Eğer bu işi yapamazsanız ki, elbette yapamayacaksınız. O zaman, kâfirler için hazırlanan (ve) yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi koruyun.
Bakara Suresi’nin 24. ayeti (2:24) Medeni bir surededir; 1. cüzde, Mushaf’ın 4. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 69 kârinin sesinden dinleyin.
Bakara Suresi 24. ayeti dinleyin
69 kâriden 75 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (75)
24. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Eğer bu işi yapamazsanız ki -buna kesinlikle güç yetiremeyeceksiniz- o zaman, azabı hak eden insanlar ve onların ibadet ettikleri birçok taş çeşidi ve diğer başka şeyler ile tutuşturulan ateşten kendinizi koruyunuz. Şüphesiz ki Allah, bu ateşi kâfirler için hazırlayıp düzenlemiştir.
Allah Teâlâ, iki yüzlülükleri ve dosdoğru yoldan sapmalarının karşılığı olarak münafıkları en ihtiyaç duydukları ve sıkıntıda oldukları zaman yardımsız bırakmıştır.
İbadette Allah'ın birlenmesinin gerekli olduğunun en büyük delillerinden birisi de, Allah Teâlâ'nın bu alemdeki her şeyi bizim için yaratmış ve hizmetimize sunmuş olmasıdır.
Kulların, Kur'an-ı Kerim'in bir suresinin benzerini getirme hususunda aciz kalmaları onun Hakîm ve Alîm olan (Allah) tarafından indirildiğine delalet etmektedir.
24. ayetin diğer mealleri
Eğer bu işi yapamazsanız ki, elbette yapamayacaksınız. O zaman, kâfirler için hazırlanan (ve) yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi koruyun.
Bunu yapamazsanız ki elbette yapamayacaksınız. O halde yakıtı, insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden sakının. Çünkü o ateş kâfirler için hazırlanmıştır.
Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının.
Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sure getirin ve Allah’tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın."
Etraflarında altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin zevk aldığı her şey vardır. Siz, orada ebedî kalacak olanlarsınız.