fakullan akhadhnā bidhanbihi famin'hum man arsalnā ʿalayhi ḥāṣiban wamin'hum man akhadhathu l-ṣayḥatu wamin'hum man khasafnā bihi l-arḍa wamin'hum man aghraqnā wamā kāna l-lahu liyaẓlimahum walākin kānū anfusahum yaẓlimūna
Meal: Rowwad Tercüme Merkezi
Derken biz her birini günahı ile aldık. Kimilerinin üzerine taş yağdıran kasırga gönderdik, kimilerini o çığlık yakaladı. Onlardan kimisini yere geçirdik, kimilerini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyordu fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Ankebût Suresi’nin 40. ayeti (29:40) Mekki bir surededir; 20. cüzde, Mushaf’ın 401. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 72 kârinin sesinden dinleyin.
Ankebût Suresi 40. ayeti dinleyin
72 kâriden 78 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.
Tüm sesler (78)
40. ayetin tefsiri
el-Muhtasar
Daha önce bahsedilenlerin hepsini helak edici azabımızla yakalayıverdik. Onlardan bazısı üzerlerine yığın halinde sertleşmiş çamurdan taşlar yağdırdığımız Lût kavmidir. Bazısı da kendisi ve evini yerin dibine geçirdiğimiz Karun’dur. Bazıları da boğarak helak ettiğimiz Nuh’un, Firavun ve Haman’ın kavmidir. Allah, günahsız oldukları halde helak ederek onlara zulmetmedi. Fakat onlar günahlar işleyerek kendilerine zulmettiler ve azabı hak ettiler.
40. “Biz” bu yalanlayıcı ümmetlerin “herpsini günahı sebebiyle” günahına göre ve ona uygun bir ceza ile “yakaladık. Kimisinin üzerine taş yağdıran kasırga gönderdik.” Yüce Allah, Ad kavmini üzerlerine kısır rüzgar estiren bir fırtınayı göndererek helâk etti. Nitekim Yüce Allah onların üzerlerine gönderdiği bu rüzgar ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: “O rüzgarı onlara yedi gece ve sekiz gün peş peşe musallat kıldık. O kavmi o süre içinde içleri boşalmış hurma kütükleriymiş gibi yere yıkılmış görürdün. Şimdi onlardan geriye kalan bir şey görüyor musun?” (el-Hakka, 7-8) “Kimisini de o … Devamını oku
Dünyada olan azap türlerinin çokluğu belirtilmiştir.
Yüce Allah, haksızlık etmekten münezzehtir.
Allah'ın dışında başka şeylere bağlanmak en zayıf sebeplere bağlanmaktır.
Mümin kimsenin davranışlarının ıslah edilmesinde, namazın önemi anlatılmıştır.
40. ayetin diğer mealleri
Şaban Piriş
Onlardan kiminin üzerine taş savuran kasırga gönderdik. Kimini bir çığlık yakaladı. Kimini de yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah, onlara zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Ali Özek ve arkadaşları
Nitekim, onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Nitekim onlardan herbirini günahları sebebiyle suç üstü yakaladık: Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine yazık ediyorlardı.
40. ayet kelime kelime
فَكُلًّاfakullannitekim hepsini
أَخَذْنَاakhadhnāyakaladık
بِذَنۢبِهِۦbidhanbihigünahıyla
فَمِنْهُمfamin'humonlardan
مَّنْmankiminin
أَرْسَلْنَاarsalnāgönderdik
عَلَيْهِʿalayhiüstüne
حَاصِبًاḥāṣibantaş yağdıran bir fırtına
وَمِنْهُمwamin'humve onlardan
مَّنْmankimini
أَخَذَتْهُakhadhathuyakaladı
ٱلصَّيْحَةُl-ṣayḥatukorkunç bir ses
وَمِنْهُمwamin'humve onlardan
مَّنْmankimini
خَسَفْنَاkhasafnābatırdık
بِهِbihionunla
ٱلْأَرْضَl-arḍayere
وَمِنْهُمwamin'humve onlardan
مَّنْmankimini
أَغْرَقْنَاaghraqnāboğduk
وَمَاwamāve
كَانَkānadeğildi
ٱللَّهُl-lahuAllah
لِيَظْلِمَهُمْliyaẓlimahumonlara zulmedecek
وَلَٰكِنwalākinfakat
كَانُوٓا۟kānūonlar
أَنفُسَهُمْanfusahumkendi kendilerine
يَظْلِمُونَyaẓlimūnazulmediyorlardı
Bu ayetin geçtiği hadisler
Bu ayet bir hadiste geçiyor; hadisin metni Arapçadır.
Onlara, kendilerinden önce geçen Nûh, Âd, Semûd kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve alt üst olmuş (Lût kavmi) şehirlerinin haberleri gelmedi mi? Rasûlleri, onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara zulmetmemiş; fakat onlar kendi nefislerine zulmetmişlerdi.
Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önceki kimselerin akibetinin nasıl olduğuna bir baksınlar? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı yeri sürüp alt üst etmişler ve bunların (Mekke halkının) imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara peygamberleri apaçık delillerle gelmişlerdi. Allah, onlara zulmetmiş değildir. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Bulutlarla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın gönderdik. Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yiyin, dedik. Fakat onlar bize değil ancak kendilerine zulmediyorlardı.
(Kâfirler) kendilerine o meleklerin gelmesinden yahut Rabbinin emrinin gelip çatmasından başkasını mı beklerler? Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Onları on iki kabileye ayırmıştık. Kavmi Mûsâ ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur!” diye vahyettik. Oradan on iki kaynak fışkırdı. Her kabile su içeceği yeri öğrendi. Onları bulut ile gölgelendirdik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın yedirdik. Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz olanlarından yiyin. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler.