bi'samā ish'taraw bihi anfusahum an yakfurū bimā anzala l-lahu baghyan an yunazzila l-lahu min faḍlihi ʿalā man yashāu min ʿibādihi fabāū bighaḍabin ʿalā ghaḍabin walil'kāfirīna ʿadhābun muhīnun
Meal
Allah'ın kullarından dilediğine, (Kitap) indirmesini çekemeyerek, Allah'ın indirdiğini (Kur'an'ı) inkâr etmekle, kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar. Bu yüzden gazab üstüne gazaba uğradılar. Kâfirlere alçaltıcı bir azap vardır.
Bakara Suresi’nin 90. ayeti (2:90) Medeni bir surededir; 1. cüzde, Mushaf’ın 14. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 69 kârinin sesinden dinleyin.
Bakara Suresi 90. ayeti dinleyin
69 kâriden 75 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (75)
90. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Allah'a ve Resulüne iman etmeyi nefislerinin arzuladığı şey karşılığında satmaları ne kötü bir şeydir. Allah'ın indirdiğini inkâr ettiler ve resullerini yalanladılar. Peygamberliğin ve Kuran'ın Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilmesinden dolayı haset edip zulmettiler. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i inkâr etmeleri ve daha önceden de Tevrat'ı tahrif etmelerinden dolayı Allah Teâlâ'nın şiddetli gazabını hak ettiler. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğini inkâr edenler için kıyamet gününde alçaltıcı bir azap vardır.
89-90. “Yanlarındakini doğrulamak üzere onlara Allah tarafından bir Kitap gelince” Yani kendilerinin önceden bilip tanıdıkları, o yaratılmışların en faziletlisi ve peygamberlerin sonuncusu vasıtası ile gelen ve Tevrat’tan yanlarında bulunanı tasdik eden Kitab’ı onlar iyi bilmekte ve şeksiz şüphesiz tanımakta idiler. Hatta müşrikler ile kendi aralarında cahiliye döneminde meydana gelen savaşlarda o Peygamber ile yardıma kavuşacaklarına inanmakta, müşrikleri O’nun gelişi ile ve onunla birlikte savaşacaklarını söyleyerek korkutmakta idiler. O tanıdıkları Nebi ve Kitap gelince inkar ettiler. Bu … Devamını oku
Yahudiler insanlar içinde en çok haset eden kimselerdir. Öyle ki hasetleri onları Allah'ı inkâr etmeye ve indirdiğini reddetmeye götürmüştür. Bunun sebebi ise Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendilerinden olmamasıdır.
Şüphesiz ki, Allah Teâlâ'ya hakiki iman etmek, indirdiği bütün kitapları ve gönderdiği bütün resulleri tasdik etmeyi gerekli kılar.
Doğru yolu bilip, delillerinin ikame edilmesinden sonra ondan ve haktan yüz çevirmek en büyük zulüm sayılır.
Yahudilerin adetlerinden birisi de anlaşma ve sözleşmeleri bozmalarıdır. Bu da günümüze kadar devam eden davranışlarıdır.
90. ayetin diğer mealleri
Allah’ın kullarından dilediğine, bol ihsanından indirmesini çekemeyerek, Allah’ın indirdiğine küfretmekle kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar, bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. Kâfirlere alçaltıcı bir azap vardır.
Onların, Allah'ın kullarından dilediğine (Kitap) indirmesini kıskandıkları için Allah'ın indirdiğini (Kur'ân'ı) inkâr ederek kendilerini çok kötü bir şey karşılığında satmaları ne kadar kötü bir şeydir! Böylece onlar, gazap üstüne gazaba uğradılar. Ayrıca kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır.
Ne kadar çirkindir o uğruna kendilerini sattıkları şey ki; Allah'ın kullarından dilediğine kendi lütuf ve kereminden vahiy indirmesine kafa tutarak, Allah ne indirdiyse hepsini inkâr ettiler. İşte bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradılar. Can yakıcı azap asıl kâfirler içindir.
O kendi emri ile kullarından dilediği kimseler üzerine vahiy ile melekleri: ‘Benden başka hiçbir ilah olmadığını bildirin. O halde benden korkun’ desinler diye indirir.
Peygamberleri, onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Müminler ancak Allah’a tevekkül etsinler.”
Mûsâ kavmine: “Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır, kullarından dilediğine onu miras verir. İyi akıbet ise, takvâ sahiplerinin olacaktır.” dedi.
Allah sana bir zarar dokundurursa onu O’ndan başka giderecek yoktur. Sana bir iyilik dilerse; O’nun lütfunu geri çevirecek de yoktur. O, lütfunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.