İçeriğe geç

En’âm Suresi 152. Ayet

سورة الأنعام، الآية ١٥٢

6:152 8. cüz 15. hizb Mushaf’ta 149. sayfa Mekki sure

6:152 ayetinin metni

وَلَا تَقْرَبُوا۟ مَالَ ٱلْيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُۥ وَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَٱلْمِيزَانَ بِٱلْقِسْطِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَإِذَا قُلْتُمْ فَٱعْدِلُوا۟ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ وَبِعَهْدِ ٱللَّهِ أَوْفُوا۟ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ۝١٥٢

Okunuşu

walā taqrabū māla l-yatīmi illā bi-allatī hiya aḥsanu ḥattā yablugha ashuddahu wa-awfū l-kayla wal-mīzāna bil-qis'ṭi lā nukallifu nafsan illā wus'ʿahā wa-idhā qul'tum fa-iʿ'dilū walaw kāna dhā qur'bā wabiʿahdi l-lahi awfū dhālikum waṣṣākum bihi laʿallakum tadhakkarūna

Meal

Bir de yetimin malına, rüştüne erinceye kadar en güzel olandan başka bir şekilde yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı dosdoğru yapın. Biz hiç kimseye gücünün üzerinde sorumluluk yüklemeyiz. Akraba bile olsa konuştuğunuz zaman adaletli olun ve Allah’a verdiğiniz sözünüzü yerine getirin! Umulur ki, düşünüp öğüt alırsınız diye size, işte bunları emrediyor.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

En’âm Suresi’nin 152. ayeti (6:152) Mekki bir surededir; 8. cüzde, Mushaf’ın 149. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

En’âm Suresi 152. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

152. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Yetimin malına -büluğ çağına erişmeden babasını kaybeden kimse- malının ıslahı, faydası ve arttırılması dışında, büluğ çağına erinceye ve reşit olduğu hissedilinceye kadar müdahale etmenizi de haram kılmıştır. Sizlere ölçü ve tartıda haksızlık etmeyi de haram kılmıştır. Bilakis alışveriş esnasında alırken veya verirken adil olmanız gerekir. Biz, her bir nefse ancak gücünün yettiği kadar sorumluluk yükleriz. Tartı ve bunun dışında kullanılan ölçülerde fazlalık veya noksanlık hususunda kaçınılması mümkün olmayan miktarda bir sorumluluk yoktur. Sizlere bir yakın yahut arkadaşın hatırını göz önünde bulundurarak doğru olmayan sözler söylemenizi ya da şahitlikte bulunmanızı da haram kıldı. Allah’a söz verdiğiniz veya Allah adına söz verdiğiniz zaman Allah’ın ahdini bozmanızı da haram kıldı. Bilakis sizin buna vefa göstermeniz gerekir. Bu zikredilenleri Yüce Allah sizlere, sonunuzu düşünüp, öğüt almanız için kesin bir emirle emretti.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

152. “Yetimin malına rüşdüne erinceye kadar” yani yetim ergenlik yaşına gelip reşid oluncaya, malı nasıl kullanacağını bilinceye kadar “en güzel olandan başka” malını yemek yahut kendi çıkarınıza olacak şekilde malî bir muamelede bulunmak ya da sebepsiz yere malını almak gibi “bir şekilde yaklaşmayın.” Mallarını ıslah edecek ve onlardan yararlanmalarını sağlayacak halden başkası ile mallarına yaklaşmayın. Bu da yetimlere zarar verecek yahut da ne zarar ne de fayda sağlamayacak şekilde onların mallarında tasarrufta bulunmanın caiz olmadığına delildir. Yetim ergenlik yaşına varıp rüşdüne … Devamını oku

En’âm Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

En’âm suresinin 152-157. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 149. sayfası).

  • Yetime ait olan mal mülk hakkında, bu malın yararına olan sınırlar içinde olması hariç herhangi bir tasarrufta bulunmak caiz değildir. Ayrıca bu mallar reşit olana dek yetime teslim edilmez.
  • Sapıklık yolları pek çoktur. Ancak bir tek Allah’ın yolu azaptan kurtuluşa götürür.
  • Bu kitaba, ilim ve amel bakımından ittiba etmek Allah’ın rahmetine erişmenin en büyük sebeplerinden biridir.

152. ayetin diğer mealleri

Yetimin malına, ancak rüşt/bulüğ çağına erinceye kadar, en güzel şekliyle yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz, bir kimseyi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. Konuştuğunuz zaman akraba bile olsa adaletli olun. Ve Allah’a verdiğiniz sözü yerine getirin! İşte, (Allah) size bunları düşünür, öğüt alırsınız diye emrediyor.

 Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti.

Yetimin malına yaklaşmayın; yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir ve uygun şekilde harcayabilirsiniz). Ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da, yakınınız da olsa âdil olun ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun. Öğüt alıp düşünesiniz diye Allah bunları size emretmiştir.

152. ayet kelime kelime

  1. وَلَا walā yaklaşmayın
  2. تَقْرَبُوا۟ taqrabū
  3. مَالَ māla malına
  4. ٱلْيَتِيمِ l-yatīmi yetimin
  5. إِلَّا illā müstesna
  6. بِٱلَّتِى bi-allatī (olması)
  7. هِىَ hiya onun
  8. أَحْسَنُ aḥsanu en güzel biçimde
  9. حَتَّىٰ ḥattā kadar
  10. يَبْلُغَ yablugha erişinceye
  11. أَشُدَّهُۥ ashuddahu erginlik çağına
  12. وَأَوْفُوا۟ wa-awfū ve tam yapın
  13. ٱلْكَيْلَ l-kayla ölçü
  14. وَٱلْمِيزَانَ wal-mīzāna ve tartıyı
  15. بِٱلْقِسْطِ bil-qis'ṭi adaletle
  16. لَا lā biz teklif etmeyiz
  17. نُكَلِّفُ nukallifu
  18. نَفْسًا nafsan kişiye
  19. إِلَّا illā dışındakini
  20. وُسْعَهَا wus'ʿahā gücünün yettiğinden
  21. وَإِذَا wa-idhā ve zaman
  22. قُلْتُمْ qul'tum söylediğiniz
  23. فَٱعْدِلُوا۟ fa-iʿ'dilū adalet yapın
  24. وَلَوْ walaw eğer
  25. كَانَ kāna olsa da
  26. ذَا dhā akrabanız
  27. قُرْبَىٰ qur'bā
  28. وَبِعَهْدِ wabiʿahdi ve tutun
  29. ٱللَّهِ l-lahi Allah'a
  30. أَوْفُوا۟ awfū verdiğiniz sözü
  31. ذَٰلِكُمْ dhālikum işte
  32. وَصَّىٰكُم waṣṣākum size tavsiye etti.
  33. بِهِۦ bihi bunları
  34. لَعَلَّكُمْ laʿallakum umulur ki
  35. تَذَكَّرُونَ tadhakkarūna öğüt alırsınız

Bu ayetin geçtiği hadisler

Bu ayet 3 hadiste geçiyor; hadislerin metni Arapçadır.

152. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Nisâ 4:10

    إِنَّ ٱلَّذِينَ يَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلْيَتَٰمَىٰ ظُلْمًا إِنَّمَا يَأْكُلُونَ فِى بُطُونِهِمْ نَارًا وَسَيَصْلَوْنَ سَعِيرًا

    Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına sadece ateş doldururlar ve alevli bir ateşe atılacaklardır.

  • Bakara 2:220

    فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْيَتَٰمَىٰ قُلْ إِصْلَاحٌ لَّهُمْ خَيْرٌ وَإِن تُخَالِطُوهُمْ فَإِخْوَٰنُكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ ٱلْمُفْسِدَ مِنَ ٱلْمُصْلِحِ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَعْنَتَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    Hem dünya ve hem de ahiret konusunda sana yetimleri soruyorlar. De ki: Onların işlerini düzeltmek hayırlıdır. Eğer onları aranıza katarsanız artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozanla düzelteni bilir. Allah dileseydi (yetimlerle bir arada yaşama işiyle) sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah güçlüdür, Hakîm'dir.

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • İsrâ 17:34

    وَلَا تَقْرَبُوا۟ مَالَ ٱلْيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُۥ وَأَوْفُوا۟ بِٱلْعَهْدِ إِنَّ ٱلْعَهْدَ كَانَ مَسْـُٔولًا

    Ergenlik çağına gelinceye kadar, en güzel şekilde olması müstesnâ yetimin malına yaklaşmayın. Bir de ahde vefa gösterin. Çünkü ahitten sorumluluk vardır.

  • A’râf 7:42

    وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    İman ederek salih amel işleyenlere gelince -ki biz kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemeyiz- onlar cennetliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır.

  • Mü’minûn 23:62

    وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَٰبٌ يَنطِقُ بِٱلْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    Biz, hiç kimseyi gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.

  • En’âm 6:153

    وَأَنَّ هَٰذَا صِرَٰطِى مُسْتَقِيمًا فَٱتَّبِعُوهُ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلسُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِيلِهِۦ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

    İşte bu, benim dosdoğru yolumdur, buna uyun! Sizi, Onun yolundan saptırıp, ayıracak başka yollara uymayın! Umulur da takvalı olursunuz diye işte size bunu emrediyor.

  • Ankebût 29:46

    وَلَا تُجَٰدِلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ إِلَّا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ وَقُولُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَأُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَإِلَٰهُنَا وَإِلَٰهُكُمْ وَٰحِدٌ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

    İçlerinden zulmedenler hariç, Ehli Kitap ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: "Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir. Biz ona teslim olanlarız."

  • Fâtır 35:18

    وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ وَإِن تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَىٰ حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَىْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰٓ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفْسِهِۦ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

    Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Yükü (günahı) ağır gelen kimse onu taşımak için (başkasını) çağırsa, bu çağırdığı akrabası da olsa onun yükünden bir şey yüklenmez. Sen ancak, görmeden Rablerinden korkanları ve namazı dosdoğru kılanları uyarırsın. Kim günâh kirinden arınırsa, kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah'adır.

En’âm Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ