İçeriğe geç

Ankebût Suresi 50. Ayet

سورة العنكبوت، الآية ٥٠

29:50 21. cüz 41. hizb Mushaf’ta 402. sayfa Mekki sure

29:50 ayetinin metni

وَقَالُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ ءَايَٰتٌ مِّن رَّبِّهِۦ قُلْ إِنَّمَا ٱلْـَٔايَٰتُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ ۝٥٠

Okunuşu

waqālū lawlā unzila ʿalayhi āyātun min rabbihi qul innamā l-āyātu ʿinda l-lahi wa-innamā anā nadhīrun mubīnun

Meal

Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Ankebût Suresi’nin 50. ayeti (29:50) Mekki bir surededir; 21. cüzde, Mushaf’ın 402. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.

Ankebût Suresi 50. ayeti dinleyin

72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (78)

50. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Müşrikler dediler ki: "Kendinden önceki resullere mucizeler indiği gibi Muhammed'e de mucizeler indirilseydi ya!" -Ey Resul!- Bu öneride bulunanlara de ki: "Mucizeler Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın elindedir. Dilediği zaman indirir. Onu indirmek benim elimde değildir. Ben ancak Yüce Allah'ın azabından açıkça uyaran bir uyarıcıyım."

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

50. Yani peygamberi ve onun getirdiklerini yalanlayıp ona kendilerinin istedikleri belirli birtakım mucizelerin indirilmesini teklif eden bu zalimler, bu isteklerini ileri sürerek itiraz ettiler. Nitekim Yüce Allah, onlar hakkında şöyle buyurmaktadır: “Dediler ki: Bize yeryüzünden bir pınar akıtmadıkça asla sana inanmayacağız...” (el-İsrâ, 17/90) Halbuki mucizelerin indirilmesini tayin ve tespit etmek, ne onların elindedir ne de Allah Rasûlünün elinde. Çünkü bu, Allah'ın işine karışmak sayılır. Keşke şöyle olsaydı, Bu böyle olmalı demek, onların işi değildir. Zira hiçbir kimsenin bu konularda … Devamını oku

Ankebût Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Ankebût suresinin 46-52. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 402. sayfası).

  • Ehli Kitab'a karşı en güzel yol ile mücadele yapılır.
  • Hiçbirini diğerinden ayırmadan bütün resullere ve kitaplara iman etmek, imanın sıhhat şartıdır.
  • Kur'an-ı Kerim, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in doğruluğuna delalet eden daimî hüccet ve ebedî bir mucizedir.

50. ayetin diğer mealleri

O’na, Rabbi katındanayetler/mucizeler indirmeli değil miydi? dediler. De ki: Ayetler/ Mucizeler sadece Allah’ın katındandır. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım!

«Ona Rabbinden (başkaca) mucizeler indirilmeli değil miydi?» derler. De ki: Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.

"Ona Rabbinden (başkaca) mucize indirilmeli değil miydi?" derler. Cevaben de ki: "Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."

50. ayet kelime kelime

  1. وَقَالُوا۟ waqālū ve dediler ki
  2. لَوْلَآ lawlā değil miydi?
  3. أُنزِلَ unzila indirilmeli
  4. عَلَيْهِ ʿalayhi ona
  5. ءَايَٰتٌ āyātun ayetler
  6. مِّن min Rabbinden
  7. رَّبِّهِۦ rabbihi
  8. قُلْ qul de ki
  9. إِنَّمَا innamā şüphesiz
  10. ٱلْـَٔايَٰتُ l-āyātu ayetler (mu'cizeler)
  11. عِندَ ʿinda yanındadır
  12. ٱللَّهِ l-lahi Allah'ın
  13. وَإِنَّمَآ wa-innamā ve şüphesiz
  14. أَنَا۠ anā ben ancak
  15. نَذِيرٌ nadhīrun bir uyarıcıyım
  16. مُّبِينٌ mubīnun apaçık

50. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Yûnus 10:96–97

    إِنَّ ٱلَّذِينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ …

    Şüphesiz Rabbinin sözü (azaba uğrayacakları hükmü) gerçekleşmiş olanlar, iman etmezler. …

  • İsrâ 17:59

    وَمَا مَنَعَنَآ أَن نُّرْسِلَ بِٱلْـَٔايَٰتِ إِلَّآ أَن كَذَّبَ بِهَا ٱلْأَوَّلُونَ وَءَاتَيْنَا ثَمُودَ ٱلنَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُوا۟ بِهَا وَمَا نُرْسِلُ بِٱلْـَٔايَٰتِ إِلَّا تَخْوِيفًا

    Bizi mucizeler göndermekten, öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semûd kavmine açık bir mucize olarak dişi deveyi vermiştik. Ama ona zulmettiler. Oysa biz mucizeyi sadece korkutmak için göndeririz.

  • Kehf 18:17

    وَتَرَى ٱلشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَٰوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَهُمْ فِى فَجْوَةٍ مِّنْهُ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ مَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ وَلِيًّا مُّرْشِدًا

    (Orada olsaydın) Güneş doğduğunda; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, battığında da sol yandan kayıp gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın âyetlerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

  • Bakara 2:272

    لَّيْسَ عَلَيْكَ هُدَىٰهُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يَشَآءُ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَلِأَنفُسِكُمْ وَمَا تُنفِقُونَ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ ٱللَّهِ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْ لَا تُظْلَمُونَ

    (Ey Muhammed!) Onları hidayete erdirmek senin üzerine (bir sorumluluk) değildir. Fakat Allah, dilediği kimseyi hidayete erdirir. İyilik olarak her ne verirseniz, o kendiniz içindir. Zaten siz, yalnız Allah’ın rızasını/vechini kazanmak için verirsiniz. İyilik olarak ne verirseniz (bunun karşılığı) size eksiksizce ödenecektir. Ve siz, haksızlığa uğratılmazsınız.

  • Şuarâ 26:197

    أَوَلَمْ يَكُن لَّهُمْ ءَايَةً أَن يَعْلَمَهُۥ عُلَمَٰٓؤُا۟ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    İsrail oğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için ispatlayıcı bir delil (ayet) değil midir?

  • Tâhâ 20:133

    وَقَالُوا۟ لَوْلَا يَأْتِينَا بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّهِۦٓ أَوَلَمْ تَأْتِهِم بَيِّنَةُ مَا فِى ٱلصُّحُفِ ٱلْأُولَىٰ

    "Bize, Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi?" dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi?

Lafzen benzer ayetler

Bu ayetle ortak bir ifadeyi paylaşırlar: ezberlerken birbirinden ayırt etmeye yarar.

  • Mülk 67:26

    قُلْ إِنَّمَا ٱلْعِلْمُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    De ki: “Bunun bilgisi yalnız Allah’ın katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.''

  • En’âm 6:109

    وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَتْهُمْ ءَايَةٌ لَّيُؤْمِنُنَّ بِهَا قُلْ إِنَّمَا ٱلْـَٔايَٰتُ عِندَ ٱللَّهِ وَمَا يُشْعِرُكُمْ أَنَّهَآ إِذَا جَآءَتْ لَا يُؤْمِنُونَ

    (Müşrikler), kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine dair var güçleriyle Allah’ın adına yemin ederler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?”

  • En’âm 6:8

    وَقَالُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ مَلَكٌ وَلَوْ أَنزَلْنَا مَلَكًا لَّقُضِىَ ٱلْأَمْرُ ثُمَّ لَا يُنظَرُونَ

    "Ona ne diye bir melek indirilmedi?” dediler. Eğer biz bir melek indirseydik (iman etmemeleri halinde) herhalde iş bitirilmiş olurdu. Ve sonra kendilerine (azıcık) bir süre (bile) verilmezdi.

Ankebût Suresi’nin tüm benzer ayetleri

Daha fazlası

11 Ekim 2026 Pazar 30 ربيع الآخر 1448 هـ