gibi
  12. ٱسْتَخْلَفَ is'takhlafa hükümran kıldığı
  13. ٱلَّذِينَ alladhīna kimseleri
  14. مِن min onlardan önceki
  15. قَبْلِهِمْ qablihim
  16. وَلَيُمَكِّنَنَّ walayumakkinanna ve sağlamlaştıracaktır
  17. لَهُمْ lahum kendilerine
  18. دِينَهُمُ dīnahumu dinlerini
  19. ٱلَّذِى alladhī razı olduğu
  20. ٱرْتَضَىٰ ir'taḍā
  21. لَهُمْ lahum kendileri için
  22. وَلَيُبَدِّلَنَّهُم walayubaddilannahum ve onları erdirecektir
  23. مِّنۢ min ardından
  24. بَعْدِ baʿdi
  25. خَوْفِهِمْ khawfihim korkularının
  26. أَمْنًا amnan (tam) bir güvene
  27. يَعْبُدُونَنِى yaʿbudūnanī bana kulluk edecekler
  28. لَا lā ortak koşmayacaklar
  29. يُشْرِكُونَ yush'rikūna
  30. بِى bī bana
  31. شَيْـًٔا shayan hiçbir şeyi
  32. وَمَن waman ama kim(ler)
  33. كَفَرَ kafara inkar ederse
  34. بَعْدَ baʿda sonra
  35. ذَٰلِكَ dhālika bundan
  36. فَأُو۟لَٰٓئِكَ fa-ulāika işte
  37. هُمُ humu onlar
  38. ٱلْفَٰسِقُونَ l-fāsiqūna yoldan çıkanlardır

55. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Enfâl 8:26

    وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ أَنتُمْ قَلِيلٌ مُّسْتَضْعَفُونَ فِى ٱلْأَرْضِ تَخَافُونَ أَن يَتَخَطَّفَكُمُ ٱلنَّاسُ فَـَٔاوَىٰكُمْ وَأَيَّدَكُم بِنَصْرِهِۦ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz.

  • A’râf 7:129

    قَالُوٓا۟ أُوذِينَا مِن قَبْلِ أَن تَأْتِيَنَا وَمِنۢ بَعْدِ مَا جِئْتَنَا قَالَ عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُهْلِكَ عَدُوَّكُمْ وَيَسْتَخْلِفَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ

    Onlar: “Sen bize gelmezden evvel de geldikten sonra da işkenceye uğratıldık.” dediler. Dedi ki: “Rabbinizin düşmanlarınızı yok etmesi, yeryüzünde sizi onların yerine geçirmesi ve böylece nasıl amel edeceğinize bakması umulur” dedi.

  • Kasas 28:5–6

    وَنُرِيدُ أَن نَّمُنَّ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ أَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ ٱلْوَٰرِثِينَ …

    Biz ise, ülkede güçsüz bırakılanlara ihsanda bulunmak ve onları önderler yapmak ve onları (oraya) mirasçı kılmak istiyorduk. …

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Âl-i İmrân 3:82

    فَمَن تَوَلَّىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    Artık kim bundan sonra yüz çevirirse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

  • Mâide 5:9

    وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ عَظِيمٌ

    Allah, iman edip salih amel işleyenlere mağfiret ve büyük bir mükâfat olduğunu vadetmiştir.

  • Âl-i İmrân 3:94

    فَمَنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

  • Mücâdele 58:11

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا۟ فِى ٱلْمَجَٰلِسِ فَٱفْسَحُوا۟ يَفْسَحِ ٱللَّهُ لَكُمْ وَإِذَا قِيلَ ٱنشُزُوا۟ فَٱنشُزُوا۟ يَرْفَعِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ دَرَجَٰتٍ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    Ey iman edenler! Size, meclislerde yer açın denildiği zaman yer açın ki, Allah da size genişlik versin. “Kalkın!” Denildiği zaman kalkın ki, Allah da sizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptığınız her şeyden hakkıyla haberdardır.

  • Fetih 48:29

    مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥٓ أَشِدَّآءُ عَلَى ٱلْكُفَّارِ رُحَمَآءُ بَيْنَهُمْ تَرَىٰهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنًا سِيمَاهُمْ فِى وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ ٱلسُّجُودِ ذَٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِى ٱلتَّوْرَىٰةِ وَمَثَلُهُمْ فِى ٱلْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْـَٔهُۥ فَـَٔازَرَهُۥ فَٱسْتَغْلَظَ فَٱسْتَوَىٰ عَلَىٰ سُوقِهِۦ يُعْجِبُ ٱلزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ ٱلْكُفَّارَ وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًۢا

    Muhammed, Allah’ın Rasûlüdür. Onunla beraber olanlar; kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler. Onların rükû ve secde ederek Allah’ın lütuf ve rızasını arzuladıklarını görürsün. Onların işareti yüzlerindeki secde izleridir. İşte bu onların Tevrat’taki örneğidir. İncil'deki örneği ise filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekin gibidir ki, bu çiftçilerin de hoşuna gider. (Bu) Onunla kâfirleri öfkelendirmek içindir. Onlardan iman eden ve salih amellerde bulunanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vadetmiştir.

Nûr Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ