sayaqūlu alladhīna ashrakū law shāa l-lahu mā ashraknā walā ābāunā walā ḥarramnā min shayin kadhālika kadhaba alladhīna min qablihim ḥattā dhāqū basanā qul hal ʿindakum min ʿil'min fatukh'rijūhu lanā in tattabiʿūna illā l-ẓana wa-in antum illā takhruṣūna
Meal
Müşrikler: "Allah dileseydi ne biz, ne de babalarımız şirk koşardık ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık" diyecekler. Bizim elem verici azabımızı tadana kadar onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. De ki: “Bize gösterebileceğiniz bir deliliniz var mı? Siz, sadece zanna uyuyor ve sadece uyduruyorsunuz."
En’âm Suresi’nin 148. ayeti (6:148) Mekki bir surededir; 8. cüzde, Mushaf’ın 148. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
En’âm Suresi 148. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
148. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Müşrikler Yüce Allah’ın dilemesi ve kaderini Allah’a ortak koşmalarının doğruluğuna delil olarak göstererek diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, bizler ve babalarımız, Allah’a ortak koştuklarımızı ortak koşmazdık. Eğer Allah dileseydi, haram kıldıklarımızı kesinlikle kendimize haram kılmazdık.” Buna benzer yalan çürük iddiaları daha önce de peygamberlerini yalanlayanlar ileri sürerek şöyle demişlerdi: "Eğer Allah dileseydi yalanladığımız zaman onları yalanlamazdık." Onlar bu yalanlamalarına, üzerlerine indirdiğimiz azabımızı tadana kadar devam ettiler. -Ey Resul!- O müşriklere de ki: "Sizin, O'na ortak koşmanızdan ve haram kıldıklarını helal kılmanızdan ve helal kıldıklarını haram kılmanızdan Allah’ın razı olduğuna dair bir deliliniz var mı? Bunların sizler tarafından yapılıyor olması Yüce Allah'ın sizden razı olduğuna bir delil değildir. Şüphesiz sizler bu durumda, yalnızca zannınıza ittiba ediyorsunuz. Oysa zan hiçbir şekilde hakkın yerini tutmaz. Sizler ancak yalan söylüyorsunuz.
148. Bu buyruklarla Yüce Allah bizlere müşriklerin, şirklerine ve Allah’ın helâl kıldığı şeyleri haram kılmalarına kaza ve kaderi delil göstereceklerini, kendilerine yönelebilecek kınamaları bertaraf etmek maksadıyla Allah’ın hayır olsun şer olsun her şeyi kuşatan meşietini buna delil göstereceklerini haber vermektedir. Nitekim Allah'ın, onların söyleyeceklerini haber verdiği bu sözleri -şu âyet-i kerimede de belirtildiği gibi- gerçekten de söylemişlerdir: “Şirk koşanlar dediler ki: Eğer Allah dileseydi biz de babalarımız da O’ndan başka hiçbir şeye ibadet etmezdik...” (en-Nahl, 16/35) Yüce … Devamını oku
Allah’ın azabına sebep olacak suçlardan sakınılmalıdır. Çünkü Allah mücrim bir topluluğa azap etmek isterse bu onlardan asla geri çevrilemez.
Allah Teâlâ her bir kula, kendisi ile onu sorumlu kıldığı yükümlülükleri yerine getirmesi için bir kudret/güç ve irade vermiştir. Bütün bunlardan sonra kulun Yüce Allah’ın kaza ve kaderini delil/bahane göstermesi katışıksız bir zulüm ve yalın bir inattır.
Ayetler, kulun akıl seviyesine göre Yüce Allah’ın emrettiği emirleri yerine getirmekte olduğuna işaret eder.
Fuhşiyata yaklaşmanın yasaklanması, yalın olarak bu fiilin işlenmesinin yasaklanmasından daha derin bir ifadedir. Çünkü bu ifade fuhşun öncülerini ve buna götüren hususları da içererek yasaklamıştır.
148. ayetin diğer mealleri
Müşrikler: "Allah dileseydi babalarımız ve biz şirk koşmaz ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık" diyecekler. Onlardan öncekiler de, bizim acı azabımızı tadana kadar yalanlamışlardı. De ki: Bize çıkarabileceğiniz bir deliliniz var mı? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve sadece uyduruyorsunuz.
Putperestler diyecekler ki: «Allah dileseydi ne biz ortak koşardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.» Onlardan öncekiler de aynı şekilde (peygamberleri) yalanladılar ve sonunda azabımızı tattılar. De ki: Yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi var mı? Siz zandan başka bir şeye uymuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.
Allah'a ortak koşanlar diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz ortak koşardık, ne de atalarımız ortak koşardı, hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan önce yalanlayanlar da böyle söylemişlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: "Yanınızda bize çıkarabileceğiniz bir bilgi mi var? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz."
Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz (onlara vadolunup da) gerçekleşmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye ibadet etmezdik, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.