İçeriğe geç

Duhân Suresi 19. Ayet

سورة الدخان، الآية ١٩

44:19 25. cüz 50. hizb Mushaf’ta 497. sayfa Mekki sure

44:19 ayetinin metni

وَأَن لَّا تَعْلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ ۝١٩

Okunuşu

wa-an lā taʿlū ʿalā l-lahi innī ātīkum bisul'ṭānin mubīnin

Meal

Allah’a karşı üstünlük taslamayın. Ben size apaçık bir delil getiriyorum.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Duhân Suresi’nin 19. ayeti (44:19) Mekki bir surededir; 25. cüzde, Mushaf’ın 497. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.

Duhân Suresi 19. ayeti dinleyin

74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (80)

19. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Allah'a ibadeti terk ederek O'na karşı kibirlenip, kullarına da üstünlük taslamayın. Şüphesiz ben, size apaçık bir delil getiriyorum.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

19. “Allah’a karşı büyüklenip zorbalık etmeyin.” Kibirlenip O’na ibadetten yüz çevirerek ve kullarına karşı da zorbalık ederek üstünlük iddiasında bulunmayın. “Çünkü ben size apaçık bir delil getirmekteyim.” Bu delil, onun gösterdiği göz kamaştırıcı mucizeler ve kaçınılmaz olarak kabul edilmek zorunda kalınan delillerdir.

Duhân Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Duhân suresinin 19-39. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 497. sayfası).

  • Düşmanın tuzağından koruması için Mümin kimsenin Rabbine iltica etmesinin gerekliliği beyan edilmiştir.
  • Kâfirlerin hakka davet edilip ona icabet etmediklerinde ve dava ehline karşı mücadele ettiklerinde onlara beddua etmenin meşru oluşu.
  • Kâfirin Allah katındaki değersizliğinden dolayı kâinat, onun ölümüne üzülmez.
  • Yüce Allah kâinatı ateistlerin ve dinsizlerin idrak edemediği kesin bir hikmet için yaratmıştır.

19. ayetin diğer mealleri

Allah’a karşı üstünlük taslamayın. Ben size apaçık bir delil getiriyorum.

Allah'a karşı üstünlük taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil getiriyorum.

Allah'a karşı üstünlük taslamayın. Şüphesiz ki ben size apaçık bir delil getiriyorum.

19. ayet kelime kelime

  1. وَأَن wa-an ve diye
  2. لَّا lā ululanmayın
  3. تَعْلُوا۟ taʿlū
  4. عَلَى ʿalā karşı
  5. ٱللَّهِ l-lahi Allah'a
  6. إِنِّىٓ innī elbette ben
  7. ءَاتِيكُم ātīkum size getiriyorum
  8. بِسُلْطَٰنٍ bisul'ṭānin bir delil
  9. مُّبِينٍ mubīnin apaçık

19. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Tâhâ 20:47

    فَأْتِيَاهُ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَأَرْسِلْ مَعَنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَلَا تُعَذِّبْهُمْ قَدْ جِئْنَٰكَ بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكَ وَٱلسَّلَٰمُ عَلَىٰ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلْهُدَىٰٓ

    Haydi gidin ona ve deyin ki: "Biz, Rabbinin rasûlleriyiz. İsrailoğulları'nı bizimle gönder, onlara eziyet etme. Biz sana Rabbinden bir ayet getirdik. Selam hidayete uyanlarındır."

  • Mü’min 40:60

    وَقَالَ رَبُّكُمُ ٱدْعُونِىٓ أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِى سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ

    Rabbiniz şöyle dedi: "Bana dua edin, size icabet edeyim. Bana ibadet etmekten büyüklenenler, aşağılanmış olarak Cehennem'e gireceklerdir."

  • Yûnus 10:88–89

    وَقَالَ مُوسَىٰ رَبَّنَآ إِنَّكَ ءَاتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَأَهُۥ زِينَةً وَأَمْوَٰلًا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِكَ رَبَّنَا ٱطْمِسْ عَلَىٰٓ أَمْوَٰلِهِمْ وَٱشْدُدْ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا۟ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ …

    Mûsâ: "Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun’a ve (ileri gelen) kavmine ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Onlar (bununla) senin yolundan saptırıyorlar. Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerini katılaştır. Çünkü onlar, can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler." dedi. …

  • Tâhâ 20:77

    وَلَقَدْ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِى فَٱضْرِبْ لَهُمْ طَرِيقًا فِى ٱلْبَحْرِ يَبَسًا لَّا تَخَٰفُ دَرَكًا وَلَا تَخْشَىٰ

    Şüphesiz Mûsâ'ya, yetişilmesinden korkmadan ve (boğulmaktan) endişe duymaksızın kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir ve onlara denizde kuru bir yol aç diye vahyettik.

  • Şuarâ 26:59

    كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَٰهَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    İşte böyle yaptık ve onlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık.

  • A’râf 7:137

    وَأَوْرَثْنَا ٱلْقَوْمَ ٱلَّذِينَ كَانُوا۟ يُسْتَضْعَفُونَ مَشَٰرِقَ ٱلْأَرْضِ وَمَغَٰرِبَهَا ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ ٱلْحُسْنَىٰ عَلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ بِمَا صَبَرُوا۟ وَدَمَّرْنَا مَا كَانَ يَصْنَعُ فِرْعَوْنُ وَقَوْمُهُۥ وَمَا كَانُوا۟ يَعْرِشُونَ

    Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğulları'nı), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin (Şam bölgesinin) doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. İsrailoğulları’nın sabretmelerine karşılık olarak Rabbinin güzel sözü/vaadi gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve kurup yükselttikleri şeyleri yerle bir ettik.

Daha fazlası

12 Ekim 2026 Pazartesi 1 جمادى الأولى 1448 هـ