İçeriğe geç

Sahîh-i Müslim33. kitap

Birtakım kimseler Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-´e gelerek, bize Kur´an´ı ve Sünnet´i öğretecek insanlar gönderseniz, dediler. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-, içlerinde dayım Harâm´ın da bulunduğu, Ensâr'dan kurrâ olan yetmiş kişiyi onlara gönderdi.

باب ثُبُوتِ الْجَنَّةِ لِلشَّهِيدِ ‏‏

Sahih Sahîh-i Müslim hadisi Sahîh-i Müslim 677k

Râvi:Enes b. Mâlik

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، أَخْبَرَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ جَاءَ نَاسٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا أَنِ ابْعَثْ مَعَنَا رِجَالاً يُعَلِّمُونَا الْقُرْآنَ وَالسُّنَّةَ ‏.‏ فَبَعَثَ إِلَيْهِمْ سَبْعِينَ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ يُقَالُ لَهُمُ الْقُرَّاءُ فِيهِمْ خَالِي حَرَامٌ يَقْرَءُونَ الْقُرْآنَ وَيَتَدَارَسُونَ بِاللَّيْلِ يَتَعَلَّمُونَ وَكَانُوا بِالنَّهَارِ يَجِيئُونَ بِالْمَاءِ فَيَضَعُونَهُ فِي الْمَسْجِدِ وَيَحْتَطِبُونَ فَيَبِيعُونَهُ وَيَشْتَرُونَ بِهِ الطَّعَامَ لأَهْلِ الصُّفَّةِ وَلِلْفُقَرَاءِ فَبَعَثَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَيْهِمْ فَعَرَضُوا لَهُمْ فَقَتَلُوهُمْ قَبْلَ أَنْ يَبْلُغُوا الْمَكَانَ ‏.‏ فَقَالُوا اللَّهُمَّ بَلِّغْ عَنَّا نَبِيَّنَا أَنَّا قَدْ لَقِينَاكَ فَرَضِينَا عَنْكَ وَرَضِيتَ عَنَّا - قَالَ - وَأَتَى رَجُلٌ حَرَامًا خَالَ أَنَسٍ مِنْ خَلْفِهِ فَطَعَنَهُ بِرُمْحٍ حَتَّى أَنْفَذَهُ ‏.‏ فَقَالَ حَرَامٌ فُزْتُ وَرَبِّ الْكَعْبَةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَصْحَابِهِ ‏"‏

إِنَّ إِخْوَانَكُمْ قَدْ قُتِلُوا وَإِنَّهُمْ قَالُوا اللَّهُمَّ بَلِّغْ عَنَّا نَبِيَّنَا أَنَّا قَدْ لَقِينَاكَ فَرَضِينَا عَنْكَ وَرَضِيتَ عَنَّا ‏"

Enes -radıyallahu anh- şöyle dedi: Birtakım kimseler Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-´e gelerek, bize Kur´an´ı ve Sünnet´i öğretecek insanlar gönderseniz, dediler. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-, içlerinde dayım Harâm´ın da bulunduğu, Ensâr'dan kendilerine kurrâ denilen yetmiş kişiyi onlara gönderdi. Bunlar Kur´an okuyor, geceleri onu aralarında müzakere edip öğreniyorlardı. Gündüzleri ise su getirip mescide koyuyorlar, odun toplayıp onu satıyor, bedeliyle de Suffe ehline ve fakirlere yiyecek satın alıyorlardı. İşte Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara bu kişileri göndermişti. Fakat gidecekleri yere varmadan önlerine çıktılar ve onları öldürdüler. Onlar (öldürülmeden önce): "Allah'ım! Bizim haberimizi Peygamberimiz´e ulaştır. Bizler sana kavuştuk ve senden razı olduk; sen de bizden razı oldun." dediler. Bir adam, yaklaşıp Enes´in dayısı Harâm´a mızrağını sapladı, hatta vücudunun bir tarafından öbür tarafına geçirdi. Bunun üzerine Harâm: "Kâbe´nin Rabbine yemin ederim ki, cenneti kazandım gitti." dedi. Bu olay üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: «Şüphesiz ki din kardeşleriniz öldürüldüler. Onlar hem de şöyle dediler: Allah'ım! Bizim haberimizi Peygamberimiz´e ulaştır. Bizler sana kavuştuk ve senden razı olduk; sen de bizden razı oldun.» buyurdu.

Rivayet eden: Müslim (No. 677k) ve Ahmed b. Hanbel (No. 3756, 13351).

Kopyala
Kopyalanacaklar:
Hata bildir

Açıklama

Hadisin anlamı: Bazı Arap kabilelerinden bir grup, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek Müslüman olduklarını iddia ettiler ve Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’den kendilerine Kur’ân öğretecek kimseler istediler. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onlarla birlikte Kur’an'ı çokça öğrenip ezberlemelerinden dolayı kendilerine kurra denilen yetmiş kişi gönderdi. Bu kurraların Kur’an ile çokça meşgul olmaları, onları sevap kazanmaktan alıkoymuyordu. Enes’in haber verdiği gibi “Onlar, gündüzleri su getirip mescide koyuyorlar, odun toplayıp onu satıyor, bedeliyle de Suffe ehline ve fakirlere yiyecek satın alıyorlardı.” Bunun anlamı; onlar, gündüzleri taharet ihtiyacını gidermek isteyen kimseler için yahut da başka şeyler için su getirip mescide koyuyorlar ve odun toplayıp onu satıyor, bedeliyle de Suffe ehline ve fakirlere yiyecek satın alıyorlardı. Suffe ashabı, mescidin suffe denilen bölümünede yaşayan fakir ve gariban kimselerdi. Bu yer, mescidden ayrı fakat mescide bitişik bir yerdi. Onlar üzeri gölgelik ile örtülmüş olan bu yerde geceyi geçirirlerdi. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onlarla birlikte kurraları gönderdi. Kurralar varmak istedikleri yer olan Ebu Berâ’nın evine henüz ulaşamadan Bi’ru Mauna (Mauna Kuyusu) denilen yerde konakladıklarında Amir İbn Tufeyl ve yanında bulunan adamlar kurraların canına yöneldi ve onlarla vuruştu. (Kurralar öldürülmeden önce): Allahım! Bizim haberimizi Peygamberimiz´e ulaştır. Bizler sana kavuştuk ve senden razı olduk; sen de bizden razı oldun, dediler. Başka bir rivayette: "Bizim haberimiz kavmimize ulaştı mı? Muhakkak ki bizler Rabbimize kavuştuk, O, bizden razı oldu biz O’ndan razı olduk.” dediler, şeklindedir. Cebrail aleyhisselam, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e şöyle haber vermiştir: “Muhakkak ki onlar Rablerine kavuştular, Rableri onlardan razı oldu ve Rableri de onları hoşnut etti.” Buhari rivayet etmiştir. Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem-:«Şüphesiz ki din kardeşleriniz öldürüldüler. Onlar hem de şöyle dediler: Allahım! Bizim haberimizi Peygamberimiz´e ulaştır. Bizler sana kavuştuk ve senden razı olduk; sen de bizden razı oldun.» buyurmuştur. Bunun anlamı: Allah, onlardan, itaatleri ve ibadetleri sebebiyle razı olmuş ve onlara ikramda bulunmuştur. Onlara Allah’tan bir rıza, hayır, ihsan ve rahmet ile mükâfatlandırmıştır.

Arapça açıklama

أن وفدًا من بعض القبائل العرب أتوا إلى النبي صلى الله عليه وسلم فزعموا أنهم قد أسلموا وطلبوا من النبي صلى الله عليه وسلم أن يَمُدَّهم بمن يعلمهم القرآن فأمدهم النبي صلى الله عليه وسلم بسبعين رجُلًا يقال لهم: القراء؛ وذلك لكثرة أخذهم للقرآن، ومع انشغالهم بكثرة قراءة القرآن، إلا أن ذلك لم يمنعهم من الاكتساب ولهذا قال أنس رضي الله عنه : "وكانوا بالنَّهار يَجِيئُون بالماء، فَيَضَعُونَه في المسجد، وَيَحْتَطِبُونَ فَيَبِيعُونَهُ، ويَشترون به الطعام لأهل الصُّفَّةِ، وللفقراء" ومعناه: أنهم في أوقات النهار يجلبون الماء ويضعونه في المسجد وقفاً لمن أراد استعماله لطهارة أو شرب أو غيرهما.

"وَيَحْتَطِبُونَ فَيَبِيعُونَهُ، ويشترون به الطعام لأهل الصُّفَّةِ، وللفقراء" أي: يجمعون الحطب فيبعونه ويشترون به الطعام ويتصدقون به على الفقراء ومنهم أهل الصُفَّة.

وأصحاب الصفة هم: الفقراء الغرباء الذين كانوا يأوون إلى مسجد النبي صلى الله عليه وسلم وكانت لهم في آخر المسجد صُفَّة وهو مكان منقطع من المسجد مظلل عليه يبيتون فيه.

ثم إن النبي صلى الله عليه وسلم بَعث القراء مع القوم، فلما نزلوا بئر معونة، وذلك قبل أن يصلوا إلى مقصدهم وهو منزل أبي براء ابن مُلَاعِبِ الْأَسِنَّةِ، قَصدهم عامر بن الطفيل، ومعه عصبة من الرجال فقاتلوهم، فقالوا: "اللهُمَّ بلِّغ عنَّا نبيَّنا أنَّا قد لَقِينَاكَ فرضِيْنَا عنَّك ورضِيت عنَّا" وفي رواية: "ألا بَلِّغوا عنَّا قوْمَنا أنا قد لقِيْنَا ربَّنا فَرَضِي عنَّا وأرضَانا"، فأخبر جِبْريل النبي صلى الله عليه وسلم : "أنهم قد لقوا ربهم، فرَضِى عنهم وأرضاهم"، كما في رواية البخاري.

فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : "إن إخْوَانَكم قد قُتِلوا وإنهم قالوا: اللَّهم بلِّغ عنَّا نبيَّنا أنَّا قد لَقِينَاكَ فَرَضِينا عنَّك ورَضِيت عنَّا" والمعنى: أن الله تعالى قد رضي عنهم بطاعتهم ورضوا عنه بما أكرمهم به وأعطاهم إياه من الخيرات والرضى من الله تعالى إفاضة الخير والإحسان والرحمة.

  • إقبال الصحابة على قراءة القرآن وطلب العلم.
  • تمسك الصحابة بدينهم مع شدة فقرهم.
  • جواز وضع الطعام والشراب في المسجد.
  • جواز الأكل والشرب في المسجد إذا دعت الحاجة إلى ذلك وكان الطعام يسيراً.
  • مشروعية الصدقة وفضيلة الاكتساب من الحلال لها.
  • بذل الجهد في العبادة لا يمنع من التكسب.
  • جواز عمل صُفَّة في المسجد، وهو الموضع المظلَّل.
  • جواز المبيت في المسجد.
  • تواضع الصحابة وعدم تكلفهم -رضي الله عنهم-.
  • ينبغي على الإمام بعث العلماء لتعليم الناس.
  • أهل الكفر قوم غادرون ينبغي على المسلمين أخذ الحذر منهم.
  • فيه جواز الحلف برب الكعبة.
  • إثبات صفة السمع والرؤيا والرضا وغير ذلك لله -تبارك وتعالى-.
  • أهل الإسلام على يقين في حياتهم وبعد موتهم بما أخبر به النبي -صلى الله عليه وسلم- من الفوز والفلاح.
  • تكريم الله لهم بتسخير الوحي للإخبار عنهم.
  • فيه فضيلة ظاهرة للشهداء وثبوت الرضا منهم ولهم وهو موافق؛ لقوله -تعالى-: (رضي الله عنهم ورضوا عنه).
  • أن النبي -صلى الله عليه وسلم- لا يَعْلم الغَيْب ولو كان يعلم الغيب لعلم بمقتل أصحابه -رضي الله عنهم- بل ولعلم بمكر أولئك القوم.
  • إثبات الكرامات لأولياء الله -تعالى-.

Klasik şerh

Nevevî — Şerhu Sahîhi Müslim

قَوْله : ( وَكَانُوا بِالنَّهَارِ يَجِيئُونَ بِالْمَاءِ فَيَضَعُونَهُ فِي الْمَسْجِد ) مَعْنَاهُ : يَضَعُونَهُ فِي الْمَسْجِد مُسَبَّلًا لِمَنْ أَرَادَ اِسْتِعْمَاله لِطَهَارَةٍ أَوْ شُرْب أَوْ غَيْرهمَا. وَفِيهِ : جَوَاز وَضْعه فِي الْمَسْجِد , وَقَدْ كَانُوا يَضَعُونَ أَيْضًا أَعْذَاق التَّمْر لِمَنْ أَرَادَهَا فِي الْمَسْجِد فِي زَمَن النَّبِيّ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ , وَلَا خِلَاف فِي جَوَاز هَذَا وَفَضْله. قَوْله : ( وَيَحْتَطِبُونَ فَيَبِيعُونَهُ وَيَشْتَرُونَ بِهِ الطَّعَام لِأَهْلِ الصُّفَّة ) أَصْحَاب الصُّفَّةِ هُمْ الْفُقَرَاء الْغُرَبَاء الَّذِينَ كَانُوا يَأْوُونَ إِلَى مَسْجِد النَّبِيّ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ , وَكَانَتْ لَهُمْ فِي آخِره صُفَّة , وَهُوَ مَكَ…

Devamını oku

Âlimlerin hükümleri

ÂlimHükümKapsamEser
Müslimv. 261 h. Sahihصحيح Hadis صحيح مسلم No. 677

Diğer rivayetler

Ayrıca rivayet edenler… (2)
  • الطبقات الكبرى لابن سعد (4352)فَبَعَثَ إِلَيْهِمْ سَبْعِينَ رَجُلا مِنَ الأَنْصَارِ ، يُقَالُلَهُمُ : الْقُرَّاءُ ، فِيهِمْ خَالِي حَرَامٌ ، كَانُوا يَقْرَؤُونَ الْقُرْآنَ وَيَتَدَارَسُونَ بِاللَّيْلِ وَيَتَعَلَّمُونَ ، وَكَانُوا بِالنَّهَارِ يَجِيئُونَ بِالْمَاءِ فَيَضَعُونَهُ بِالْمَسْجِدِ وَيَحْتَطِبُونَ فَيَبِيعُونَهُ وَيَشْ
  • دلائل النبوة للبيهقي (1267)إِخْوَانَكُمْ قَدْ قُتِلُوا ، وَقَالُوا : اللَّهُمَّ بَلِّغْ عَنَّا نَبِيَّنَا أَنَّا قَدْ لَقِينَاكَ فَرَضِينَا عَنْكَ ، وَرَضِيتَ عَنَّا

Geçen âyetler

Konular