İçeriğe geç

Âl-i İmrân Suresi 128. Ayet

سورة آل عمران، الآية ١٢٨

3:128 4. cüz 7. hizb Mushaf’ta 66. sayfa Medeni sure

3:128 ayetinin metni

لَيْسَ لَكَ مِنَ ٱلْأَمْرِ شَىْءٌ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ أَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَإِنَّهُمْ ظَٰلِمُونَ ۝١٢٨

Okunuşu

laysa laka mina l-amri shayon aw yatūba ʿalayhim aw yuʿadhibahum fa-innahum ẓālimūna

Meal

Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tevbelerini kabul edip onları affeder ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.

Başka bir dilde meal
Mahmud Halil el-Husari Sure içinde oku

Âl-i İmrân Suresi’nin 128. ayeti (3:128) Medeni bir surededir; 4. cüzde, Mushaf’ın 66. sayfasında yer alır. Arapçasını okunuşu, mealleri ve tefsiriyle okuyun, 71 kârinin sesinden dinleyin.

Âl-i İmrân Suresi 128. ayeti dinleyin

71 kâriden 77 tilavet: birini seçin, oynatıcıda başlasın.

Tüm sesler (77)

128. ayetin tefsiri

el-Muhtasar

Allah’ın resulü Uhud savaşında müşriklerlerin ileri gelenlerinden bazı kimselerin yapmış oldukları şeylerden ötürü onların helak olmaları için beddua etmişti. Yüce Allah ise: "Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur." diyerek uyarmıştı. Bilakis bu iş Allah'a aittir. Allah aranızda hükmedene kadar ya da onları tövbe etmeye muvaffak kılıp Müslüman olana ve yahut da küfürleri üzerine devam edip onlara azap edene kadar sabret. Şüphesiz ki, onlar azabı hak eden zalim kimselerdir.

Büyük tefsirler

es-Sa’dî Tefsiri

128. Uhud günü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in dişi kırılıp başı yarıldığında: “Peygamberlerinin başını yarıp dişini kıran bir kavim nasıl iflah olur?” demişti. Bunun üzerine Allah bu âyet-i kerimeyi indirdi ve emrin tümüyle Allah’a ait olduğunu, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın ise emirden hiçbir şeye sahip olmadığını açıkladı. Çünkü o da Allah’ın kullarından bir kuldur. Hepsi Rablerinin kulluğu altındadır ve onların işleri Allah tarafından idare edilir. Onlar ise herhangi bir şeyi idare edip düzene koyamazlar. Senin -ey Peygamber- kendilerine beddua ettiğin yahut kurtuluş … Devamını oku

Âl-i İmrân Suresi’nin tamamının tefsiri

Bu ayetlerden çıkarılan faydalar

Âl-i İmrân suresinin 122-132. ayetleriyle ilgilidir (Mushafın 66. sayfası).

  • İnsanların başına gelen felaketler ve onlara verilen nimetler ile sürekli öğüt verilmelidir. Zira insanlar bunlara bakarak öğüt alırlar.
  • Allah'ın yardımı, rahmeti ve lütfunun kullara gönderilmesinin en önemli sebeplerinden bir tanesi de takvalı olmak ve savaşın zorluklarına karşı sabırlı olmaktır.
  • Bütün işler Allah'a aittir. Dilediği gibi hükmeder ve dilediği gibi emreder. Hakiki Mümin, işlerini Allah'a teslim eden ve hükmüne boyun eğen kimsedir.
  • Günahlar -ki faiz bunlardan birisidir- kulun hüsran içinde olmasının en büyük sebeplerindendir. Özellikle de en şiddetli sıkıntı ve zorluk anlarında durumu böyle olur.
  • Faizin yasak olması ile ilgili ayetlerin Uhud Gazvesi'nin anlatıldığı ayetler ile birlikte zikredilmesinin sebebi, İslam dininin emirlerinde ve yasaklarında kapsayıcı ve birbiri ile bağlantılı olmasıdır. Öyle ki, bir konunun ortasında diğerinden bahsedilmiştir.

128. ayetin diğer mealleri

Senin bu hususta yapacak bir şeyin yoktur. Allah, ya onların tevbesini kabul eder veya onları cezalandırır. Çünkü onlar zalimlerdir.

(Bu onlardan) bir kısmının tövbelerini kabul etmek, bir kısmı da zalim olduklarından onlara azâp etmek içindir ki, bunda, senin yapabileceğin hiçbir şey yoktur.

Bu işten sana hiçbir şey düşmez. (Allah), ya onların tevbesini kabul eder, yahut onlara, zalim olduklarından dolayı azab eder.

128. ayet kelime kelime

  1. لَيْسَ laysa yoktur ل ي س
  2. لَكَ laka senin
  3. مِنَ mina o konuda
  4. ٱلْأَمْرِ l-amri أ م ر
  5. شَىْءٌ shayon (yapacağın) bir şey ش ي أ
  6. أَوْ aw ya
  7. يَتُوبَ yatūba (Allah) tevbelerini kabul eder ت و ب
  8. عَلَيْهِمْ ʿalayhim onların
  9. أَوْ aw ya da
  10. يُعَذِّبَهُمْ yuʿadhibahum onlara azab eder ع ذ ب
  11. فَإِنَّهُمْ fa-innahum şüphesiz onlar (diye)
  12. ظَٰلِمُونَ ẓālimūna zalimlerdir ظ ل م

Bu ayetin geçtiği hadisler

Sahih Sahîh-i Buhârî 4069

"Sabah namazının son rekatında rükûdan başını kaldırıp; «Semiallâhu limen hamideh. Rabbe­nâ ve leke'l-hamd» dedikten sonra; «Allah'ım! Falana ve falana lanet et!» diye beddua etti. Bunun üzerine Allah; "Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur." ayetini indirdi.

Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sabah namazının son rekatında rükûdan başını kaldırıp; «Semiallâhu limen hamideh. Rabbe­na ve leke'l-hamd» dedikten sonra; «Allah'ım! Falana ve falana lanet et!» diye beddua ettiğini işitmiştir. Bunun üzerine Allah…

"‏ اللَّهُمَّ الْعَنْ فُلاَنًا وَفُلاَنًا وَفُلاَنًا ‏"‏‏.‏ بَعْدَ مَا يَقُولُ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ‏"‏‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏‏{‏لَيْسَ لَكَ مِنَ الأَمْرِ شَىْءٌ‏}‏ إِلَى…

Râvi: Abdullah b. Ömer + 9 başka rivayet Şerhli

Sahih Sahîh-i Müslim 677k

Birtakım kimseler Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-´e gelerek, bize Kur´an´ı ve Sünnet´i öğretecek insanlar gönderseniz, dediler. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-, içlerinde dayım Harâm´ın da bulunduğu, Ensâr'dan kurrâ olan yetmiş kişiyi onlara gönderdi.

Enes -radıyallahu anh- şöyle dedi: Birtakım kimseler Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-´e gelerek, bize Kur´an´ı ve Sünnet´i öğretecek insanlar gönderseniz, dediler. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-, içlerinde dayım Harâm´ın da bulunduğu, Ensâr'dan kendilerine kurrâ denilen yetmiş…

إِنَّ إِخْوَانَكُمْ قَدْ قُتِلُوا وَإِنَّهُمْ قَالُوا اللَّهُمَّ بَلِّغْ عَنَّا نَبِيَّنَا أَنَّا قَدْ لَقِينَاكَ فَرَضِينَا عَنْكَ وَرَضِيتَ عَنَّا ‏"

Râvi: Enes b. Mâlik + 3 başka rivayet Şerhli

Diğer hadisler (27)

128. ayetle ilgili ayetler

İbn Kesîr’in bu ayetin tefsirinde andığı ayetler

  • Ra’d 13:40

    وَإِن مَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ وَعَلَيْنَا ٱلْحِسَابُ

    Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.

  • Bakara 2:272

    لَّيْسَ عَلَيْكَ هُدَىٰهُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يَشَآءُ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَلِأَنفُسِكُمْ وَمَا تُنفِقُونَ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ ٱللَّهِ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْ لَا تُظْلَمُونَ

    (Ey Muhammed!) Onları hidayete erdirmek senin üzerine (bir sorumluluk) değildir. Fakat Allah, dilediği kimseyi hidayete erdirir. İyilik olarak her ne verirseniz, o kendiniz içindir. Zaten siz, yalnız Allah’ın rızasını/vechini kazanmak için verirsiniz. İyilik olarak ne verirseniz (bunun karşılığı) size eksiksizce ödenecektir. Ve siz, haksızlığa uğratılmazsınız.

  • Kasas 28:56

    إِنَّكَ لَا تَهْدِى مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يَشَآءُ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ

    Şüphesiz sen, sevdiklerine hidayet edemezsin. Fakat Allah, dilediğine hidayet eder. Hidayete erecek olanları en iyi O bilir.

Daha fazlası

20 Ekim 2026 Salı 9 جمادى الأولى 1448 هـ