Ankebût Suresi’nin 50. ayeti (29:50) Mekki bir surededir; 21. cüzde, Mushaf’ın 402. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Ankebût Suresi 50. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
50. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Müşrikler dediler ki: "Kendinden önceki resullere mucizeler indiği gibi Muhammed'e de mucizeler indirilseydi ya!" -Ey Resul!- Bu öneride bulunanlara de ki: "Mucizeler Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın elindedir. Dilediği zaman indirir. Onu indirmek benim elimde değildir. Ben ancak Yüce Allah'ın azabından açıkça uyaran bir uyarıcıyım."
50. Yani peygamberi ve onun getirdiklerini yalanlayıp ona kendilerinin istedikleri belirli birtakım mucizelerin indirilmesini teklif eden bu zalimler, bu isteklerini ileri sürerek itiraz ettiler. Nitekim Yüce Allah, onlar hakkında şöyle buyurmaktadır: “Dediler ki: Bize yeryüzünden bir pınar akıtmadıkça asla sana inanmayacağız...” (el-İsrâ, 17/90) Halbuki mucizelerin indirilmesini tayin ve tespit etmek, ne onların elindedir ne de Allah Rasûlünün elinde. Çünkü bu, Allah'ın işine karışmak sayılır. Keşke şöyle olsaydı, Bu böyle olmalı demek, onların işi değildir. Zira hiçbir kimsenin bu konularda … Devamını oku
Ehli Kitab'a karşı en güzel yol ile mücadele yapılır.
Hiçbirini diğerinden ayırmadan bütün resullere ve kitaplara iman etmek, imanın sıhhat şartıdır.
Kur'an-ı Kerim, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in doğruluğuna delalet eden daimî hüccet ve ebedî bir mucizedir.
50. ayetin diğer mealleri
O’na, Rabbi katındanayetler/mucizeler indirmeli değil miydi? dediler. De ki: Ayetler/ Mucizeler sadece Allah’ın katındandır. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım!
«Ona Rabbinden (başkaca) mucizeler indirilmeli değil miydi?» derler. De ki: Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.
"Ona Rabbinden (başkaca) mucize indirilmeli değil miydi?" derler. Cevaben de ki: "Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."
Bizi mucizeler göndermekten, öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semûd kavmine açık bir mucize olarak dişi deveyi vermiştik. Ama ona zulmettiler. Oysa biz mucizeyi sadece korkutmak için göndeririz.
(Orada olsaydın) Güneş doğduğunda; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, battığında da sol yandan kayıp gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın âyetlerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
(Ey Muhammed!) Onları hidayete erdirmek senin üzerine (bir sorumluluk) değildir. Fakat Allah, dilediği kimseyi hidayete erdirir. İyilik olarak her ne verirseniz, o kendiniz içindir. Zaten siz, yalnız Allah’ın rızasını/vechini kazanmak için verirsiniz. İyilik olarak ne verirseniz (bunun karşılığı) size eksiksizce ödenecektir. Ve siz, haksızlığa uğratılmazsınız.
(Müşrikler), kendilerine bir mucize gelirse, ona mutlaka iman edeceklerine dair var güçleriyle Allah’ın adına yemin ederler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?”
"Ona ne diye bir melek indirilmedi?” dediler. Eğer biz bir melek indirseydik (iman etmemeleri halinde) herhalde iş bitirilmiş olurdu. Ve sonra kendilerine (azıcık) bir süre (bile) verilmezdi.