Şuarâ Suresi’nin 197. ayeti (26:197) Mekki bir surededir; 19. cüzde, Mushaf’ın 375. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 74 kârinin sesinden dinleyin.
Şuarâ Suresi 197. ayeti dinleyin
74 kâriden 80 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (80)
197. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Seni yalanlayan o kimseler için senin doğruluğunu bildiren bir işaret yok mu ki; İsrailoğulları'nın âlimlerinden Abdullah b. Selâm gibi senin üzerine indirilmiş olanın hakikatini bilsin?
197. “Acaba” ilmin kendilerine ulaştığı ve o gün için insanların en bilginleri olup insaf sahibi olmakla da tanınan “İsrailoğulları âlimlerinin” sahip oldukları bilgi “onlar için” onun doğruluğuna ve Allah’tan geldiğine dair “(yeterli) bir delil değil midir?” Çünkü hakkında şüpheye düşülen her bir hususta bilgi sahibi olan, o işi bilip anlayan kimselere başvurulur. Böyle bir durumda bu bilgi sahibi kimselerin sözleri, diğerlerine karşı delil teşkil eder. Nitekim sihir ilminde ileri dereceye ulaşmış olan sihirbazlar, Mûsâ’nın getirdiği mucizenin doğru olduğunu ve hiçbir şekilde sihir olmadığını bilmişlerdi. Artık bundan sonra cahillerin söyledikleri sözlere hiçbir şekilde aldırış edilmez.
Onlar ki, yanlarında bulunan Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları ümmî Peygambere, Rasûle tâbi olurlar. (O peygamber) onlara iyiliği emreder ve kötülüklerden nehyeder, temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zorlukları kaldırır. Ona iman edenler, onu destekleyip yardım eden ve onunla indirilen nura uyanlar, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.